Sayfalar

zehraba etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
zehraba etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Ağustos 2016 Pazar

Ninemin mektubu..

Nine'min mektubu,,
Ninemden mektup var.. Mudurnuca yazmis..

Gara gözlü gözel gızım.. 

Hemen gonuya girecem. Hani sen beni Fatmaanımla (Fatma nine) tanıştırmışdın ye, biyo gitdim, bida gidemedim. Ne zaman vaasam, ye düğünde he hestenede olduğunu söyledile gonşuları. Dün Mudurnu bazarına gidince gapısını gene çaldım. Gapı gene duvar. Bitecik ineğimin südüynen bi galıp tereyağı yaptım, onu elediverecem. Ortalık pek ıscak. O gözel sarı tereyağı oldu mu cupcuru, avız gibi. Atsam atamayom, satsam satamayom. Gelini çiçeklerini sulamaya gemiş. Undan öğrendim. Emme yokarda Allah va, gelini pek gözel, pek iyi duru. Bakman siz onun gelinlerinden dert yandığına. Meğe bunna Memed oğlanınan tadile gitmişle. Gıı, biz tadil deye şeherli insanların "pazar" günü dediği şeye deriz. Tadile gidildiğini bu yaşıma geldim bilmedim. Tadil bullada olu. Bi sürü turist gelibatı. Dün bazarda gödüm. Cıbıldak cıbıldak dolaşıp durulla. Emme hep gülüyolla. Nece mutlula nece? Gıı Sırat Köprüsünü mü geçtinizde gülübatsınız diyecem emme, onların dilinde söyleyemedim. Artık bende utanarak gülüverdim. 

Sevgili torunum. Şimdi asıl gonuya gelecem. Bu Fatma'anım tadillere gitmiş. Dağ keçileri gibi oraya buraya dırmamışla, genşlerle şıkıdım şıkıdım oynamışla, bide yasdık kazanmışla. " bi yasdıkta gocayın" yazıyomuş. Hele bak. Nispet ede gibi. Yataklanı ayıran bunla o akşam bi uçtan bi uca hiç üşenmeden yatakları birleştirmişle. Belleri gırılayazmış, emme değmiş. Ağaçların gölgedeki yaprakları yataklarının üstünde dans etmiş. Hele bak, hele bak. Olan va, omayan va.. Ne deye ballandıra ballandıra anladıyon? Pek içime dokundu. Okumak isdeyen buradan tadile devam diye basligindan okur. 

Bak şimdi ne deycen. Ne yap ne et, benide Alamanya'ya götür. Tadile gitmek ne bende yazacam. Hemde yurt dışından bildirecem. Steylo Barbarakis gibi.  Reha muhtar gibi. Sadetdin Teksoy gibi. 

Öne böne değil, iman tahtam yandı. Sürekli beni davet ediyo, emme ne zaman gitsem evde yok. Bennen alay ede gibi. Eh, bende Alamanyadan yazmazsam? 

Hadi gözel gızım. Gözlenden öpüyom. Kestane kebap. Acele cuvap. 



23 Mayıs 2016 Pazartesi

Zehraabanın, Fatma Nineyle Buluşması..

Mudurnulu Fatma nineyi biliyor munuz? Bilmiyorsanız gugıla sorun, o size annadivesin. Bıldır (geçen sene) bi cümeertesi günü bazara varınca, gapısını çaldım.. Gapı duvar. Ne kendi va, ne Memed efendi.. Garı-goca nereye gittile bilmen ben. Evinin çiçekli merdivenneni çıkana gada duravadım. Baktım evde yok, gapının önüne masa sandalye atmış, gölgelik yer, orda otdum birez.. İkindi ezanı okunabatı.. Ebdesim va, namazımı gılacan emme, gıble nerde bilemedim ki. Güneş'e baktım evinin ardından batıbatı. Onun tam karşısı olan yerin sağına doğru bir yer buldum 8 rekatlık namazımı gıldım, allah gabul ederse. Tam mamazi bitirdim selamımı verdim, tespih çekeken çıktı gedi Fatmaanım.. Yanında gocası Memet efendi. Son günnede yerdeki garıncadan gıskandığı gocası va ye, pek gorktum benide o Aşa'anımn gibi gıskanır deye. Öne allı güllü de geymedim. Zatı gülmeyi hiç beceremem. Sırat köprüsünü gördünüzde mi gülüyorsunuz derdi anam ırahmetli. Gülecesem bile ağzımı açmadan eliminen ağzımı örte örte gülerin. 

Beni görünce evinin çiçekleri gibi güler yüzünnen garşıladı beni, hinci yokarda allah va.. Memed efendinin yüzüne bile bakmadım utancımdan, gorkumdan. Benide Aşaanım gibi yannış anla deye. 

Hemen bir gayfe yaptı Fatmaanım. Yanınada lokum gondurmuş. Bu Seleddin oğlanı anlattı. Meğer düğünü varımış yakında, hemde Aşaanımla.. Bunları anlatan Fatmaanım, nası mutlu nası hop otuyor hop gakıyo aklım sırrım ermedi. Zatı ben urdayken, unnada terziden gelibatlarımış. Seleddin oğlanınan, Aşaanımın düğününde geyeceği urba'nın provası varımış. İnadına allı yeşilli giyecen deyo. Gıı, helebak, nispet ede gibi, noluyon sen, dedim. Ağır daşı kimse yerinden galdıramaz, hafif daşı insan gıçını silede atıveri, dedim. Emme baktım ben hevaya gonuşuyon. Fatmaanım pek bi mutlu bu düğünden. Bana soransanız, ben acıyon bu Aşaanıma. Neden deseniz? Bu fırıldak Seleddine hiç güvenmeyon, can çıkmadan huy çıkamı hiç? Hep dört ayak üstüne düşüyor bu Seleddin, emme çekirge üç atla beş atla, hadi günümüzde belki yüzelli defa atla. Adam o'maz bu Seleddin. Aşanımın hem gücünü hem ocağını gurudur. Bi umudum va yalınız, "gadının fendi erkeği yendi" derle. Bakam, belkide dize getirir, adam eder Aşaanım bu Seleddini.  Düğüne devet edelerise dürü'mü (hediyemi) giderin bende,  Bi kenerden izlerim olup biteni sizede annadıverim.. Hadi galın sağlıcağınan..

Mudurnu Sivesi ile Yazilmistir

Iste Fatma Ninenin Evi.. Benim Torun gitmis bıldır (geçensene)


30 Ekim 2015 Cuma

Ağaçtan maşa, aptaldan paşa olmaz!

Bahçadakı köpek havlayınca pencereyi açtım, gafamı çıkardım bi gelen giden mi va deye. Baktım, Seybaların Zehraaba ünleyip duru. Köpek bağlımı deye. Bağlı bağlı, buyruuun, dedim. Emme, gene burnundan soluyup duru. Gene bişelere gızmış. Gapıyı açtım, ayağındaki gara lastıkları şööne kenere çıkadı, selemneleyküm, deyerek girdi içeri. Hoş gediniiiz, sefa gediniiiz, dedim. Hoş mu gedim, boş mu gedim, bilmeyon dedi. Hinci yokarda allah vaa, hiç bu gada sinilli göömediydim.. Hebire, "bu günümüzede şükülle osun", derdi. Gıı, Zehraaba noodu? Iyi mininiz? dedim. 
Elleri, dizleri tiril tiril titreyip duru. Gaktığımınan ibrikten su doldurdum bardağa, hele şunu bi için, bi nefes alın hele, dedim. Verdim emme, titremekten parısını döktü, parısını içti, son yudumu içemedi, bardağı iki avcına aldı, diğer eliyle parıldamasını (titremesini) durdurur gibi sıkı sıkı duttu,  ağlamamak uçun sıktığı çenesinde küçük çukurla oluştu, elinin tersiyle gözleni sildi, çenesinde tuttu sağ elini, titremesin deye. Içim gıyıldı unu öne görünce, meraktan ölüvereyazdım. Birez nefes alınca, başladı annadıvemeye.. 

Ezeli ne telezyon varıdı, ne bişey. Bizim adam dutturdu ille telezyon alam deye. Neyimiş, Köyde hekeşin terneti mi varımış ne? Bizim telezyonumuz bile yoğumuş. Sankı telezyon alacak parası varımış gibi. Hem neyleyin ben telezyonu, bunla hep şeytan işleri. Emme gandillede falan mevlit okunuyomuş deye gandırdı beni. Borcunan, harcınan aldık galan.  
Bu televizyon eve gediğinden beri, zatı amcannan aram yoğudu, eyce açıldı. Zatı evde mani ota, boka, öküze, eşeğe küfür eden, bağıran çığıran bi adam varıdı, bu yetmeyomuş gibi televizyonu aça açmaz aynı bizim deli gibi mani bağıran çığıran bi adam va. Benim deli bana yetiyo, dedi, belliki çok dolmuş, hiç susacak gibi değil. Acık soluklandı, gene anadivedi. 

Ikindi namazını gılıyıyodum, amcan gene telozyonu açtı, gene o adam, pek seve onu, "adamla çalıyo emme yapıyo" deyen omuş menemme, bi yellerde duymuş, yoğusam onu söyleyecek akıl yok bunda. Bide cıgara yaktı, ösürmekten dinleyemeyoda, sesini açtıkça açıyo, gulaklada duymayo tabi. Görüp durusun namaz gıldığımı, telezyonu açtığı yetmeyomuş gibi, bide sesini yükseldiyo. Helebak, helebak, bana nispet ede gibi gıı!  Ilk rekâtı bitirdim, selam vedikten sona ocakbaşında duran soba küreğini adığımınan telezyonun camına endirdim. Gapgara odu cam. O adamda yok odu. Amcan beni hiç böne gömediği için, güççük dili gursağına gaçmış gibi galagadı. Çalıyor ama yapıyor ne demek gı? U zaman bende gidin, Eminaların bahçasındakı mısırları çalın, gidip bazarda satıp para gazanın, sonrada o parayınan "Zehraba hayratına" Çeşme yaptırın. Olacak iş mi bu? O Çeşmeden akan su hep haram duru.. Bu Çeşmeden su içen goyunu kuzusu, ineği, dombayı, herkes günaha giribatı. Emme ne gören va, ne duyan.. Herkeş susuzluğunu gideribatı. Bize atalamız derdi ki; "ağaçtan maşa omaz, aptaldan paşa omaz" Bunla hala neyi zorluyo bilmem ben. Maşa yanıbatı, sürekli aynı ağaçtan maşayı veriyola elimize. Eee, yanıp duru, elimizi yakıyo, dutamayoz.. Hiç emeyara bi işe yaradığı yok.. Dutsan dutulmayo, satsan satılmayo. En iyisi atmak bi kenere. Ben ne günle gödüm, cumhuriyetin kurulduğu yılları bilirin, u zamanladada nele gödüm nele, emme, bu gada görmedim. Bu gada rezilini hiç gömedim. Gı helebak, ben bu gıt aklımınan bunnarı görüyon, biliyon bu okumuş etmiş goca goca adamla, gadınla bunu gömeyo mu? Benim  adamı boşve.. Unun aklı odumolası gıt birez. Emme bu memlakatın hepsi mi bem adam gibi gıt akıllı? Dedi.. 

Gı, Zehraba ne deye gücünüzü gurudup
duruyorsunuz, bugün varsanız yarın yoksunuz, zaten bi ayağınız çukurda, size mi düştü bu memleketin gidişatı dedim. Demez olaydım. Anam bi çıkışıvedi bana, bi bağırıvedi, neye uğradığımı şaştım. A gızım dedi, "mayasız yoğurt çalınmaz" yani tutmaz. Bunlar çalmayı yanlış annamış, süte katmaya mayaları yok, boş kaşığı sallıyorlar, oda dutmuyor. Bozulmuş sütü ekşimik yapıyolla. Sonrada bu yaptıkları ile övünüyolla. Zaten onlar yapmasa süt ekşiyecek. Hem ben kendimi düşündüğüm yok, böğün ölecek gibi ibadet ederin, yarın ölecek gibi çalışırın. Ben torunlamın geleceğini düşünübatırın. Onlara neyi emanet edecez? Bak bu pazar gene seçim varımış, bunuda o sevmediğim telezyondan öğrendim. Gene gene ne seçimi bu, desemde, gidecem o mühürlü eyce bi basacam ampülün olmadığı bi yere. Emme bu son osun. Gene bi hökümet guramazlarsa dahada oy gullanman. Bana güvenmeyene ben neye güvenecemşin? dedi. Valla haklı!!
Ne desem bilemedim..??

( Mudurnu şivesi ile yazılmıştır, ve tamamen hayal ürünü, yani atmasyon bir hikâyedir) 


12 Nisan 2015 Pazar

Bir pazar öyküsü: Zehraabanın Böreği..

Bizim Köyden..




















Böğün Bazar, yani tetil günü.. Cümertesi Mudurnu bazarı olduğundan cümertesiye Bazar, pazar gününe tetil günü, pazartesiyede bolbazarı (Bolupazarı) günü deriz. Geri galan günleri hiç görmezden geliriz. Bide cüme va işte.. Adamla cümeye gide, urdan biliyoz.

Aycik temizlik yaptım, gaz lambasının fernüslerini bi gaşığın sapına doladığım bez parçasıyla hohlaya hohlaya sildim.. Parıl parıl odula.. Alettirikle kesilip duru, hazır osunla dedim. Yukarı ebdesliğe çıktım, baktım ibrikle boşalmış. 4 ibriği kaptığımınan köyün ortasında şarıl şarıl akan pınara vardım.. Baktım Zehraaba, Pınar'a bakan penceresinde oturup duru.. Bi uğrayın, hal hatır edin, deyerek yanına vardım. Ağşama torunu gelecekmiş, hamır yoğurmuş, yazmış, patatesli böreğini davula gomuş. Ah birde ne gösün, alettirkle gidivemiş, tam orta yerinde.. Gücü gurumuş, sinirleri tepesine çıkmış, aklını fıydırayazmış. Hemen gitmiş fırınevine ataş yakmış, fırının gızmasını beklerken ben gemişin.. Bunnara artık gatiyen güvenmeyon, eyce heyallaha galktı, pek havayelli oldu bunla, kendileri gibi alettiriğinede güven omayo" dedi. O davuluda fıydırıp atacan. Ömrüm yetese, onlarıda Haziranda fıydırıp atacan, dedi.
Ben gene dut yemiş bülbül gibi galagaldım. Bi alettirik kesildi deye ne gücünüzü gurudubatısınız, gurulu düzeniniz vaa, davulda olmazsa, fırınevinde yapasınız, hem eskidende kesilirdi alettirik, dedim.. Dedim emme, dediğime bin pişman oldum.. Açtı ağzını yumdu gözünü, vedi veriştidi.. Benim aklım gıt birez, hepsini aklımda dutamatım, emme en son dediklerini hiç unutmayacan tee Hazirana gada.. "yeni Türkiye, yeni Türkiye diye gıçını yırtabatı, herşey eskisinden beter olacasa, ne annadım ben bu işden, bi dedikleri bi dediklene dutmayo bunların dedi.. Isimleri ak, cisimleri gapgara, birde ampül resmini gullanıyorlar, ampül neyinen yanar, alettiriğinen, ee oda yoğusa nolacak, sönee işte böne." Deyince birden fırınevine yaktığı ataş aklına geldi.. Ah bide ne gösün, ataşıda geçmiş, alafıda.  Bide ona sinirlendi.. "Gödünmü bak" dedi, "onların yapamadıklarını gonuşmak bile zarar, he şu başıma gelen, ağızlım yüzlüm, bi Börek bile yapamayon bunların yüzünden" dedi.

Zehraaba'yı lafa duttum deye, içim bi gısım oldu. Yaptığı börek hiç hora geçmedi diye garnım dakılırken, baktım eminaların fırınevinin bacası tütüp duru. Verin tepsiyi bana dedim, pişiripte getiriverecen. Tepsiyi gaptığımınan o fırınevine gittim. Fakriye aba süngüynen fırını temizleybatı.  "Berekatlı osun" dedim. "Hoşgedin, Bohçacıla gibi gezip durma, ekmek ediyon, şu sahana iki yımırta gır, şu ambarın üstünde duran çıkıdan birez susam dökte, somunları sulakla bakam" dedi.. Nereye vasam azarlandım böğün. Herkes bi ayrıksa omuş. Kim delirtti bunnarı bilmen ben? Neyse sulakladım galan somunları Fakiye aba kürekle fırına verdi. Şu başına gelmedik gamayan, Zehrabanın Börek tepsisinide verdik fırına. Bahçeye iki minder attık, bu sırada Zehraabada gedi, oturduk. Dut ağacının dalında asılı iredyoyuda açtık. Türküler varıdı ne gözel. Happadanak acanslara geçti. Zehraaba ottuğu yerden bi hışımınan galktı, "Olaysız günmü vaa? Hem Haziran'a gada cana imana yetele galan, Bilmekte istemeyon, duymakta istemeyon şu adamın longudusunu, hinci bunu dinleken fırındaki böreğide yakmayam deye, gısıverdim sesini" dedi.. 


(Mudurnu sivesi ile yazilmistir)

4 Mart 2015 Çarşamba

Bahça.. Bostan.. Tohum..


bizim köyden..

"Ayyy..pek duravadım bugün" deyerek geldi şu görünen yoldan Zehraba ve oturdu gapı önündeki çulun üzerine.. Elindeki bi dutam maydinizi yanındakı daşın üstüne godu. Ilkipta gözüne gaçan teri yazmasının ucunnan sildi, sonrada alnını.. Sırtına bi havlu sokuşturdum, üşüdüpte hasta ne olmasın deye. Nerden gelibatısınız, dedim. Dımışkıdan, dedi. Emme yüzü hiç gülmüyo, burnundan soluyup duru. Neye gızdınız bu gada, dedim. Gızılmayacak gibi mi gızım gı, elimizde avcımızda bi tohumlarımız varıdı, onada gözleni diktiler bu mürd olasıcıkla, kezeri kalkasıcıklaa, dedi. Gı, ne deyosunuz siz, kime deyosunuz, kim neyimize göz dikmiş, dedim. Deli deli gonuşma, bi boktan habarınız yok, diye azarladı beni.. Sonrada açtı ağzını yumdu gözünü, çığırı çığırıvedi.. Gı, ne cıllayasunuz, dedim, emme nerasın gatiyyen susmayo.. 3 senedir yerli tohum üretmek yasağımış. Zireetten ital tohum alacakmışız, tarım bakanlığı öne demiş. Bizim tohumlamızın köküne gıran mı girdi, ne deye elalemin neüdüğü belli omayan tohumunu alacan, gide, eke, kendi tohumumu kendim üredirin, bi başıma gasamda böyle yapacan diyo. Gitmiş, Dımışkıya, Akınbeline, Kavakpınarına ne kada bostan varısa ekmiş. Fasılye, badılcan, domatis, patatis, salatalık, Gabak, garık altlanada Mısır ekmiş.. O tohumları üretecen, torunlama bırakacan deyo. Gı Zehraba, bi tohum için yaptığınız şeye bakın, neye bu gada gücünüzü gurudubatsınız, ithal tohum daha iyi, goca goca oluyormuş ürünleri, çokta veriyormuş, deyolla, dedim.. He, sizde vere vere bi yerleniz goca goca omuş, dedi, Bi şey annamadım... 

Sonra galktı, taşın üzerine goduğu maydinizleri aldı, gurşanede taze tarna çorbası yaptı. Maydinizleri içine doğradı. Gokusu taaa dışarıya gada geldi.. Bunu mu demek istedi acaba??

( Mudurnu sivesi ile yazilmistir)