Sayfalar

4 Eylül 2026 Cuma

İsviçre’nin Kalbine Yolculuk(5) Montreux ve Gruyères

Bu sabah yağmurlu bir güne uyandık. Bugünkü rotamız Montreux, ardından da fondü yemek üzere Gruyères köyüydü. Yağmur çiselemiyor, şakır şakır yağıyordu. Öğle saatlerine kadar da böyle devam edeceği için hiç acele etmeyelim dedik. Hatta bugün çay sorunu yaşamayalım, önce bende güzel güzel çaylarımızı içelim ve çaydanlığımızın hakkını verelim, diyerek misafirlerimi bana davet ettim.Pencerelere yağmur damlaları vururken içeride sıcacık çaylarımızı içerek yağmurun biraz azalmasını bekledik. Azalmadı… Biz yine de çıktık yola.

Montreux’ye varışımız yaklaşık bir buçuk saat sürecekti. Ama güzergâh o kadar güzeldi ki yolun nasıl geçtiğini anlamadık. Yemyeşil ormanların ve dağların üzerine sis bulutları çökmüş, yağmurla yıkanan vadiler daha da parlak bir yeşile bürünen yollarda ilerlerken Leman Gölü de görünmüştü.

Arabayı park edip yağmurluklarımızı giydikten sonra Montreux’nün sokaklarında dolaşmaya başladık. “Eksik gedik ne varsa bu yağmurlu günde tamamlayalım,” diyerek alışveriş için bir dükkândan diğerine dalıyorduk.

Nihayet yağmur dinmeye yüz tuttu. Bulutlar yükselmeye başlayınca Leman Gölü kıyısındaki bir restoranın yuvarlak masasına çöktük. “Ne içelim, ne içelim?” diye kısa bir kararsızlık yaşadıktan sonra Prosecco içmeye karar verdik. Sohbet, muhabbet ve fıkra gibi yaşanmışlıklarımızı anlatırken zaman akıp gidiverdi.

Gruyères köyü dönüş yolumuzun üzerindeydi. Bu masalsı köyde fondü yiyecektik. Çünkü gravyer  peyniriyle ünlü olan bu köy, fondüsüyle de ün salmıştı. Gökyüzü gittikçe açılıyor, güneş iyiden iyiye kendini gösteriyordu. Köy meydanındaki restoranlardan birinin balkonunda kendimize güzel bir yer bulduk. Hafta içi olması ve sabahki yağmurun ziyaretçileri biraz ürkütmesi sayesinde köy bugün her zamankinden daha sakindi; dolayısıyla yer bulmakta hiç zorlanmadık.

Gruyères, İsviçre’nin en güzel köylerinden biri...

Önce serbest zaman ilan ettik; herkes köyün bir köşesine dağılıp kendi keşfine çıktı. Belli bir saatte, kararlaştırdığımız yerde yeniden buluştuk. Köy meydanındaki restoranlardan birinin balkonunda yerimizi ayırtmıştık ama rezervasyon saatimize daha vakit vardı.

Biz de sandalyelerimizi bir ağacın altına daire şeklinde dizip yuvarlak bir masanın çevresindeymişiz gibi oturduk. Ortaya tam bir “Gruyères Köy Meclisi” görüntüsü çıktı. Sanki birazdan Gruyères Şatosu’nun hangi kulesinin onarılacağına, meydandaki çiçekleri kimin sulayacağına ve fondüye ne kadar beyaz şarap konulacağına karar verecektik:)) Bizim meclisin gündemi çok daha keyifliydi, her daim yanımda taşıdığım şarapları açmak, sohbet etmek, bol bol gülmek ve yemek saatini beklemek…

Günü aşağıdaki fotoğraflarla noktaladık. Albümümüze güzel kareler, hafızamıza muhteşem bir gün daha ekledik. Fondü mü? Gayet lezizdi...

Yarınki planım ise yine  oldukça iddialı, Lauterbrunnen, Grindelwald ve Kleine Scheidegg… 

Berner Oberland’da görüşmek üzere…


Montreux'de, Yagmurlu bir günde...
Köy meclisi önemli kararlar alirken:))
(Gruyeres köyü)

Gruyeres Köyü- Agizlar hep kulaklarda:))



köyden ayrilirken bir selfi yapmayalim mi yani?

Bu kiz var ya, bu kiz.....

2 yorum: