Sayfalar

falan filan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
falan filan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Mart 2017 Perşembe

Apartman Sohbetleri #16 #17 #18 # 19 #20 Ve Challenge biter..

Challenge başladık madem bitirelim değil mi? Zaten 20 soruydu. Ve bugün bitmesi gerekiyordu. Hafta sonu iki soruya yazdığım uzun cevaplar bloğa aktarırken kaybolunca hevesim kaçtı bi daha yazamamıştım. O zaman şimdi 5 soruya birden kısaca yazıp bari aynı günde bitireyim:)

16-Kendini çok değerli hissettiğin an var mı?

Ben, ne kendimi çok hor görürüm, nede çok beğenirim. Ortasında dengede tutmaya çalışırım. O çok hassas bir denge. Önce kendime değer veririm ben. Ama ukalaca değil, dediğim gibi hassas terazimde ölçerim. Bunu, yaptıklarımın, yaşadıklarımın düşüncelerimin, ilişkilerimin yansıması ile ölçebiliyorum. Yapmacık sevgi gösterileri değil bu.

İçten gelen, samimice söylenen güzel sözler ve davranışlar bana değerli olduğumu hissettirir.

Mesela;
-mesela, eline sağlık anne, dendiğinde..

-canım, çok güzel olmuş.. sen bunu çok iyi yapıyorsun.. dendiğinde..

-abla seni çok özledim.. seni çok seviyorum.. diye mesaj geldiğinde..

Arkadaşımın -canımıniçi, diye başlayan sabah maillerinde..

30 yılı aşmış bir arkadaşımdan "benim vefalı arkadaşım" diye başlayıp... "yaşamımın en iyi arkadaşı" diye biten bir cümlesinde..

Perşembe'leri buluşmadan önce "bu hafta çok uzun geldi, birazdan görüşeceğimiz için çok sevinçliyim" diye gelen bir mesajda..

Veya blogda yazılarımın altına espirili bir yorum geldiğinde. Ama bende mutlaka geri yazarım. Çünkü karşımdaki zaman ayırıp bir şey yazmış, en azından kısa bir cevap veya bir teşekkür etmek zor olmamalı. Bana değer verenin değerli  olduğunu düşünürüm.

17- Annenden babandan ne öğrendin? 

Maalesef anne ve babamdan bir şey öğrenecek kadar uzunca bir yaşamı paylaşamadık.

18-Hangisi daha olası; Cadı, vampir, kurt adam? Ve Tabiki neden? 

Cadı daha bir olası gibime geliyor. Cadı, hani şu masallardaki gibi süpürgesinin sapına binmiş, sivri uzun burunlu, tek dişli, kocaman benli biri değil sözünü ettiğim. Eski çağlarda, akıllı kadınları, baş kaldıran kadınları, din alemi cadı diye diyerek negatif hale getirmişler. Yakmışlar, öldürmüşler.. Günümüzdede halen aynı değil mi? Baş kaldıran kadını keserler, öldürürler. Kısaca böyle yani.

19- Manzarasız müthiş bir daire mi, manzaralı tek odalı daire mi? 
Manzarası müthiş bir daire olabilirdi. Ama seçenekte yok. O zaman hiç biri. Şöyle bahçeli bir dört duvar, üstünde çatısı ve yanında kümesi olursa daha iyi olur.

20- Hayat sana ne öğretti? 
İşte annemden babamdan öğrenemediğim her şeyi bana hayat öğretti. Bu doğrultuda, herkesten herşeyi beklemeyi öğretti.
Böylece hayal kırıklığım daha az oluyor.

Böylece ilham perisinin başlattığı bir meydan okumanın (challenge) sonuna geldik. Teşekkürler. 

Birde son olarak henüz 8 Mart bitmeden, dünya emekçi kadınlarımızın gününü kutlayayım. 

instagramda paylaştığım fotoğraf ve yazıyla.. 


İnsansız bir dünya olurda, kadınsız bir dünya olmaz. Dünyanın sevgi gücüne ihtiyacı var, o da kadında var. Çünkü kadın, gücünü sevgiden alır, erkekler gibi kaba kuvvetten değil!! 

1 Mart 2017 Çarşamba

Apartman Sohbetleri, Challenge #10 #11 #12

Savsakladım son günlerde meydan okumayı.  Hem sorular öyle yüreğimi hoplatmadı hemde yazasım yoktu. Kısada olsa şu üç soruyu cevaplayayımda yarım kalmasın, başladığım iş.

10- En sevdiğin ve sevmediğin özelliğin? 

En sevdiğim özelliğim sabrım ve sakinliğim. "Öfke gelir yüz kızarır, gidince yüz kızarır" derler. Ben öfkem gittiğinde yüzümün kızarmasını istemem. Bu yüzden çok sakin ve çook sabırlıyımdır. Sabrımı ölçen ne olaylar yaşadım, yazsam roman olur:) Beklerim, anlamaya çalışırım, sindirmeye çalışırım,  sabrımı hala zorlayan olursa yeri ve zamanı geldiğinde taşıda gediğine koyarım ama. Böylede bir özelliğim var. 

Olaylara hep güzel tarafından bakarım. Anlayışım geniştir. İnsanları dinlemeyi severim demiştim bir önceki challengede. 

Sevmediğim yönüm ise, herşeyi erteleyip yumurta göte gelince  ciyak ciyak folluk aramam olur. "bizim memlekette göte göt denir", demiş Can Yücel." Ayrıca atasözlerinin ve deyimlerin ayıbı olmaz.

Başka sevmediğim yönüm, uykuyu sevmem. Özellikle sabahları. Gözlerimde kum taneleri olur resmen, o gözler açılmaz, kulaklar sağır olur. Çalar saati kim takar. Geçen bizim Deniz dedi ki; anne sen o saati niye kuruyorsunki; zaten istediğin saatte kalkıyorsun? Saate meydan okuyorum, dedim:) 
Fakat gece hiiiiç uykum gelmez. Bunu bi düzene soksam sağlığım için iyi olacak aslında. Zamanımı kaliteli, planlı programlı kullanamayışımı sevmiyorum. 

Vardır daha ufak tefek sevdiğim veya sevmediğim başka özelliklerim ama ilk aklıma gelen belli başlı özelliklerim bunlar. 

11) Karşı cins karşısında en çok utandığın an? 

Hiç başıma gelmedi ama şöyle şeyler olsaydı utanırdım herhalde. Güzel güzel konuşuyorsun, gülüyorsun falan, ama dişine yeşil bir maydonoz yaprağı yapışmış, yada her hangi bir yemek artığı ve farkında değilim, Utanırdım. Yada istem dışı birden geğirmek. Utanırdım. Yada, pırt diye gaz kaçırmak mesela. Ay çok utanırdım.

Hala öyle. 20 yıllık evliliğimizde bu tür şeyler yasak bizde:) yani uluorta yapmak saygısızca geliyor bana. Bizim evde kimse osuramaz:)) o kadar!! Tuvalet var, balkon var. Oralarda serbest. Ama karşılıklı otururken rahatlamak adına osurmak neyin nesi yahu? İnsanlar, eline, diline, beline, ve dötüne sahip çıkacak!! 

12) En feminen yanın nedir? 

Bu soruya güzel bir cevap yazardım da, ama bir gülme tutuyor beni. En iyisi cevapsız kalsın bu soru. Nasıl olsa çok özgür bir challenge bu challenge. İstediğimiz soruyu cevaplıyoruz, istemediğimizi cevaplamıyoruz.. 


13 Şubat 2017 Pazartesi

Şubatın ortasından.. ordan., burdan..

Eeeee challenge bitti. Kaldım mı dısdıbıl? Sorularla oyalanarak gündemi es geçiyordum. Yine kaldık gerçeklerle baş başa. Nereye baksam "evet" "hayır" propagandaları her yerde. Haberlerde, sosyal alemlerde, yabancıda olsa arkadaşlarım, onlarla bile, evde,  heryerde. Tv lerdeki propagandalar daha çok "evet"çilerde. Hayır'cılara bir baskı olduğu aşikar. 

Şunu düşünüyorum? Madem iyi bir şey getiriyorsun, doğru bir şey uygulamaya çalışıyorsun, bu baskılar, bu çırpınışlar, bu panik, bu oldu bittiye getirme çabaları neden?  Çürük malı kakalar gibi. Anlat, açık açık aklımıza uyarsa evet diyelim. Ama akla uygun ve elle tutulur hiç bir yanı yok. Şimdi birde krallık falan baklası var dilinin altında.

Hele hele OHAL in keyfi uzatılması ile keyfi kararlar almalar, falan. Diyorum ki, zaten her değişikliği ve uygulama yapabilme yetkiniz var?  E daha ne istiyorsunuz? O istenilen rejim değişikliğini o beğenmediği  "Esed"in rejimini niye getirmek ister ki biri? Görüyorsun işte, olmamış! Iraktada olmamıştı.. Acaba, kendi ile birlikte ülkeyi uçuruma mı sürüklüyor? Bunları düşünüyorum? 

Sonra, hayır diyorum aklı başında olan hiç kimse buna izin vermez!  Bunun bir parti seçimi olmadığını bilir. Sadece hatır için evet diyenler olur. "Hatır için çiğ tavuk yendiğini hiç görmedim. O yüzden hatır için "evet" denmez. 

Pazar bugün. Kendi dünyamda yaşıyorum.  Kar eriyip gitmişti. Hatta bir iki gün güneşli ve artı derecelerde olunca bahar gelir gibi oldu. Ama şubattayız. Kışın ortasındayız hala. Bugün yeniden yağması çok normaldi.  Çok güzeldi. Pazar, sıcacık evdesin, kuzine yok, ve hatta üzerinde kestane ve portakal kabuğuda yok.. Almancada bir deyim var, " iki düğünde aynı anda dans edemezsin" diye. O hesap, hem kuzineli odanın nostaljisini isterken, hem her odanın aynı sıcaklıkta olan kaloriferi bir evi yadsıyamazsın. Üstelik böyle bir seçenek sunmuyor kent yaşamı. Bedelini ödeyerek yaşamak zorundasın işte. O zaman o yaşama ayak uyduruyorsun. Kuzine yanmasada, üzerinde güğüm kaynamasada, dışarıda yağan kar, aynı kar. Sessiz sessiz, ağır ağır ve birbirine dokunmadan yağıyor. Ne güzel şey kar tanelerini izlemek. Her kar tanesi özgürce istediği yere düşüyor. Düştükleri yerde bir bütün oluyorlar.
Bak nereye bağlayacağım buradan. Herkes özgürce gitsin oyunu kullansın diyorum. "Evet" yada "Hayır"
Ama unutma, evet dersen kim gelirse gelsin, beni yönetsin diyorsun. Bu iş biraz Erdoğancı ve karşıtları gibi bir şeye dönüştü. Şimdi Erdoğan gibi görünsede, kimse kalıcı değil, ilerde senin tamda istemediğin biri Başkan olursa, ne olacak halin? Kişi seçmiyorsun, bir istikbal seçiyorsun, o yüzden önce düşün sonra istediğini seç. Çünkü iyide olsa, kötüde olsa bunu "ben" seçtim diyeceksin. Dönüp dolaşıp konunun referanduma gelmesi? 
Neyse.. 
Bütün bu olaylar olurken ben bi taraftan filmler izledim, bereler, atkılar falan ördüm. Elimde işledi, gözümde. Ayaklarımda işleyeydi iyiydi. Ama kış günü evde kalmak çokta önemli değil diye kendimi kandırdım. Yaşlılığımda bunlar bir bir önüme çıkacak biliyorum.
Belki çok yaşlanmadan binerim imamım kayığına?


Sevgi Beresi, ve atkisi.. Sürpriz birine..

11 Mayıs 2016 Çarşamba

Challenge 26,27,28,29 ve 30..


26. Ziyaret etmek istediğiniz 10 yeri sıralayabilir misiniz?


    1- Cuba 
    2- Venedig 
    3- Mardin, Urfa, Hatay
    4- Bosna-Hersek 
    5- Cezayir, Fas 
    6- Güney Afrika ülkeleri 
    7- Güney Amerika ülkeleri
    8- Matterhorn, Zermat

    Ay yeter, şiştim. Zaten bunların bir çoğu gitmek istediğim yer olarak kalacak, onuda biliyorum.  Bu yazdıklarımdan en uzak olan Cuba belki gerçekleşir. Diğer yakın yerler daha mümkün gibi görünüyor. 2 ve 8 en yakın plan olabilir. Ben gezerken keyif almalıyım. Yalnız gitmek istemem bu saydığım yerlere. "Aslında kafa nereye biz oraya" modunda arkadaşlarla olursa cehennemin dibi bile olur.. 

    27. Dağınık mısınızdır yoksa düzenli mi?

    Çok derli topluyum, "yerlere bal dök yala" derler ya, işte ben o türdenim demeyi isterdim. Yok o ben değilim! O benim kardeşim. Ben bildiğin dağınığım, sadece o geleceği zaman ve misafir gelecekse derler toplarım biraz. Ben sadece  mutfağı, wc ve banyoyu temiz tutarım. Birde çamaşırlar temiz ve ütülü olmalı. Havlularla yüzümü silerken güzel kokmalı. Nevresimler temiz kokmalı. Ama yatak odasında üç gün önce çıkardığım etek, pantolon, bluz, sağda solda durabilir, bundan rahatsız olmam. Çamaşır ve çorapları hemen kaldırır çamaşır sepetine atarım. Ama çocukların odası dağınıksa kükrerim. Ben kükrerim, onlar yine yapmaz. Bu Çelınc ne var ne yok döktü ortaya:)  

    28. En sevdiğiniz 3 müzik grubu hangisi?

    Öyle ahım şahım sevdiğim bir müzik grubu yok. Grup sevmiyorum ben.. (Pisliğin alemi yok, ne düşündüğünü biliyorum:) ) ben solo müzik seviyorum. Kardeş Türküler konserine gitmiştim. Onlara hayran kalmıştım. Hakkaten isimlerinin hakkının vermişler. Bütün grubun güçlü sesi var, ve her dilden türküler.. Sezen'den bile iyiydiler.. Bu arada Sezen sendromu çoktan geçti. Hala soranlar var, onlara cevaben. Sezen de kim? :)) 


    29. Korkularınızdan bahseder misiniz?

    Korkular.. Gökgürültüsü ve şimşek çakmasından çok korkarım. Balkonda oturamam. Güçlü bir şimşek çıktığında bedenim ani bir refleksle kendini tırsarak ve pusarsak geri çeker. 

    Hayvanlardan korkmam, sadece bazılarından tiksinirim. 

    Doğayı çok severim, ama gücünden korkarım. Doğal afetlerden korkarım. Hani deniz ve orman çok güzel görünür ya gündüz, gece karanlığında bi kadar ürkütücü gelir. 

    Silahtan korkarım. Elimde bile tutamam. Çok soğuk gelir. 


    30. Neden blog yazmaya başladınız? Blog isminiz bir hikayesi var mi?

    Yazmayı çok seviyorum. Günlüklerim var benim 1988 lerden 1998 lere kadar. Sonra Facebook ta, notlarım diye bir şey vardı. Oralara yazardım. Yakın çevrem bana yazmam konusunda ısrar etti. Yazılarımın ruhu olduğunu söylediler. Kimi dedi, kısa hikayeler yazmalısın, kimi dedi blog açmalısın. Blog ne olaki dedim. Anooo, bir bakarım ki, blog yazarları zaten almış başını gitmiş. Ben 2012 yılında başladım yazmaya. Kendi kendime yazıyorum işte bir şeyler. Orada kalıcı olması belki torunlarımın torunlarıda okur diye. Örneğin ben, ninemin günlüğü'nü çok okumak isterdim. Tamamen kişisel bir blog. Ha o bana yazmalısın diyenler var ya, hiiiiç yorum bile yazmazlar yazılarıma. Yorumlar aslında motive ediyor, yalan yok. O bir ölçek gibi. Çünkü,ben artık çekmeceme koyduğum deftere yazmıyorum. Açıktan yazıyorum. Sonra dedim ki kendi kendime, sen bunları kendin için yazmıyor musun? Evet! Ee o zaman?  O yüzden rahatım. 

    Blog ismimin hikayesi yok,ama beni yansıtan bir şey olsun istedim. Ben gece aktifim. Bütün güzel fikirlerim gece çıkar meydana. Yazılarımı gece yazarım.. Daha üretkenimdir. Gece çok daha özgür hissederim kendimi. Önce "gece kuşu" olsun istedim blog adımın. Sonra bana "akşam sefası" da derlerdi. Akşam sefası çiçeğinide çok severim. Ben gibi akşam açarlar.. Sanki cuk oturdu bu blog adı bana. Seviyorum. 

    Böylece, ilk kez bir challenge yaptım. Bazen günlük, çoğu zaman topluca. Güzeldi. Bir hareket geldi blog alemine. Bazı yakın hissettiğim bloggerleri tanıdım ve takibe aldım. Teşekkür ediyorum Saçakli'ya 


    Teşekkürler Blog arkadaşlarima,
    ve bu challenge ba
    şlatan Saçakliya..

    7 Mayıs 2016 Cumartesi

    Kör Topal, Challenge devam.. 21, 22, 23, 24, 25.


    Challenge herkes kör topal devam ediyor bir şekilde. Top yekün birden bitiren iki kişi gördüm. Onun dışında günlük devam edenler bile fire verdi. Ama bitirmeye gayret edenlerdenim. Aslında güzel.. Herkes istediği zaman ve istediği gibi yazabiliyor.. 21. Güne gelmişiz ve geçmişiz bile. 5 soruya cevaplarım.. 

    21. Sizi güldüren 5 kelime ya da söz öbeğini listeler misiniz? 
    Tabi ki; 😀
    1)
    Yıllar önce teyzemle bir diyaloğumuz:
    Bir gün teyzemdeyim. Balkonda oturuyoruz. Eniştem falanda var. İşte sohbet ediyoruz.  
    Teyzem: Bakele, hani bir E. Vardı, o napıyo? ben çok sevdiydim o kadını. 

    Ben: şu aralar pek iyi değil.. 

    Teyzem: niye gızz?

    Ben: eşinin romantik olmayışı, elele yürümemesi gibi şeyler üzüyor onu.. 

    Teyzem, löyle bir burun kıvırdı, göz bebeklerini yukarı çevirdi, yanında oturan kocasına dönerek dedi ki; Y. Versene elini!.. Verdi eniştem elini.. " aha tuttum elini, ne var elinde, sıçtum eline" dedi.. 
    Bu olay belki 20 yılı aştı, ama çok hala güleriz. Bunu Laz şivesi ve mimiklerle anlatınca elbette çok daha komik oluyor. 

    2) önemli bir şey anlatırsın, anlatırsın, karşındaki durur durur der ki; "ne deyysıın?" Çok gülerim.. 

    3) " bok üzerinden sineği kaldıramaz" deyimine gülerim. Bizim oralarda beceriksiz insanlar için söylenir.. 

    4) 
    Biri diğerine telefon açar, yanlış olmuştur. Açan kişi "gapat gapat" der ya, buna çok gülerim. Sanki kendi kapatamıyor:))

    5) yıllar önce bir karikatür görmüştüm, hiç unutamam. Ve hep gülerim. Şu; iki kara çarşaflı kadın karşılaşır, birinin sadece gözleri açık, diğerinin gözleri ve burnu. Sadece gözleri açık olan, diğerine der ki; Ooo, Fatma! Bakıyorum yazı getirmişsin!😂
    Daha bir sürü varda, 5 le sınırlandırmak gerek. En çok kızkardeşim Serpil'le gülerim. O bizim guldürük makinamız:) ne zaman buraya gelse karın kaslarım gelişirdi gülmekten, yemin ederim.. Onun beni güldürdüğü bir gece erken doğuma gitmişim ben gülmekten!  Sen ne diyon?  Öyle böyle değil. Gülmek bizim işimiz, ağlamayıda iyi biliriz gerçi. O bir damla hep akmak üzere hazırdır zaten.  Belkide soytarılığımız oradan geliyor, o yaş akmasın diye!! Ama ne yaparsan yap, akacağı zaman akıyor. Hani bir deyim var, ilk soruya dahil olabilir, " ne kadar sallarsan salla, dona düşer son damla" ne kadar komik görünsede aslında acıklıdır.:) evet ben bir sidik damlasına bile acıyan biriyim😀 


    22. Sahip olduğunuz en kıymetli şey nedir? Neden kıymetli?

    Şöyle bir düşünüyorsun bu soru karşısında. Farklı yaş gruplarının farklı cevapları olabilir bu soruya. Ergen olaydım cevabım farklı olurdu. Ee şimdi olgun bir yaş için en önemli şey tabiki sağlığım. Evet, klişe.. Ama geniş düşündüğünde o kadar önemli ki.. Sağlık olmadan ne kadar kaliteli yaşayabilirsin ki? Çok paran olsa bile! 
    Sahip olduğum en değerli şey, çocuklarım diyeceğim ama onlarda artık benim değil, evrenin. Kocam mı? Saçma. Nasıl bu benim diyebilirim ki? Herkes kendinin. Bu yüzden bana ait ne var, düşünüyorum? Hiç bir şey gelmiyor aklıma kendimden başka. Ve ben kendimin sahibiyim.. O yüzdem kıymetliyim.. Kendimi severim, bazen itin götünede sokarım, o başka. 

    23. Yaparken heyecan duyduğunuz bir şeyden bahseder misiniz?

    Yaparken heyacan duyduğum şey?? Hmm en son Sezen konserinde heyecanlanmıştım, biliyorsunuz:) bayada abartmıştım!! 
    Ama bugün aklıma şu geldi, biz bir ara ruh çağırmaya başlamıştık. O dönem neredeyse her akşam yapıyorduk bunu. Hiç inanmadığımız bir şeyi yapıp, ve o fincanın harflere gidişini gözlemlemek beni çok heyecanlandırırdı. En çokta kimin ruhunu çağırırdık biliyor musunuz? Deniz Gezmiş'i. Hemen gelirdi. Nerden anlardık? Yakınlarımızı çağırdığımızda fincan çok ağır hareket ederdi, ne zaman Deniz Gezmiş'i çağırsak, sanki bizi bekliyor gibi hızlı hızlı giderdi harflere. Bazen okumakta zorlandık. Çok heyecanlıydı o günler. Her gece sabahlara kadar yapardık bunu. Bir bardak çay isterdi bizden. Ama içemezsin ki, derdik.. Olsun, sembolik olarak dursun derdi. O masada bir bardak çay hep onun için dururdu. Ne günlerdi be?  Yıllar oldu böyle bir şey yapmayalı.. Hakkaten çok heyecanlı oluyordu, o ruhu çağırma hali.. Birazda komik. Sanki hastanede bir doktoru çağırır gibi, " sayın Dr. Bilmemne, lütfen dahiliye, sayın Dr. Bilmemne!!  gibi,"ruhlar aleminden Deniz Gezmiş, ruhlar aleminden Deniz Gezmiş, lütfen gelir misin, geldiysen, evet'e gidermisin?  Diye tekrarlıyorduk ya, o anda bir gülme krizi.. Ve bir anda fincan hareket ediyor ya, nasıl bir ciddiyet, nasıl bir korku çöküyor omuzlara, sonra sohbetle rahatlıyorsun biraz. Çok heyecanlıydı.. Ama bu ruhlar alemini hala çözebilmiş değilim!! O bir enerji ama, hangi enerji? Dinle alakası yok. Beyin gücü ile alakalı. Biz bu beyin gücümüzünden pek yararlanamadık ruh çağırmaktan başka.. 


      24. Şuan okumakta olduğunuz ya da son okuduğunuz kitap nedir?

      İtiraf edeyim, ben bir kitap kurdu değilim. Ama sürekli bir şeyler okurum, ama dile getirecek kadar okumam, maalesef!! Ben daha çok film izlerim. 
      En son okuduğum kitap, arkadaşımın Türkiye'den gelirken getirdiği kitap, "Kırmızı Saçlı Kadın". Şimdilerde ise, yeniden "Mudurnulu Fatma Ninen'nin Günlüğü'nü  okuyorum. Mudurnu şivesini çok seviyorum, zaten Mudurnu'luyum, o şiveye uzak kalmamak adına yeniden okuyorum. 
      Yanibasimim fotografi.. radyo caliyor bi taraftan..
      dinliyorum diger taraftan..
      yaziyorum bu taraftan, okuyorum su taraftan.. 

      25. Favori Disney karakteriniz hangisi? Neden? 

      Benim böyle bir karakterim hiç olmadı. Benim çocukluğumda yoktuki evde tv. Radyo vardı sadece. Orada müzik dışında arkası yarınları veya radyo tiyatrolarını dinlerdim.Sonradan gördüm bu Disney karakterlerini.  Severek izlediğim Tom ve Jerry vardı. Bilmiyorum bunlar Disney karakteri mi?  
      Heidi, Arı Maja, Wicki' idi severek izlediklerim. Çocuklarımın çocukluğunda tekrar onlarla izlemek beni çok mutlu ederdi. Ay bunları yazarken, sanırsın 109 yaşında bir nine gibi hissettim kendimi.. Bu ne ayol? Ben hala Simpson'ları büyük keyifle izleyen biriyim. Diğer soru neydi? Hızımı alamayacağım, geriden geldiğim çelıncı bile bitirebilirim şu an!! 

      Hmmm, diğer sorulara baktım.. Güzel şeyler var. Belki onlarıda bir beş soru halinde çıkarırım. Yada günlük yazarım, bilemiyorum. Ama madem başladım, bitirmem gerek. 

      Radyoda hangi türkü çalıyor şu an? "
      Yüce dağ başında yanar bir ışık, düşmüşem derdine olmuşum aşık. Ağ buğday benizli Zülfü dolaşık, 
      Dividim, kalemim, yazarım...
      ...  
      Aha ben gidiyom, sen hemen ağla, dön ağla, yan ağla... Diyor.. Ve ben hayallere dalıyorum. 

      Diğer sorularda görüşmek üzere.. 

      5 Mayıs 2016 Perşembe

      Challenge 19-20, Gezmek, görmek istedigim yerler..


          Sezen konserinden sonra toparlanmam bir gün sürdü. Bu bile çok uzun.. Neyse kendime geldim. Bundan sonra bir ünlüye değil elimi, kılımı bile kıpırdatmam. Zaten yapmadığım bir şeydide, bakma oyuna geldim😀  Hepsi uzaktan güzel.. Sanatçı zaten uzakta olmalı. O akşam dile getirdi zaten bunu, dedi ki; "sanatçı yerini bilmeli, ne dediğine dikkat etmeli,  ama bu benim hiç umrumda olmadı. Benim elimi hep sırtınızda hissedin istiyorum, sizde beni hep bağrınıza basın, kucaklayın istiyorum" hep yalan😀 o akşam bende bunu isterken kalkıp gittin.. Meğer ben bunu çok ciddiye almışım. O mecazi anlamda söylemiş.. Neyse geçti artık.. Nerde bir adı geçse veya bir şarkısını duysam o son konseri ve elindeki o bir parça ekmeği gelecek artık aklıma.. Gelelim meydan okuma sorularına.. Madem başladım, getirecez artık sonunu. 19. soru:

      19. Satın aldığınız son giyisilerle birlikte bir fotoğrafınızı paylaşır mısınız?

      En son ne zaman bir şey satın aldım, hatırlamıyorum. En son şunu almıştım diye bir fotoğrafda ejlemek istemiyorum.  Değil çılgınlar gibi alış veriş tutkunu, normal alış veriş yapan biri bile değilim ben. Bir AVM düşmanıyım.. Oralarda boğuluyor hissine kapılıyorum.. Ben sokaklarda dolaşmayı seven, çarşıda pazarda tesadüfen gördüğüm bir şeyi beğenirsem girer alır çıkarım.

      20. Günün birinde nereyi ziyaret etmek ya da nerede yaşamak isterdiniz?

      Yaşadığım şehri çok seviyorum. İsviçre hep gezmek için gitmek istediğim bir yerdi, ama yaşadığım yer oldu.. Önce çok sakin geldi. Sonra alıştım bu sakinliğe. Yani yaşamak istediğim yerdeyim. Nereyi görmek istediğime gelince, hep bir Cuba özlemi var bende. Hatta perşembe kadınlari her hafta tatil kasası için biriktirdiğimiz parayla Cuba tatili düşünüyoruz bakalım.. Yakın yer olarak Venedig var planda görmek istediğim.. İsviçre'deki Matterhorn dağını yakından görüp fotoğraflamayı çok istiyorum. Oraya giden Glacierexpress treni var. Üstü camla kaplı, kar yağışını hem pencereden, hem trenin tavanından izleyerek, Alp dağlarının arasında, viyadüklerden, köprülerden kıvrılarak giden bir kırmızı masal treni. İşte o trende sevdiğim insanlarla şarap içerek, etrafı izleyerek, fotoğraflayarak yol almayı çok isterim mesela.. Bana keyif veren herşey güzeldir. Keyifli olmak için illa dünyanın bi diğer ucuna gitmem gerekmiyor. Keyifli ise yanıbaşımda bir yerde olur, cehennemin dibide olur.. Mardin'e gitmek isterim. Urfa'ya gitmek isterim. Birde Doğu Ekspresi ile Kars'a kadar gitmek isterim. Ha birde Trans-Sibirya var. Rusya'dan Çin'e sonra Japonya Deniz'ine uzanan. Bunuda yapmak isterim. Ama sevdiğim insanlarla olmalı bunlar. Olursa bunlar süper olur. Olmazsa Türkiye her zaman opsiyon zaten. Köyümde yada herhangi bir yerde bir bahçe sularken, salatalık koparıp, akan suda yıkayıp, başparmağımla temizleyip, dişlerimle çatırt diye kafasını koparmak gibisi var mı? Damakta bir burukluk oluşur hani. İşte bu buradaki Migroslardan aldığımız hıyarlarda yok. Özlediğim yerleri ve şeyleri seviyorum. Yani bu burnumun dibindeki yerler ve şeylerde olabilir görmek ve yaşamak istediğim. 
      Glacierexpress.. Foto alinti.. ama ben cekmek istiyorum..
      Glacierexpress foto alinti. iste bütün bunlari ben cekmek istiyorum..

      Baharda Glacierexpress.. foto alinti..

      Iste Isvicrenin simge dagi, Matterhorn..
       Hedefim bu dagi kadrajima sokmak. Foto alinti.

      Bir sonraki soru beni güldüren şeyler miş. Ooo gülmek!!! En güzel şey.! Aslında o soruyada cevablarım var. Ama uzun olacak. O zaman tadında bırakayım.
      Yarın buralar dini bayram, dolayısı ile tatiliz. Mayıs ayında her hafta bir tatil günü var neredeyse Avrupa'da. En sevilen ay. Akşam "Er ist wieder da" filmini izledim. Konu Hitler. Hitler ve gülmek, hiç yakışıyor mu birbirine?. Ama yaşanan yüzyıla uyanan bir Hitler olunca gülebiliyorsun. Detayları iyi işlemişler. Düşündürüyorda bir taraftan. Film içinde film gibi bir şey. Biraz belgesel gibi, ama değil. Ben sevdim. Güzel bir filmdi. Arkadaşım Antonella kitabını okumuş, okurken sesli güldüğünü söyledi. Ben okumadım, ama filmi de güzeldi. Bir sonraki meydan okuma sorusunda görüşmek üzere.. 

      29 Nisan 2016 Cuma

      Şarap Burcuyum Ben.. Challenge (17)


      17. Burcunuz nedir? Sizinle uyumlu olan özellikler hangileri?

      Burcum Koç. Nisan doğumluyum. Burçlardan ve astrolojiden hiç anlamam. Bir bilim dalı olabilir. Ama burçlara göre hareket etmem. Hangi Burcun hangi özelliği var onuda bilmem. Burcumu okurken, iyi bir şeyse ha evet, derim. Kötü bir şeyse aman be, afkuruyor, inanmam böyle şeylere derim. Kahve falıda öyle. Ne zaman Türkiye'ye gitsem o fincan kapanacak. Ve bir şeyleri duyma isteğim. Sonra unuturum söylenilenleri. İnanmadığından olabilir. . Türk kahvesi ve ardından telve falı bir eğlence, bir kültür gibi gelir bana, ve severim. 

      Yani demem o ki, güzel şeyler duyarsam inanasım gelir, güzel olmayana karşı realistim, inanmam. 

      Hele birde böyle burçlara göre davrananlar yok mu? Ama hepsi mutsuz.. Güya ona göre davranıyorlar!! Yok neymiş efendim,  yükseleni şurdaymış, alçalanı burdaymış, Mars Jüpiter'e girmiş, Jüpiter Uranusa.. Güneş şurdaymış, ay burdaymış. Hepsi birer NASA bilim insanı!!! Ben inanmıyorum, gözle görülmeyen, elle tutulmayan, bilimsel kanıtlanmayan şeylere. Astroloji bir bilim dalı evet. Burçlardan öte bir şey olmalı. 
      Belki ben kavrayamıyorum, bilmiyorum. 

      Sarap burcuyum ben.. 

      26 Nisan 2016 Salı

      Challenge devam.. 13, 14, 15


      13. Favori şiiriniz ya da sizin için anlamı olan bir şiir var mı?

      Favori bir şiirim yok. Ezberimde şiir olmadığı gibi, Şiir okuyacak kadar buğulu bir sesimde yok. Ama severim şiirleri. Bir şiir bir kalın bir romanla eşdeğerdir bazen. Bir şeyin güzelliğini vurgularken "şiir gibi" deriz. 
      Bir şiirle sonlandırayım bu soruyu.. 

      DEĞİŞİM
      İnce uzun bir hayvan  
      Çarpıyor  
      Çarpıyor  
      Çarpıyordu kendini taşlara.  
      Canı mı sıkılıyor  
      Can mı çekişiyordu yoksa?  
      Yok efendim dedi yanımdaki adam  
      Gömlek değiştiriyor yılan  
      Bu hallerden anlarız dedi az çok  
      Biz de sınıf değişmiştik bir zaman
      Can Yücel

      14. Özel bir yeteneğiniz var mı?

      Dilimle burnuma yada dirseğime erişemem. Ama dikildiğimde eğilerek başımı dizime değdirebilirim 😀 ha birde güzel pizza yaparım, yetenek sayılırsa 😀 

      15. Favori mevsiminiz hangisi? Neden?

      Bahar benim favori mevsimim. Bi çoğumuzun öyledir. Kuş seslerini daha çok duyarız bahar sabahlarında. Bitkiler daha çıtır yeşil. Çiçekler daha diri.. Hem toprağa bir şeyler ekme zamanıdır. Ekme, bekleme zamanı. Doğa gibi umutlarımda yeşerir yine ve yeniden. Her ne kadar dün ve önceki gün kar yağsada buralara toprak kabul etmedi, eritti. 

      Şu çiçeği gördüm geçen Antonellanın bahçesinde. Nasıl güzel bir şey. Almanca "Schachblumen" Türkçeye çevirsem satranç çiçeği oluyor. Ama Google de buna benzer bir şey bulamadım. Almanca verince çıkıyor ama. Bu  1993 yılının çiçeği seçilmiş.. 


      "Fritillaria meleagris" 

      Nisan sonunda kar..

      22 Nisan 2016 Cuma

      Challenge, Meydan Okuma 10, 11



      10. Bize biraz güçlü yönlerinizden bahseder misiniz?

      Güçlü yönleriiiiim! Güçlü yönleriiiim! "Faruk eczanesiii, Faruk eczanesiiiii" der gibi, çenemi alttan yukarıya doğru bir sağa bir sola, bir aşağı, bir yukarı çevirerek, gözbebeklerimin aynı derecede döndüğünü, düşünün😀 öyleyim şu anda.  
      Güçlü yön sayılır mı, bilmem ama şöyle bir özelliğim var. İnsanları çok iyi dinler ve anlamaya çalışırım. Sakin yaklaşılırım olaylara. Sabırlıyımdır. Pozitifimdir. Nasıl olsa düzelecek, herşey daha iyi olacak diye beklerim. Sürekli kötü gitmeyeceğine göre bir şey, iyileşmeye başladığında bak işte bu; kıçını yırtmaya ne gerek var, derim. Yani dar değilde, geniş bakarım biraz. Buda ufkumu açar. Yani sakinliğim, sabırlı oluşum, karşımdaki insanı dinleme, anlama. Arkadaşlarımın güvenini sarsacak bir şey yapmaktan kaçınır, sorumluluğunu bilirim. Adımın özelliğini taşır ser verir sır vermem.. 
      Kendimden bahsetmeyi beceremem ben. Beni tanıyan bir okur, varsa benim güçlü yönüm, yorum kısmına bırakırsa belki daha anlamlı olur. Hem bende öğrenmiş olurum. 

      11. Biraz da zayıf yönlerinizden?

      Zayıf yönlerim? Çatır çatır kavga edemem ben mesela.. Ağzım burnum büzüşür, konuşamam, göz pınarlarım dolar, yukarıya dogru bakarım hemen, ama akmasına engel olamam. İşte tam o anda zayıflığımda ortaya çıkar. İşte bu yönümü hiç sevmiyorum. Ben kavgalarımı bile konuşarak yapabilmek isterim. Karşımdakinin sesi çok çıkarsa ben daha çok bağıramam, susarım. Ezik miyim neyim? 

      Arkasi Yarin..  

      20 Nisan 2016 Çarşamba

      8) Yüzümü Güldüren Şeyler,

      8. Sizi gülümseten bir şeyleri bizimle paylaşır mısınız?


      Ne çok düşündüm ben bu soruda? Yüzümüzden gülümsemeyide mi çalmışlar acaba diye düşündüm.. Haberleri izlemezsem, okumazsam yüzüm gülüyor. Sonra birer birer aklıma geldi yüzümü güldüren şeyler:

      -güneşli bir sabaha uyanmak..

      - kahve kokusu..

      - posta kutusundaki bir kart. Veya benim gönderdiğim kartın ulaştığını öğrenmek.

      - bir kedinin pencereye veya kapıya tek patisi pat pat vuruşu..

      - her sabah arkadaşımdan gelen uzuuunca yazılmış bir mail.. (5 gündür yazmıyor geçi)

      - takip ettiğim blog yazarlarının yeni bir yazısı..

      - perşembe kadınları ile buluşacak olmak..

      - sırf fotoğraf çekmek için gezmek.. Sonra fotoğrafları bilgisayara aktarıp, neler çıktığını görmek..

      - kardeşlerimle kurduğumuz whatsapp grubunda yazılan eğlenceli yazılar

      - ve yine zirzoplar grubumuzla yazışmalar, bazen karın kaslarımıza kadar işler gülme krizleri..

      - bizim oğlanların yüzleri güldüğünde..

      - bir film izlemek için hazırlık yaptığımda.. Bir kitabı bitirdiğimde. En sevdiğim şarkının birden radyoda çaldığında.

      - güzel bir günün finalini şarapla bitirdiğimde..

      - bir yerlere ekmiş olduğun Sevgi'nin, yıllar sonra karşına çıkmasına..

      - yarın mesela, yarım asırlık bir ömrü geride bırakacak olmama..

      - yine yarın mesela, çarşamba'yı perşembe yapacak olmamıza..

      Buna benzer sayabilirim bir sürü küçük ama etkisi büyük olan nedenleri.. Mesela, kelebeğin uçuşu, kuşların ötüşü, bu bahar mevsiminde hiç küsmeden yeniden canlanan doğa, açan çiçekler..
      Sanırım gülümsemek için sebep bulanlardanım.  İnadına gülümsemek için. 

      Bugün beni gülümseten bir fotograf mesela.. cok uzaklardan benim icin toplanmis bir buket.

      17 Nisan 2016 Pazar

      Meydan Okuma Var Dediler... 1,2,3,4,5,6,7

      Ben Ferminada gördüm. Ama fikir anası sacakliymis.  Sorulara baktım eğlenceli sorular. Neden olmasın, tam kafa dağıtmalık. İsteyen herkes yapabilirmiş tabiki. Yapmayabilirmişte.. Bende bu pazar 7 soruyla başladım. Toplam 30 soru. İster günlük, ister toptan, ister kısım kısım.. Bu challengler yani meydan okumalar bloglarda bir hareketlilik sağladığı, ve göremediğin blogdaşları tanınma açısından güzel buluyorum. Ve ilk kez böyle bir şey yapıyorum. 



    1. 1.     Müzik listenizdeki ilk 10 şarkıyı paylaşın. Dinlerken nasıl hissediyorsunuz?

    2. Benim müzik listem yok. Radyo dinlerim sürekli. Bahtıma ne çıkarsa. Şarkılardan fal tutmak mesela. Elbette bazı şarkılar vardır ki farklı şeyler hissettirir insana. Toparlayabildiğim kadarını ve ha deyince aklıma gelmeyenleri yazamayacağımdam 10 şarkı çıkar mı bilmem? 

      1) Ezginin günlüğü: 1980, diğer adı "Sigaramın Dumanına Dumanına sarsam, saklasam seni" herkesi farklı yerlere farklı yaşanmışlıklara götürür bu şarkı. Bende bu şarkıyı dinlediğimde aynı yıl kaybettiğim annem aklıma gelir hep. 

      2) "Yüce Dağ Başında Yanar Bir Işık," bu türkü bana hep arkadaşım Ayçayı hatırlatır, ilk onda dinlemiştim. 

      3) Ayça demişken, birde "Ünzile" şarkısı vardır ki, çok güzel söyler. Sözleride çok koyar insana. Bir Aysel Gürel şarkısıdır. 

      4) "Pencereden Kar Geliyor" türküsü bana kardeşim Serdar'ı hatırlatır. Bir gece otururken kalabalık bir ortamda bu türküyü söylediğinde hepimizin tüyleri diken diken olmuş, gözlerde yaşlar belirmişti ve ilk kez orada türkü söylediğini görmüş ve duymuştum. 

      5) "bir ah çeksem karşıki dağlar yıkılır" türküsü çıktı biraz önce radyoda, mesela bu türkü yine annemi hatırlatır. '70 lerde kocası göçmen işçi olarak Almanya'ya gidince mektuplaşırlarmış. Türkülerle avunurmuş oda herkes gibi. Sözlerini dinleyince annemin bu türküyü sevmemesine imkan yok zaten. 

      Bir Of Çeksem Karşı Ki Dağlar Yıkılır
      Bugün Posta Günü Canım Sıkılır
      Ellerin Mektubu Gelmiş Okunur
      Benim Yüreğime Hançer Sokulur

      6) yabancı şarkılarda eskide takılı kaldım ben. Hala severek dinlediğim eskilerden Skorpions, Still Loving You http://youtu.be/27yIZfgWO48 ve Wind Of Change http://youtu.be/n4RjJKxsamQ varki ne zaman dinlesen 26 yaşımda olurum. Özel konular bunlar:) ha birde Metalicca'nın Nothing Else Matters http://youtu.be/Tj75Arhq5ho şarkısı vardı beni eskilere götüren. 

      7) son olarak, ( çünkü yukarda üç şarkıyı birden yazdım, etti 10) şu şarkıyı zamansız şarkılar olarak kazıdım beynime, ne zaman dinlesem gözlerimi kapar dinlerim.. Gerçi benim şarkılar hep göz kapamalık:) 

      Şarkıları 10 ile sınırlandırmak zor oldu. Elbette daha nice şarkılar, türküler, ve dünya müzikleri var. Geçen arkadaşımda dinledim Cesaria Evora.. Müthiş bir kadın ve ses. Uçuşan tüller arkasında, deniz kokusunu içe çekerek dinlenecek türden. http://youtu.be/2X4ghUUCw7s

      İlk ve uzun soru bitti, nihayet:) 


      2. Göbek adınız nedir? Sizin için önemini anlatabilir misiniz?

      Göbek adım yok. Küçükken benim göbek adım şuymuş, buymuş derdim. İlk söylediğimi unutur ikinci bir şey uydururdum. Yani hep yalan. 


        3. Cüzdanınızda neler olduğunu bizimle paylaşın.

        Cüzdanım budur. Emektar cüzdanım. Başına neler neler geldi. Çalındı. İçindeki parayı alıp bir çöpe artmışlar. Çöpçülerde kayıp bürosuna teslim etmişler. İçindeki kimlikten bana ulaşıp, teslim ettiler. Nasıl bağrıma bastım, iyice eskidi, derisi merisi soyuldu ama hala sağlam. Güçlü bir bağımız var kopamıyoruz birbirimizden. İçinde ne olacak işte, para, kartlar, kimlik, ehliyet, pul, kasa fişleri, vs. 



        4. Kim veya ne olmadan yaşayamazsınız? Neden?

        Aileyi, arkadaşları bende geçiyorum, onlarsız yaşam mı olur? Bu soruya sanırım, şarap ve sigara diyeceğim:) bu ikili olmadan daha iyi yaşanır belki ama, kuru kuru olur sanki. Onlarsız ha yaşamışım ha yaşamamışım:)) 


          5. Koleksiyonunu yaptığınız herhangi bir şey var mı?

          Koleksiyonunu yaptığım bir şey var mı diye düşündüm. Çook önceleri kibrit kutusu biriktirildim. Çeşitli ülkelerin çeşitli kibritleri. Sonra ne oldu bilmiyorum. Bildiğim şu ki, şimdi koleksiyon değilde, sürahilere hiç dayanamam. Ben bir sürahi, karaf hastasıyım. Şurda bir kaçı var. Ve hepsinin bir anısı. İkisini gittiğim restoranlardan arakladım:) ikisi hediye. Diğerlerini ben aldım. Böyle işte benim koleksiyon anlayışım:) 





            6. Evcil hayvan olarak ne beslemek isterdiniz?

            Kedi, kedi, kedi.. Ve bir gün yine olacak biliyorum. 


              7. Yatarken ne giyersiniz?

              Yatarken doğal olarak pijama giyilir:) ama bu soruda benim için güzel oldu. Ben sürahi/karaftan sonra tam bir pijama aşığıyım. Yaz kış pijamasız yatamam. Ama pijama şöyle hani eskiden " küçük ev" dizisi vardı kızları Mary, Laura gece beyaz fırfırlı, işlemeli pijamalar giyerdi, işte o türden pijamalar. 

              30 sorudan 7 sini cevapladım. Günlük yapamasamda sonunu getirebilirim diye düşünüyorum. 




                Görüşmek üzere..