Kısaca içimi döküp gidicem. Bugün olanlarla ilgili. Hani şu ikide birde Avrupa kapılarına dayanan politikacilarla ilgili. Adamlar gelmeyin, ülkemizde referandum propagandası yapamazsın diyor, bunlar biz geliriz, hadi sokmayın bizi içeri dünyayı başınıza kaldırırız diyorlar. Yani sırf inatlaşma, bir güç gösterisi, bir sidik yarışı. Sonrada mağduriyeti oynama. Kimileri bunun danışıklı dövüş olduğunu söylüyor. Valla Çavuşoğlunun açıklamalarını dinleyince hak verdim, danışıklı dövüş olmasa bile bir mağduriyetten oy kazanma çabalarına. Milli duygular üzerinden.
Bundan önceki seçimlerde evet geldiler, konuştular. Ben o zamanda yadırgamıştım. Avrupa'da sadece Türkiyeliler yaşamıyor. İtalyanlar var, İspanyollar var, eski Yugoslavya ülkelerinden olanlar var. Hiç bir ülke liderleri, bakanları seçim propangandası için başka ülkeye gittiğini hiç görmediğim gibi, zaten Avrupa ülkelerindede kendi seçimleri için meydanlarda konuştuklarınıda hiç görmedim. Ne seçim otobüsleri, ne ses, ne göz kalabalığı. Tv lerde karşılıklı tartışılır sisayet programlarında, birde her parti kendi seçim bildirgesini dağıtır, insanlar okur, gider seçimimi yapar. Birde oy'unun peşinde olmaz kimse durmaz Ne trafolara kedi girer, nede oylar çalınır. Güvenir insanlar, siyasetciler birbirine.
Siz niye geliyorsunuz? Gelmeyin. İletişim çağındayız, ve her gün görüyoruz zaten sizi heryerde. Tv ler sizden geçilmiyor. Buna rağmen biliyoruz #hayır diyeceğimizi. Evet diyenlerde biliyor, hayır diyenlerde. Gelmeyin buralara. Germeyin bizide germeyin. Sizin bu EGO'larınız, o ülkelerde yaşayan bizleri , bölmekten başka bir işe yaramıyor. Ha belki sizin mağdur politikaniza yariyor. Fakat zarari daha büyük. Evetçiler, hayırcılara düşman ediliyor, ve yetmezmiş gibi ve aşırı sağcı nazileri üzerimize salıyorsunuz. Türkiyede bölecek bir şey kalmadı, şimdi Avrupa'ya mı geldi sıra? Böyle bir krizde bir ölen olsa sorumlusu kim olacak? Nisanda bitecek bu seçim, fakat biz burada yaşamaya devam edeceğiz, Türkiyeli olarak ve o döküp kırdıklarınızla. Ya sonra?
Bundan önceki seçimlerde evet geldiler, konuştular. Ben o zamanda yadırgamıştım. Avrupa'da sadece Türkiyeliler yaşamıyor. İtalyanlar var, İspanyollar var, eski Yugoslavya ülkelerinden olanlar var. Hiç bir ülke liderleri, bakanları seçim propangandası için başka ülkeye gittiğini hiç görmediğim gibi, zaten Avrupa ülkelerindede kendi seçimleri için meydanlarda konuştuklarınıda hiç görmedim. Ne seçim otobüsleri, ne ses, ne göz kalabalığı. Tv lerde karşılıklı tartışılır sisayet programlarında, birde her parti kendi seçim bildirgesini dağıtır, insanlar okur, gider seçimimi yapar. Birde oy'unun peşinde olmaz kimse durmaz Ne trafolara kedi girer, nede oylar çalınır. Güvenir insanlar, siyasetciler birbirine.
Siz niye geliyorsunuz? Gelmeyin. İletişim çağındayız, ve her gün görüyoruz zaten sizi heryerde. Tv ler sizden geçilmiyor. Buna rağmen biliyoruz #hayır diyeceğimizi. Evet diyenlerde biliyor, hayır diyenlerde. Gelmeyin buralara. Germeyin bizide germeyin. Sizin bu EGO'larınız, o ülkelerde yaşayan bizleri , bölmekten başka bir işe yaramıyor. Ha belki sizin mağdur politikaniza yariyor. Fakat zarari daha büyük. Evetçiler, hayırcılara düşman ediliyor, ve yetmezmiş gibi ve aşırı sağcı nazileri üzerimize salıyorsunuz. Türkiyede bölecek bir şey kalmadı, şimdi Avrupa'ya mı geldi sıra? Böyle bir krizde bir ölen olsa sorumlusu kim olacak? Nisanda bitecek bu seçim, fakat biz burada yaşamaya devam edeceğiz, Türkiyeli olarak ve o döküp kırdıklarınızla. Ya sonra?
![]() |
| Foto alinti. |
