Sayfalar

1 Eylül 2019 Pazar

Göcmen Anneler Isviçre / Bern Buluşması

Bi kaç hafta önce Facebook’ta “göçmen anneler” grubunu keşfettim. Üye oldum. Göçmen anneler evrensel bir platform. Tüm dünyadan katılan göçmen kadınlar. Bazen adının “göçmen kadınlar” olsaydı dediğim olur. Çünkü herkes anne olmayabilir. Ama hepimizin kadın oluşu ortak özelliğimiz. Neyse bu grubun birde alt grupları var, GA Almanya, Belçika, İngiltere,  İsviçre vs gibi. Bende doğal olarak İsviçre grubuna dahil oldum. İyiki olmuşum. Facebook’u hiç bu kadar sevmemiştim daha önce. Aklınıza gelecek her konuda seviyeli bi şekilde yazıyorlar, konu ile bilgisi olan birileri cevap veriyor. Bi çok şey öğreniyorsun. Kimse kimseyi yeni sosyal medya terimi ile “linç” etmiyor. En azından ben görmedim şimdiye kadar. Facebook’ta en faydalı grup bence. 

Neyse ben asıl konuma geçeyim. İşte ben yıllardır Türkçe konuşabileceğim bir arkadaşım bile yok derken, bu GA İsviçre grubu yarama merhem oldu bugün. 

Gruptan iki üç kişi öncülük yapıp güzel bir buluşma organizasyonu yaptılar. Yer olarak Bern’i seçtiler. Orta yerde buluşmak adına. Bu benim çok hoşuma gitti:) Niye mi? Çünkü Bern’de yaşıyorum:)
Acaba kimlerle tanışacağım diye heyecanla bekledim 31 Ağustos’u. 

Hava nasıl güzel. Saat tam 12 de şehir merkezinde bir kafede buluştuk. Herkes kendi tasarımı ismimin yazılı olduğu bir yakalık iğnesi ile ve kocaman gülümsemesi ile gelmiş. Kısa bi tanışmanın ardından yine Bern’de yaşayan bir katılımcı arkadaşımızın mini rehberlik eşliğinde Aare nehri kıyısındaki Restoranımıza yürüdük. Rezervasyonumuz olduğu için bize ayrılan masalarımıza oturduk. Tahminim 30 kişi falandık. Kalabalık olunca herkesle konuşabilme fırsatın olmuyor, tesadüfen yanına kimler oturursa onlarla konuşarak daha samimi olabiliyorsun. Öyle tahmin ediyorum ki; kimin yanına düşersen düş hepsiyle kaynaşabileceğin düzeyde kadınlardı hepsi. Maalesef kimi ile sadece merhabalaşıp, vedalaşırken tanıştık, kimiyle daha samimi sohbetlere girdik. Herkesin  böyle bir buluşmaya susmamışcasına geldiğini gördüm. Basel, Zürich, Luzern, Chur, Zug, Biel, Solothurn, Neuchatel’den gelen, enerjisi büyük bir kadın grubuydu. Farklı yaşlarda, farklı meslek gruplarında, farklı şehirlerde, farklı yaşamları olan bu kadınları tanımaktan son derece mutlu oldum. Sonra birer, ikişer gittiler o uzaktan gelenler, veya küçük çocuğu olanlar. Biz demirbaşlar Bern gecelerine aktık diycemde, diğerlerine ayıp olmasın diye burda keseyim en iyisi:)) 
Yoksa, Münterplatformu, saat kulesini, Bernplatzta 1 pizzayı 5 kişi paylaştığımızı, şarap, bira eşliğinde yaptığımız sohbetleri anlatabilirdim:)

Güzel kadınlar hepinize çok teşekkürler.. Yine yapalım böyle bi buluşmayı. 
Göcmen anneler Isvicre / Bern bulusmasi 31.Agustos 2019





7 Temmuz 2019 Pazar

Şehriman Bayramına Gidecektik...

Dün gene Mudurnu bazarına gitdim. Bitecik ineğim va,
undan sağdığım südünen parı peynir yaparın, parıda tereyağı, gide bazarda sata, esiğimi gediğimi alır dönerin. Bazarda Fatma nineyi gödüm. Parı hal hatır edtik. “Yarin Şehriman bayramı vaa, sizin köyde gelecek mi deye sordu” Bilmenkii dedim, hiç habarım yok. Nasıl habaranız omaz, Mudurnu‘lu değmisiniz siz, her yıl Temmuz’un ilk tadil günü oduğunu nasıl bilmezsiniz deye çıkıştı bana. Ne bilim ben, dedim aklım tefter mi? İyi bakam allah nasib edese geliriz, deyerekten ayrıldım yanından. 

Aşama doğru köye vardım. Damdakı ineği suladım, yemini vedim, südünü sağdım deeken aşam odu. Yorulmuşun. Dünden parı taze fasilye varıdı, yanına bide güccük gurşanede  taze tarna çorbası kaynadıvedim. Maksad garın doyurmak değilmi bu, önede doya bönede. Sufrayı gurdum, Eşref amcanınan ottuk, yidik. Allah berekat vesin dedi çekildi camın kenarına. Cigarasını yaktı mıhtar çakmağınnan. Bana bi kültablası ve, dedi. Zıkkım içesice, gakta kendin al deyon, içimden deyon emme. Yarın bayram va ye, oraya gidem deye sesimi çıkarmayon bi datsızlık çıkmasın deye. Kültablasını önüne gorkan, yarın Şehriman bayramı varımış, gedemmi, acık insan yüzü görüz, dedim. Gidem gidem, yarın sabah köylülerede söyleyemde, hep bereber toplanıp gidem, dedi.
Sabalin erkenden gaktım. Damdaki ineği suladım, yemledim, sağdım hayattaki tencereye süzdüm südü. Aşam gelince gaynadeverin, dedim. Eşref amcan uyuyup duru. Erken gakardı, noduku buna, dedim. Ne yatıyorsunuz hala deye dürttüm. Hiç hıştınmadı. Eh, birez daha uyuyagosun bakam deyip, gonşuları dolaşmaya çıktım, Şehriman bayramına gidemmi deye soracan.

Ötebaşladan başladım. Gapının ipini çekip selam vererek girdim içeri. Şeref oğlanınan, Huri gız gayfaltı edibatla. Buyrun buyrun, yanaşın suyrafa dedi Huri gız. Yaah, yimeycen ben bişey dedim. Şehriman bayramı varımış böğün, gidem mi deye gedim ben, dedim. Garacagaya köyüne davar götürücemiş, gelemezmiş.
Şeref oğlan cambaz oduğundan gemez hiç bi yere, onu biliyon. Huri gıza sen ge bayrı dedim, çıktım. Hıştınmadı.

Vardım Emina gilin gapısına. Fakriye gız elinde üç yımırta, fırınevine doğru gidibatı söylene söylene. Gız nooodu, dedim. Otuz kada toğuk va, üçcez yımırta olu mu, kimbilir kimlen folluğuna yımırtlayo bu mürdolasıcıkla, dedi. Şehriman bayramı varımış, gidem mi, dedim. Hamır yoğurdum, ekmek edecen, Taşkesti’den Metin oğlanınan Müşerref gelin gelecek, dedi. Şefket oğlan gavakpınarına ot biçmeye gitmiş. Ot sırası mı? Şöne elle gibi bi toplaşıp bi yere gidemeyiz. Taşkesti dediğin yer yarım sehetlik yol, sankı Alamanyadan geliyolla.

Ordan çıktım, aşevlere gittim.  Merdivenneri çıkakan, büber gızartması gokusu gedi burnuma. Safiye gelin, Memed oğlan otmuşla gayvaltı edibatla. Oturun oturun, bi çay guyverin ben size, dedi. Hem büberle gokmuştur bi yerleniz şişe, bi çatal alıverin, dedi. Çay içecek vattım yok, Şehriman bayramıma gidem deycedim, dedim. Memed oğlan,” yaah, biz gelemeyiz, gaşınarkasındakı yoncayı biçecen, aşama Bolu’ya dönecen, hestenede löbetim va, Safiye gidecese gitsin sizinen, dedi. Safiye gızda, yaah bende gidemen, bahçadakı otları yolacan, demez mi?. Hiç gocasından ayrılmaz bu Safiye gelin. Ben gocamı bırakman deyemeyoda, otları yolacan deye laf gavıtleyverio.

Eh nipın, dedim çıktım yokarı. Nezaket gız, pencereden “Ferruuuh, Memduuuh” deye ünneyip duru. Yimek zamanı nereye gaybolulla bunla deye çekişiyo kendi kendine. İbrem oğlan ekmek kesibat
ı. Unnada gayfaltı yapacakla. Gelin gelin oturun dedi, İbrem oğlan. Yaah, oturmayın ben, Şehriman bayramına gidemmi deycedim, dedim. Gidem gidem dedi, İbrem oğlan. Pek güzel olur Şehriman bayramı, goca goca gazanlada pilavla yapılır, etle bişirilir, garpızla kesilir, yufkala açılır, iyi olur bizim traktörünen gidem, dedi. Eh bayrı, gidem Damgacılara, Ötevlere, Çayıra’da soram, dedim.

Damgacılan Muhittin oğlan tüfeği dakmış omzuna, ava gidiyormuş. La, bu ıccakta ne avı bu dedim? Hiç cuvap vemeden, burnunu çeke çeke gitti. Hayriye gız içerde, başını sarmış, yüzünü eşidip duru. Gız noodu, dedim. Başım pek ağrıyo gene, pattiz sardım başıma, dedi. Geçmiş osun bakam, Şehriman bayramına gelecekmisiniz deye hiç sormadım galan.

Urdan çıktım ötevlere vardım. Bahçadakı gülle renk renk açmış. Mis gibi gokuyo. Ezeli gözel olu bahçaları.  Evin önündeki iskemlede Nadir oğlan oturubatı. Cıgarasının biri gulak arkasında, biri elinde cigara içip duru. Selamneleyküm, Akanım yok mu, dedim. Va va, içerde nimet gızınan sufra galdıroyolla, birezden Akınbeline ekin biçmeye gidecez, dedi. Ne ekini uşak, böğün Sehrimam bayramı vaa, gitmecek misiniz, dedim. Nipam bayramda, dedile. Hiç insan içine çıkmazla bunlada bi ayrıksala, dedim içimden. Eh, golay gesin u zaman, dedim çıktım.

Vardım çayıra. İnci nine, çayıra uzanmış uyuyup duru. Gara dede bahçanın altındakı meşenin altına oturmuş, kendi kendine gonuşup duru. İyce etehledi galan. Beni falan gödüğü yok. Gapıdan içeri girer girmez Mürvet gız gözleni oğuştura oğuştura ırmağa doğru gidiyo, beni gömeyo. Gız noodu? Ağlayon mu yoğusam sen, dedim. Aman yooo, ne ağlaycan, gözlem bıyıl pek sulanmaya başladı, dedi. E bi tohtura falan gidin, dedim. Eh olsun vasın, sulanı sulanı bide geçiveri bakam, dedi. Pek gamsız gı bu Mürvet gız. Siz bilisiniz, dedim. Aşa gelinnen, Mustafa oğlan nerde, dedim. Unna su löbeti va, bahça sulamaya gittile,  dedi. Şehriban bayramı va, gemeyceniz mi, dedim. İbrem oğlan bizim traktörünen gidem deyo, dedim. Nasıl gelem, gara dedeyi yalınız bırakamayoz, İnci ninen hep hasta, uşakla yok, birezden Salmanla köyünden biri inek çekmeye gelecek, dedi. Hiç bitmeyo, sığırınız sapanız, işiniz gücünüz, dedim. Seyirttim eve gedim. Ah bi gedimse, Eşref amcan garın ağrısınnan gıvranıp duru. Sen deyo, dünkü taze tarna çorbasının içine yımırta gırdın, bana dokunduğunu bilip durusun deye çekişip duru. Yumurtasız taze tarna mı olu? O cigarayı az içive dedim. Dedim emme, adam gıvranıyo ağrısından.

İbrem oğlan motoru çalıştırdı, hadi gitmeyoz mu deye ünnedi. Çıktım dışarı, Eşref amcan pek hasta, zaten kimsede gemeyo bayrama dedim. Goştu gedi eve. Siz hiç iyi görünmeyosunuz, hadi giyinin hesteneye gidem dedi, palaspandıras hesteneye gittile. Ganım dakılıp duru. Bişey omasa bayrı, gahrımdan ölürün bişey olusa.. 


Not: Bu yazı Mudurnu şivesi ile yazılmıştır. İsimler gerçektir. Bi çoğu bu dünyadan göç etmişlerdir. Onları güzel anımsamak için kurguladigim bir hikayedir. Affınıza sığınarak gülümseyin istedim.☺️

Şehriman = Şeyh-ül İmran adı ile her yıl Mudurnuda kutlanan bir gelenektir. 

23 Mayıs 2019 Perşembe

Akşam Akşam Neler Yaşadım?

Belki bir film izlerim, belki resim yaparım diye çayı alıp balkona çıkıyorum. Elimde telefon. Şu günlerdir beklenen YSK nın “gerekçeli kararı” açıklanmış. Twitter yine coşmuş. Neler görüyor, neler okuyor insan şu twitter aleminde be. Çok eğlenceli bu türk twitleri. Hele hele seçim dönemlerinde. Arada çok salakça şeylerde oluyor. Bugünkü ennn ama ennn “saçma açıklama ödülü” goes to Ece.. Eurovision yorumunu okudum. Gülsem mi ağlasam mı bilemedim. En iyisi gül, dedim kendime. Güldüm. Hatta baya bi güldüm. 

Bu abartılı gülüşüm iyi gelmedi bana. Sonra yüzüm ciddileşti. Miri nerde ya, dedim.
Evet birden bire, kedim Miri’nin yokluğunu hissettim. Diğer balkona çıkmıştı. Çıktım balkona sessizce çağırdım, Miri, Miri diye. ama yok. Birazdan gelir dedim. Çünkü gider gezer gelir. Baktım hala yok. Dedim herhalde bu yine aşağıya atladı. Zemin katın bi üstünde oturuyoruz. Yani atlarsa çıkamıyor yukarı.
Hava kararmış, saat 21.30 gibi. İyice gece olmadan çıkıp arayayım diyorum. Evin etrafında adını çağrarak bi tur atmayı düşünüyorum. Daha o turu atamadan sesini duyuyorum. Miri diyorum, miyav diye cevap veriyor. Sese doğru gidiyorum. Karanlıkta göremiyorum. Yerde mi,  gökte mi belli değil. Telefonumun ışığını açıyorum. Evin önündeki çalılıklara, evlerin pencerelerine tutuyorum. Bi gören olsa sapık damgası yiyeceğimden korkuyorum. O da ne? Telefonun ışığı ile bir pencerede jaluzilerin arasından parlayan iki göz görüyorum. O evde oturanlar taşındı yakın zamanda. Ev boş. Hani rüyada bi şeye çok yakınsındır ama ulaşamasın ya aynen öyle hissediyorum kendimi. 




“Miri gel” dedikçe miyavlıyor ama hareket edemiyor. Zemin katın bi üstü olduğu için, ulaşabileceğim yükseklikten fazla. Bizim oğlanlardan birini çağırıyorum. 1.80 boyuyla oda ulaşamıyor. Garajda bi uzun bir merdiven gördüğümü hatırlıyorum. Garaja gidiyoruz. Evet merdiven duvarda asılı. Seviniyoruz. Merdivene kilit vurduklarını görünce sevincimiz kursağımızda kalıyor. Sonra uzunca bi demir görüyoruz. Onu alıp tekrar yukarı pencerenin önüne geliyoruz. Taylan, demir ile jaluzileri yukarı kaldırmaya çalışıyor, fakat Miri sürekli kafasını jaluzilerin arasına soktuğu için canını acıtmaktan korkuyoruz. Böylece iki saat geçiyor. Polisi arayıp, durumu bildiriyorum. Nasıl bir yer orası, gözümde nasıl canlandırmalıyım diye soruyor. Anlatıyorum. “Oraya girebildiyse, çıkmasınıda bilir” diyor. İki saat geçti ama, diyorum. Bi iki saat daha bekleyin sonra tekrar arayabilirsiniz, itfaiyeye haber ederiz ama size çok pahalıya gelir diyor. Ne kadara gelir diyorum? Bi şey diyemem diyor. Çaresizce kapatıyorum telefonu. 
Sonra ev yönetici idarenin acil telefonunu arıyorum. Durumu onada anlatıyorum. Bu acil telefon hattı bir insanın canına veya eve zarar geldiğinde aranır, bir kedi için gelemeyiz demez mi? Kedininde bi canı var diyorum. İyi de biz ne yapabiliz? diyo. En azından gelip, garajda asılı duran merdiven kilidini açarsınız, diyorum. Hayır gelemem diyor. Adınızı alabilir miyim, diyorum. Neden? Diyor. Kiminle konuştuğumu bilmek istiyorum, diyorum. Söylemeden kapatıyor telefonu. Avrupa’nın göbeğinde bu yaşadıklarıma inanamıyorum. 
Sinirden elim ayağım titriyor. Gece yarısını geçmiş. Eve geliyoruz. En azından Miri acı çekmiyor, onu biliyorum. Düşünüyorum, sabah erken ev yönetimini ararım, normal mesai saatinde kayıtsız kalamazlar, diyorum. Ama bu yaşadıklarımdan sonra güvenimide yitirmiş durumdayım. Sabahı nasıl edeceğimi bilmiyorum. 
Balkon kapısını açık bırakıyorum. Son sigaramı içip yatacağım. Bir tıkırtı duyuyorum. Bu tıkırtı Miri kuru mamasını yerken çıkardığı tıkırtı. Ben tam küçük balkona yönelirken, Miri de bana doğru koşuyor. Gözlerime inanamıyorum. Sarmaş dolaş oluyoruz. Uykuya gidenler birer birer kalkıp geliyor benim sevincime. Dizlerim yerde, kedi kucağımda kafamı kaldırarak Polis haklıymış be, hııı? diyorum, bizimkilere. 

Artık rahatça uyuyabilirim. Hatta gülmeye devam edebilirim.. Madonna, Madonna😂