Sayfalar

insan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
insan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Ocak 2017 Çarşamba

Challenge #7 #8 #9 Hayvan, Kişi, Ülke



#7 Eğer bir hayvan olsaydın, hangisi olurdun? 

Çok önceleri kuş olmayı çok istedim. Özgürce, çok çok uzaklara uçmak isterdim. Ama eskidendi bu isteğim. Şimdi ise kedi olmayı isterim. Bu soğuk günlerde mışıl mışıl uyuyayım, yiyeyim, içeyim, gerineyim, sonra tekrar uyuyayım, sevileyim, ama ben istedikçe 😻


#8 Bir dahaki hayatında kim olmak isterdin? 

Geçmişe iz bırakacak güçlü bir insan, bir kadın olmak isterdim. Örneğin bir Türkan Saylan olmak isterdim. 
#9 Göç etmek zorunda kalsan yaşamak için seçeceğin Ülke?
  
Göç etmiş biri olarak, seçmek zorunda bırakılsamda, yaşamayı sevdiğim bir ülkedeyim. İsviçre yani. Hayat işte, sürprizler yapıyor bazen😜

Konuyla alakası olmasada, şu dipnotu yazmadan edemeyeceğim. 
Her oylama öncesi aynı senaryo, aynı terane. Verin "evet" oyunuzu, bitsin terör! Ya bu ülkeyi 14 yıldır ebem mi yönetiyor? Bitiremezsiniz, çünkü bundan besleniyorsunuz yıllardır. HAYIR ulan HAYIR!! 

30 Ağustos 2016 Salı

Yine Bir Kapıyı Araladı Che..

Bir deli kuyuya taş atar, kırk deli çıkarmaya çalışır ya. Buda öyle bir şey. Meclis Başkan'ından sözediyorum. Kahramanca çıkışlar yapayım diyor ama her seferinde baltayı taşa vuruyor. Daha öncede Laiklik yeni anayasadan çıkartılmalı dediydi. Sonrada çevirdi, kıvırdı filan. Şimdi de CHE ye dil uzatmış. 

Bırakın taş atsın bir deli. Biz çıkarmaya kalkmayalım. Hatta fırsata çevirelim. Hani son günlerde yaptıkları ile sürekli öğünen biri şu atasözünü kullanıyor ya, "insan ölür kalır eseriiiii, eşek ölür kalır semeriiii" diye. O Yüzden Che'nin eserini dünya biliyor. Ona "Eşkıya" diyen kişiyi kim tanıyor dünyada? Hiç Kimse! Öldüğünde semeri bile kalmayacak. Biri adını hatırladığı için arama yapmayacak Googlede, yakınlarından başka, oda belki!! Fakat bu garip sözleri ile anılabilir, hatırlanabilir. Yani bir nevi semeri ile. 

Fırsata çevirmek derken;
Mesela siz tekstilciler uyumayın, bu ara Che tişörtleri iyi satar. Hem iyi kazanç sağlarsınız, hem ekonomiye katkınız olur. 

Son 13 yıldır eğitim sistemi değişmiş siz gençler, merak uyandırmadı mı bu CHE denen "eşkiya" sizde? Kimmiş? Neler yapmış? Nerde yaşamış? Nasıl yaşamış? Düşüncelerini be yaptıklarını benimsersiniz veya benimsenmezsiniz. Ama merak edin bi okuyun be, götten atmayın, sadece adının Kahraman olan kişisi gibi. 
Onun geçmişini okuduğunuzda göreceksiniz ki, sosyal, sevecen, gönüllü, ezilen halkların çıkarına emek veren, bir insan. Sadece şu sözü yetmezmi? "Dünyanın neresinde olursanız olun, bir insan haksızlığa uğruyorsa, eziliyorsa, onun yanında olun” 

Sosyal insandı dedim. Sosyalist demiyorum bak, çünkü bu kelimenin anlamını bilmeyenlerin tüyleri diken diken oluyor ya, ondan! Ayrıca sosyal olan insana sosyalist, egosu yüksek olana egoist, insanlığa değer verene hümanist, ırkçı olana rasist, insanlara, insanlığa, ırklara, renklere, düşüncelere, saygısı olmayanlarada  kısaca faşo deniyor, sevgili kardeşim. Kemal Sunal buna daha iyi bir cevap vermişti gerçi. (Bakınız: Kibar Feyzo) 

Bardağın dolu tarafından bakmaya programlıyım ya, bu talihsiz açıklamalar, uydurmalar, yani götten atmalar, CHE nin ve onun gibi nicelerinin anlayışı harekete geçer belki? Bilmemem..

Bizim Sosyal anlayışımızıda Steve Jobs, Mark Zuckerberg vb. kafesi içine aldı gerçi. Ama öyle, "yaaaa, dimi?" Deme. Koskocaman cumhurumuzun başkanı bile 15 Temmuz gecesi millete skypten seslendi, sokaklara çağırdı. DemAkrasi için. Evet güzel. Demokrasi sokaklarda hep söylüyoruz. Ama DemAkrasi değil kastettiğimiz. 

Demekki çağ, teknoloji çağı imiş. İşine gelmeyince  interneti kısıtla, yasakla, işine gelince sonuna kadar kullan.. Yok ya? Yok öyle yağma. İşte böyle hep kendini düşünene egoist, yasaklayıcı, anlayışı yoksun olana faşist diyoruz, sevgili kardeşim. 

Che Guevara' da senin gibi, benim gibi bir insandı. Bir anadan doğmuştu. Hastalanmıştı belki. Üzülmüştü, sevinmişti, sinirlenmişti, çok sevmişti, okumuştu, doktordu, vs. Yani öncelikle bir insandı. Haksızlıkların ve ezilenin yanındaydı. Ve her insanın bir gün öleceği gibi oda öldü. Ölümsüzleşenlerden oldu. Bir iz bıraktı. 

Neredeyse yarım asır olacak göç edeli, hala konuşuluyor. Evet, insan ölür kalır eseri!! 

26 Mayıs 2016 Perşembe

Binnaz Abla..


Insan nasıl olurda hayatında sadece üç, dört gün gördüğü bir insanı bu kadar çok sevebilir? 
Geçen sene yaz tatilinde gittiğimde tanımıştım onu.. Annem'e (kayınvalidem demeyi sevmem) bakıyordu. Annem bakıma muhtaç biri oldu iki yılı aşkın bir süredir. Patates böreğini çok sevdiğimi bilem annem, ben geliyorum diye bir tepsi börek yapmıştı. Yorgun ve tombul bedeninin sol yanı, hamur yoğurmaya, yufkalar açmaya yenik düşüp hastalanmıştı. Ev ve hastane arasında mekik dokumuştum o yıl. Şu an evde çok şükür, ama eski sağlığı yok, ve kendine yetirmiyor. 
Ona yardımcı bir abla gelmişti. Herkes ondan çok iyi bahsediyordu. Annemden bir kaç yaş daha gençti, ama dinçti ve çalışkandı. Sevgi doluydu. Zaten annemde yaşlı değil, bedeni yorgundu.. 

Hazal'ın düğünü vardı geçen yıl ağustosta.. Düğün için 3-4 günlüğüne gitmiştik o kasabaya.. Yine gece 3-4 gibi varmıştık eve. Kiraladığımız arabanın farları pencereye vurunca birer birer yandı odaların ışıkları. Hazal ve Eda koşmuştu ilk önümüze.. Onlar iki katlı evin üst katında oturuyorlardı. Ama sadece üst katta değil, alt kattada odalar bir bir yandı. Biz alt kata annemin yanına girdik. Zaten her gidişimizde oraya gider ve bize ait odamızda kalırız. Severim o odayı. Kuzeyde ve serin olur.. Önce annemle kucaklaştık, sonra hep o bahsi geçen Binnaz abla ile. Sıcak bir kucaklaşmaydı. O'da gıyabımızda bizi tanıyordu. Hepimiz o ilk görüşte sanki biz hep tanışıyormuşuz gibiydik. Sanki Binnaz abla hep o evde yaşamıştı. 

Tıpkı eskiden köye gittiğimde ninemin beni karşıladığı gibiydi. Yada tıpkı daha önce annemin evine gittiğim gibiydi. Gızım, dedi bana.. Eşime, oğlum diyordu.. Bizim çocuklara torunları gibi davranıyordu. O sadece annemin yardımcısı değil, bizim annemiz, çoçukların büyükannesi olmuştu. 

Bir gün oturup hayat hikayesini anlatmıştı bana. Kolay değildi yaşadıkları. Çok genç yaşta eşini kaybetmiş, üç çocukla kalmıştı. Yaşadığı zorlukları anlatmıştı. Örgü ve aşçılık yaparak çocuklarını yetiştirdiğini anlatmıştı. Sevgi dolu çocuklarından bahsetmişti. Aslında onun çalışmaya ihtiyacı yoktu. Bir torununu okutmak için çalıştığını söylüyordu. Çok sevdim Binnaz ablayı. 
Aşçılık deneyimi olduğu için, Hazal'ın düğünündeki bütün yemekler onun elinden çıkmıştı. Elinin dokunduğu yemek lezzetli olan bir kadındı. Biz kınadır, düğündür, kuafördür gezerken, Binnaz abla o düğün evini çekip çevirmişti, hiç kimseyi aç bırakmamıştı.. Hayran kalmıştım Binnaz ablaya. İkide birde kucaklıyordum. Oda sevmişti bizi, yoksa bu yaptıkları zorla yapılır gibi değil, sevgi ile yapılırdı ancak. Bizim çocuklar yaptığı bir çorbayı severek içtiklerinde yetmediği için içine dert etmiş, biz dönmeden aynı çorbayı bolca yapmıştı.. Binnaz abla artık bizim babaannemiz gibi olmuştu. Çok saygılıydık biz ona, çünkü bunu hakediyordu.

Sonra rahatsızlandığı için ayrıldı bizden. Onun için üzülüyordum. Çünkü, çok sevmiştim. Çünkü, çok güzel bir kadındı.. Çünkü, çok güzel bir insandı.. Çünkü, çok güzel abla, teyze, anne, babanne, ananne idi. 

Bugün ölüm haberini aldım. Yıllardır tanıdığım bir yakınımı kaybetmiş gibi üzgünüm. Üç günde tanıdığım Binnaz abla hayatımda büyük izler bıraktı. Ben onun, kadın olarak verdiği mücadeleyi sevdim. İnsanlığını sevdim. Sevecenliğini sevdim. Torunu için çalışmasını ve azmini sevdim.. Anlayışını sevdim.. Yeniden görmeyi çok isterdim.. Olmadı. Şimdi Binnaz abla için sadece güzel dileklerim ve dualarım var.. Huzurla uyumasını, ve varsa eğer cennete gitmesini istiyorum. 
Farkliydi Binnaz abla..