Ah başıma nele ge'di nelee! Yaşlı gadınım ben. Gafam herşeyi götürmüyo galan. Bi ayağım çukurda, bi gözüm toprağa bakıp duru. Yalınız başıma şu goca evde galıyom, uşakla, torunla hep gırda, bayırda. (gurbette)
Bazı bazı insan bir ses bir nefes olsun isteyo tabi. İsteyoda, emme bu gadarda değil.
Akşam namazının farzını gıldım, son iki sünnetine başlayım derken bi cırgıltı goptu dış kapıda. Pencereye gafamı bi uzattım, baktım Samanla Köyünden, Cümbüşlerin İbrem oğlan, garısı deli Selme, çoluk çombalak giribatla gapıdan. Artık Namazın farzını gıldım deye, sünnetini gılmeyiverdim. Seccademi gatladım, yeşil tesbihimide yeleğimin iç cebine godum. Kapıda garşıladım misefirleri.
Zehraaba, neppatsınız ( nasılsınız, ne yapıyorsunuz) bir ziyaret edem dedik dedi İbrem oğlan. Buyrun, buyrun iyi ettiniz, hoş gediniz, Sefa gediniz, dedim. Misefir gibi varmı? Misefir ağırlamak pek sevap, böne öğrendik biz. Garı goca, birde beş dene çocuk. Kedi gibi vığır vığır çocuk yapmış bunla. Çocuk yapmakta ne va? Onları büyütmek emek iste. Bunla saldım çayıra mevlan gayıra hesabı. Cocukların beşide birbirinden haşarı. Biri raflara çıkmaya çalışıyor, biri sedir altlarına girmeye çalışıyo, biri kapı golunda sallanıyo, biri burda bişey yok, televizyon bile yok, illede eve gidem deye ağlayo. Gocagaroyın ben, ne olacak evimde?
Akşam vattı, yimek iste. Misefir bereketiyle gelir hani. Hemen bir ev makanası yaptım, keşli cevizli, bide taze tarna çorbası yaptım naneli. Sufrayı gurmama deli Selme yardım etti güya mıyır mıyır. Bi çatal götürüyo, geliyo tekrar bi gaşık götürüyo. Hele bak! Guru galabalık etme, işini erişli argaçlı yapmaycasan git otur, ayak altında bayrı dolanma, dedim.
Içinde çorba olan gurşaneyi (küçük tencere) sufradaki mavi el işi örgüsü olan tencere altlığının üstüne godum. Ev makanasının üstüne dökmek üçün gara tavada tereyağı gızartoyodum. Ne güzel gokuyo derken ameden (aniden) gene bir cırgıltı goptu. Birez önce çocukla cincombalak (takla atmak) gurubatlarıdı. Aşam vattı (akşamvakti) bir şey olacak olacak deye garnım sırtıma yapışıp duruyordu, gorktuğum başıma gedi. Cincombalak gurakan sen sufraya çarp, çorbayı dök, bi ayağı tencerenin içinde, ağlayıp duru. Aklımı fıydırayazdım bişey oldu deye. Allahtan üstüne başına gememiş. Gorkudan ağlayomuş.
Bunla iki elinnen bi çüklerini doğrultamazla. U gada beceriksizle. O çocuk sufraya düşünceye gada siz nepiyordunuz? Garı-goca birbirlerine girdiler. Selme, gollarını göğsünün üzerinde birbirine doladı, soruttu yüzünü, sufraya bile oturmadı. Sufrayı kaldırmaya galmadı, biz gidem dedile. Galktıla gittile. Ben goca sini ev makarnasınıynan galagaldım. Parısını kediye veriyom, parısını kendim yiyom bir haftadır.
(Mudurnu şivesi ile atmasyon kısa hikaye denemeleri)