Sayfalar

Sezen Aksu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sezen Aksu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Ocak 2017 Pazartesi

Bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim, diyor Challenge #14

Günün challenge sorusu;
14 Keşke Arkadaşım olsa dediğin ünlü kim?

Yakınlarım bilir, ben hep Sezen Aksu ile arkadaş olsam keşke diye hayal ederdim. İlk gittiğim konser sanırım Sezen Aksu idi. Konserinde daha çok aradaki konuşmalarını çok seviyordum. Kafa kadın ha, falan diye düşünüyordum. Çok güzel şarkıları var, ama öyle sırf Sezen şarkısı diye her şarkısınıda sevmezdim. Espiri anlayışını severdim.

Tabiki Sezenle tanışmak, arkadaş olmak  sadece bir hayaldi ve hayal olarak kalacaktı.

Ama öyle olmadı. Tanışmaya ramak kala büyük bir hayal kırıklığı yaşadım. O dönem taze duygularımın, o ağlamaktan gözlerimin nasıl tavuk götüne benzediğinin yazılmış olanı var.. Buyrun burdan yakin..

Şimdi hiç bir ünlü ile arkadaş olasım yok. Onlar benimle arkadaş olamadığına üzülsün😀

Bu fotosunuda ben cekmistim..

2 Mayıs 2016 Pazartesi

İlk Konser Sezen'di.. Son Konser Yine Sezen. Gün (18)

Sezen Aksu, Veda Konseri Zürich, 30.04.2016
18. Katıldığınız ilk konser hangisiydi?

Tamda bu meydan okuma sorusuna bir cevap gibi olacak. İlk gittiğim konser yine ya bir Sezen Aksu yada Grup Yorum konseriydi, tam olarak hatırlamıyorum.. Son gittiğim konseri yazacağım ben. Hangi duygularla gittim, hangi duygularla döndüm, hala hangi duygular içindeyim? Bir bir dökeyim içimi. 

İki ay önce falandı. Sezen Aksu Veda Konserleri Avrupa turu için 30 Nisan 2016 da
olacağını söyledi eşim. İkide bilet ayırtmış. Ama ben gelmem, sen gidersin deyince kiminle gideyim diye düşündüm. Konsere yalnız gidilir mi? Bizim gençler bir Sezen fanatiği değiller, bizim kızlar hep uzakta zaten.  Yalnızda gitmek istendiğim için biletleri iptal etmesini rica ettim eşime. İşte o ara bizim uzaktaki kızlarla bu konuyu anlatınca bana dediler ki; "ne demek gitmiyorsun, hemde VİP bilet.. Hani hep bir Sezen'le tanışma hayalin vardı senin, işte o zaman bu zaman, ne yap et git o konsere dediler" Antonella ile git dediler, Türkiye'nin Madonnası dersin, dediler, beni tekrar gaza getirdiler. Bütün suç onların, evet 😀bak şimdi yazarken suçluyu buldum..  Sonra ben tekrar eşime bilet almasını söyledim. 

Dün, o gün geldi çattı.. Üstelik eşimide ikna ettim. Yağmurlu bir günde güle oynaya gidiyorum. Videolar çekip gönderiyorum bizimkilere. Konser salonuna bir saat önceden vardık. Restoran bölümünde biralarımızı içtik. Ben, olurda Sezen'le bir tanışma fırsatım doğarsa, elim ayağıma, sikim taşağıma dolaşmasın (ne ayıp dimi, ama deyimin ayıbı olmaz) diye bir nevi rahatlama idi. 
Tabiki tanışmak isteyen binlerce insandan sadece biriyim.. Hiç bir özelliğim yok. Sadece  firmamızın bu organizasyona sponsor olduğu için hani belki diyerekten, içten içe yoksa hayallerim gerçek mi olacak diye bileniyorum😀 bi yandan.. 
Konser başladı.. Kırmızı koltukları olan büyük bir tiyatro salonu doldu. İlk sıradayız. Hemen üç metre ötemde belirdi Sezen Aksu. Bir alkış koptu o anda. Gülümse, şarkısı ile başladı. Veda konserlerinin sonuncusu imiş Zürih'te. Bu anlamdada özel. "Ama azar, kudurursam bir yerlere çıkar, söylerim, ağzıma kilit vuracak halleri yok ya" dedi. Ben zaten onun en çok konuşmalarına bayılıyorum. İşte arkadaşlarına bakıyorum, Meral Okay, (rahmetli) Melike Demirağ, Suzan Kardeş, vb. Beni tanısa sever diyorum, içimden😀 Şarkılarının hepsini sevemem mesela. 
Beni tanıyanlar bilir,  hiç ünlüye fanatik derecede hayran değilim. Ergenliğimdede bu böyleydi. Hani bir hayal kurarsın ya.  Bir erişimine mümkün, makul hayaller kurarsın, birde erişimine mümkün olmayan hayaller. Çünkü o hayal hep kalsın istersin. İşte buda öyle bir şeydi benim için. 

Neyse o akşam nefis bir konser yaşadık. Her anını, hareketini gözlemledim.. Şarkılarına eşlik ettim. Ayakta dakikalarca alkışlandı. Adetten olduğu için tekrar geldi sahneye, "salla salla" şarkısını söyleyip gitti. Tam bizde salonu terkedecekken, eşim kulağıma "sen kalıyorsun, seni kulise alacaklar" diye fısıldadı. İşte tam o anda içimde bir şeyler oldu. Neee? diyebildim sadece. Ellerimle yüzümü kapattım, imkanı olmayan bir hayalimin tam yanıbaşında olmak beni çok heyecanlandırdı. Eşim, sevgisini göstermez, bir şey yapar o sevgi bütün zamana yeter. İşte buda öyle bir şeydi. Kendisi gitmek bile istemediği bir konsere, (Sezen'i önce severdi, ama bir dönemden sonra sevmemeye başladı, o hani yetmez ama evet konusu) sırf benim hayalim gerçekleşsin diye gelmiş, üstelik sponsor olmuş, ve organizasyona belirtmiş bunu. Onlarda tamam konser sonrası salonda kalsın, görüştüreceğiz demişler. 45 dakika bekledik. Yolumuz uzun, Zürich'ten  Bern'e döneceğiz.  Ben ve diğer sponsorları aldılar kulise. Oradada bekledik. Benim derdim sadece bir selfi değilki. Zaten bir sürü fotoğraflarını en ön sıradan çekmişim. O fotoğrafın içinde olsam ne, olmasan ne? Benim derdim başka. Gözlerine bakarak bir "merhaba" demekti. Dokunmaktı, sevgi ile kucaklamaktı. Öpmek değil, sarılmaktı sadece.  Ne çok şarkısı duygularıma eşlik etmişti. Bir gece sabaha kadar, " hayat, kadere inat seni baştan yaşayacağım" şarkısını dinlediğimi söylemekti.. 30 yıllık bir hayalime ulaştığımı söylemekti.. Çokta umrundaydım sanki.. Neyse, tam sıra bana geldi,  gittim yanına. Kuliste, beyaz minderlerin üstünde oturuyor. Köstümünü değişmiş. Günlük kıyafet giymiş. Sol elinde bir dıkım siyah ekmek.. Yorgun.. Bir sürü genç zıpır, sırf selfi için yanında. Ee hani sadece sayılı kişi girecektik. Acıdım bi taraftan. Konuşacak mecali yok. Sıra tam bana geldi, bir anda kalktı, kalkarken senteledi.. Şekeri mi düştü, kafa 1500 müydü, yorgun muydu, bilmiyorum. Hepsi birden olabilir.. Ve çok normaldir. O an anlayışla karşıladım.. Çıktım kulisten. Hiç bir şey konuşmadan yağmurlu bir cumartesi gecesi 120 km yol geldik. Hiç oralı değildim önce. Eve geldiğimizde saat 1.30 du. Birer bardak şarap içtik. Sonra düşündükçe bu an'ı burnum sızladı, gözüm yaşardı. Ağlamaktan geberdim. Gözlerim tavuk götü gibi şişti. 

Neydi beni üzen, onu düşündüm. Çünkü ben bir Sezen fanatiği değilim. Hiç kimsenin fanı değilim. Koskoca bir kadın. Şu yaptığıma bak, hiç yakışıyor mu? Neydi beni üzen? 

Eğer biz bu konserden hemen sonra çıkıp gelseydik hiç birşey olmayacaktı. Sanırım beni en çok üzen şeylerden en önemlisi, eşimin benim hayallerime ulaşmam için, istemediği halde  bir şeyi benim için yapma çabasıydı. Evet, bu zoruma gidiyor daha çok. Yoksa Sezen meslektaşım mı, okul arkadaşım mı? Beni tanımıyor bile. Tamda sıra bana gelmişken, kalkıp gitmesi çok koydu bana. İşte tam kırılma noktam burası. Bu an'ı düşündükçe kötü oluyorum. Yaramın kanadığı yer burası. Hani kırık bir camın veya bir yaraya parmakla üstünden geçersin, ve parmağına dokunur ya o kırık, benimde yüreğime dokunuyor bu olay. Bu sabah kahvaltıda bizim gençler, Nasıl geçti konser? Diye sordular. İyiydi, dedim. Sonra lokmalar boğazıma dizildi anlatırken, yine burnum acıdı, ağzım yüzüm kaymaya başladı. Keşke sormasaydım dedi, Taylan. Sonra Serpil'le konuştum. Yine aynı burun sızısı. Daha sonra Nanocan'la yazıştık biraz. Her ikiside saçmalama, deli misin nesin, gibi şeyler yazdılar. Evet, ben bu salak halime acıdım. En kötü şeylerden biride budur, kendi haline acıma duygusu. Karşındakini yüceltme, kendini küçültme duygusu. Bu arada Sezen'e kırgın değilim. Kimseye kırgın değilim. Kendime kırgınım.. Eşimin çabasının boşa çıkmasına kırgınım. Hayalimin suya düşmesine kırgınım.. Yoksa üzülecek o kadar çok şey var ki hayatta. Veya sevinecek çok daha başka şeyler. Örneğin Taylan. Gelecek yıl yan bölüm için "Sportwissenschaften" okuyacak. Onun sınavları vardı dün ve önceki gün. Beklenilenin üzerinde bir performans sergilemesi beni mutlu etmişken, hayal ürünü bir şeyin ters gitmesine üzülmem beni üzdü. Salaklığım üzdü beni daha çok. En azından böyle derin yaşanmış ve unutamayacağım bir an'ım oldu Sezen'e dair.. Sezen'in veda konserine dair. Kaç yıl geçti aradan ayrı ayrı, bitsin artık bu hasret buluşalım gayrı, diyecektim ki, kalktı gitti minik serçe.. Hakkaten minicik bir serçe gibi Sezen. 


Sanata ve kültürü desteklyen Detay Suisse sirketinin ödülü..
 Sezen Aksu bizi görmedi, o baska:)

Benim objektifimden Sezen.. Zürich 30.04.2016

Veda konserinden.. 30.04.2016 Zürich

13 Nisan 2016 Çarşamba

Sezen Aksu Heyecani..

Bugün ofiste sallak salllak bi o yana bi bu yana iş yapıyormuş gibi görünme adına, dolandım. Bazen  başımı kaşıyacak vaktim olmaz bazende sersem s.. tohumu gibi dolanırım ortalıkta. İşte öyle bir zamandı. Bir kahve aldım, zaten Ayça'danda günlük mail gelmemişti henüz, birde sigara yaktım, elimde akıllı telefon, İG deyim. Bir beğeni, bir takipçi gösteriyor. @sezenablaniz beni takibe almış. Baktım profile, sanki Sezen Aksu gibi. Yüreğim önce iki kat sonra kaç kat arttı bilmiyorum. Ellerim titremeye başladı.
Ama, kendime sakin ol, abartma diye telkinlerde bulunuyorum. Normalde hiç bir sanatçıya ne ergenliğimde, ne yetişkinliğimde fanatik derecesinde bağlanmadım. 

Ünlü olmayan bir çok güzel insan tanıdım arkadaşım olan. Ünlü ve sanatçı kişilikleri ile duruşlarını sevdiğim, hani normal yaşamımda tanısaydım çok iyi arkadaş olurdum dediklerim var birde. Hani, beni tanısalar severlerdi dediğim:) mesela, Şener Şen, Lale Mansur, Tarık Akan, A. Mümtaz Taylan, Serkan Keskin, Melike Demirağ, rahmetli Meral Okay, Suzan Kardeş,Sunay Akın gibi ünlüleri kendime çok yakın hissederim. İşini iyi yapan, kompleksiz, akıllı ve duyarlı. Gerçi ben bu saydığım ve sevdiğim insanları görsem bir yerde, hiç bir şey yokmuş gibi davranırım. Utanırım, sıkılırım onları rahatsız etmekten. Rastlaşmadım mı? Bugüne kadar elbette rastlaştım bir çok ünlü ile. Mesela, Gümüşlükte Nejat İşler ile kahvaltı yaparken yan masada karpuz yiyordu kendi başına. Biz kalabalıktık. Ben farketmedim, kardeşim görmüştü. Aramızda fısıldaştık evet, yan gözlede baktık, ama hepsi bu. Bi ara Zürih'te Banu Alkan'la tanışmıştık. Oda benim isteğimle değil, kendi istediği için. Hiç hayranı olmadım Banu Alkan'ın. Ama aynı masada rakı içerken, o tv lerde gördüğümüz gibi kasım kasım kasılmıyordu, sıfır kompleksi hoşuma gitmişti. Tel nolarımızı falan değiş tokuş yapmıştık. 6 ay sonra aradığımda kendi çıkmıştı telefona. İstanbul'a geldiğimde mutlaka aramamı söylemişti. Sonra ne ben, ne o beni aramadı. İyi insan, kendine münhasır. Ama paylaşacağım bir şey yok. 

Ama biri var ki, yüreğimde başka türlü yer edindi. Sene 1977.. Köydeyim. Radyoyu dinlediğim, sevdiğim bilinir. Bahçe sulamaya giderken, o bir tek ineğimizi otlatmaya giderken bile o küçük radyo hep yanımdaydı. Normalde hep TSM ve THM dinleyen ben, "şimdi arajmanlar" diye anons eden trt spikeri, sırf o çok sevdiğim şarkı çıkacak diye beklerdim. Öyle güzel sözleri vardı ki? " kaç yıl geçti aradan ayrı ayrı, bitsin artık bu hasret buluşalım gayrı" sonra yine şöyle sözlerle devam eden. "Benim bütün derdim özlem, biliyorum kavuşur böyle seven".. İlk kez bir şarkıyı baştan sona ezberlemiştim. O zamanlar belkide annemin babamın Almanya'da, bizim Türkiye'de olduğumuz için sevdim bu sözleri belki, bilemiyorum. Sonra kavuştuk biz anne ve babaya. Bu şarkı sözlerini unutturacak, daha doğrusu aratacak başka acılar çıktı karşımıza. 

Yine Sezen Aksu başka şarkılarla çıktı karşıma. 
"...ama fazla da üzülme hayat bitiyor bir gün 
Öyle de böyle de ayrılıktan kaçılmıyor 
Hem çok zor hem de çok kısa bir macera, ömür 
Ömür imtihanla geçiyor 
Ben bu yüzden hiç kimseden gidemem, gitmem 
Unutmam acı tatlı ne varsa hazinemdir
Acının insana kattığı değeri bilirim, küsemem
Acıdan geçmeyen şarkılar biraz eksiktir..." gibi.. Bir mahvolmuşum hissini şarkılarda bulmak. Bir kez daha Sezen Aksu.. 

Sonra bir mahvoluşumda bir şarkısı tuttu elimdem. Oda şu.:

Geçti yıllar ah geç aydım 
Anladım ki boşa gün saydım
Bakakaldım giden güne
Ben hep düne ait kaldım

Çocukluğum kavruk
Gençliğim savruk
Yetişkinliğimden hiç hayır yok

Hayat, kadere inat
Seni sil baştan yaşayacağım.. 

Ben bir başka sevdim Sezen'i. Ruhuma işleyen şarkılarında arkadaş oldum onunla. Keşke tanışsam hatta arkadaş olsam dedim. Bu isteğimi yakın çevrem bilir. Bu sadece bir istek, bir hayal olarak kalacak bende. Mesela ben Loto'dan altıda tutturmayı hayal ediyor ve istiyorum! Buda onun gibi olması mümkün görünmeyen sadece hayali ile yaşadığım bir dileğimdi. Sonra unuttum bu dileğimi. Şimdiye kadar 3 konserine gittim. Uzaktan gördüm sadece. İzleyen binlerce kişinin arasındaydım. Ve konserlerde ben daha çok onun aralarda konuşmalarını çok seviyordum. Sanki karşılıklı konuşuyormuşuz gibi hissederdim. 

30 Nisanda "veda konseri" turnesi var. İsviçre'de yayınlanan Pusula gazetesinin organizasyonu ile yapılan bu "veda konserine", firma olarak sponsor olduğumuz için VİP bileti ile gideceğiz. Belki yan yana geliriz, bir merhaba diyebilirim, belki gelemeyiz. Bilemiyorum. 
Sezen'in sanat hayatına başladığı yıllarda ilk albümümden olan, ve benim yüreğimde hissettiğim, hala sevdiğim ve ezberimde olan bu şarkı  "kaç yıl geçti aradan ayrı ayrı, bitsin bu hasret buluşalım gayrı" onun veda konserinde buluşacağımıza, bir işaret midir? 

Bugün hep bunları düşündüm. Sahnede son bi kez daha görmek yeter bana. Ben onu tanıdığım için duygularım yoğun. O'nu "yetmez ama evet" oylarıyla asla yargılamıyorum. Düşüncelere saygım var. Yoksa demokrasiden söz edemeyiz. Ha ülkede demokrasi yok, ama vicdanlarda var olan demokrasiden bahsediyorum. 

Birde bugün ne oldu? Ben bi süre Sezen Aksu'nun beni takibe aldığını sanarak bütün gün Leyla gibiydim. Alış verişe gittim. Baktım sevdiğim bir şarap aksiyonda. İçinde 6 şişe olan bir kutu aldım. Sonra aşağıdaki Migros'a inip sebze, meyve aldım. Buradaki Migros'larda alkol ve sigara satılmaz. Ama nerede Migros varsa, mutlaka yan kuruluşu olan Denner marketi vardır alkol ve sigara satan. Güya görünüşte satmıyordur! Neyse, Migros'tan çıktım, eve geldim. Arabadan alışveriş torbalarını alıyorum, baktım şarap kartonu yok. Herşeyi unutan, ama şarabı asla unutmayan ben, ben değildim! Tekrar arabaya atla, Migros'a git.. Müşteri hizmetlerine, bir karton şarabı alışveriş arabasında unuttum, buraya teslim edilmiş olabilir mi! Diye sor. Evet, burda diye teslim al. Şaraptan sarhoş olmam, bu Sezen Aksu sarhoşluğuydu.. 

30 Nisan için heyecanlıyım biraz. Ne birazı be, baya baya heyecanlıyım..