Sayfalar

7 Eylül 2026 Pazartesi

Isvicrenin Kalbine Yolculuk (7) Luzern

Bu da Luzern'in Sulukule'si:) 

Bir haftalık gezinin son günü... Artık dağ bayır, dere tepe bitti. Bugün medeni insanlar gibi şehir gezeceğiz.  Her gün işe gider gibi erkenden kalkıp yollara düşmeye de gerek yok. “Siz güzelce uyuyun, kahvaltınızı yapın, çayınızı için, öğlene doğru çıkarız,” diye sözleştik.

Öğleye doğru çıktık yola. Ama bizimkiler belli ki dağa bayıra henüz doymamışlar. Daha Luzern’e varmadan fikir değişti, “Pilatus’a mı çıksak?” E hani şehir gezeceeedik :))

Neyse, iyi peki, gelmişken orayı da görelim madem dedik. Vardık Kriens’e, teleferik ve dağ treni biletlerinin satıldığı noktaya. Bir baktık ki, sıra sokaklara taşmış. Bir de fiyatı öğrenince hepimizde bir anda müthiş bir şehir gezme isteği uyandı:)) Zaten kıyafetlerimiz de dağa çıkmaya pek müsait değildi. Şehir turuna gidiyoruz diye şehirliler gibi giyinip kuşanmışız. Hava yine müthişti. Luzern Gölü’nde yarım saatlik bir tekne turu yaptık, sonra sokaklara daldık. Ünlü ahşap köprüden geçtik, Su Kulesi’ni gördük, güzel sokaklarında dolaştık. Yani sonunda gerçekten şehir turu yaptık. 

Sonra Bern’e döndük. Akşam, bu bir haftalık gezinin son yemeğini yine Rosengarten terasında yiyecektik. Günler öncesinden rezervasyonumuzu yaptırmıştım. Yemek saatine kadar da Rosengarten’ın çimenlerine yayıldık.

Yanımızda şaraplarımız da vardı tabii. Şehir turu yapınca gün içinde içmeye fırsat bulamamıştık. İşte, dedik, tam yeri ve tam zamanı. Bir şeyleri unutmadan olur mu hiç?  Nasıl beceriyorsam bugün de tirbuşonu unutmuşum. Bir haftadır sıcak su arıyorduk, bugün sıcak su derdimiz yoktu ama belli ki arayacak bir şey bulmadan günü tamamlayamıyoruz. Bu sefer de tirbuşon arayışına girdik.

Ama çare tükenmez. Aldım şişeyi, gittim restoranın barına;  “Şeyyy... Bizim birazdan burada rezervasyonumuz var da... Dışarıda bekliyoruz... Beklerken de şarabımızı içmek istiyoruz da... Acaba bunu bize açabilir misiniz?”

Sanki adamdan borç para istiyorum. :)) Şu şarabı açabilir misiniz de, geç. Bu kadar hayat hikayesine ne gerek var? Tabii açarım, dedi çalışan gülümseyerek. Şarabı açtırıp bizimkilerin yanına döndüm. Sohbet, muhabbet, kahkaha derken baktım ilk şişe bitmiş. Dokuz kişiyiz sonuçta. Herkese bir yudum anca düşüyor:)) Aldım ikinci şişeyi, yine bara gittim. Bu sefer tecrübeliyim. Hiçbir açıklama yok. Şişeyi uzattım. Açtırdım. Döndüm. :))

Yemek saatimiz geldiğinde masamıza geçtik. Yiyeceklerimizi, içeceklerimizi sipariş ettik. Yine leziz, yine bol sohbetli, bol keyifli, bir akşamdı.

Bir ara Ayça ayağa kalktı, çatalını kadehine çın çın vurarak dikkatleri üzerine topladi.  Son gecenin ruhuna yakışır güzel bir konuşma yaptı. Bana teşekkürler, övgüler, güzel sözler… yalnız o sırada gözüme bir şeyler kaçtı. Hem de iki gözüme birden :) 

Sonra diğerleri de tek tek söz aldı. Haftayı değerlendirdiler, teşekkür ettiler, ne kadar güzel vakit geçirdiklerini anlattılar. Sanırım ömrüm boyunca bir akşamda bu kadar güzel sözü bir arada duymamıştım. Buna ihtiyacım mı varmış nedir, bana bir iyi geldi, bir iyi geldi ki sormayın.

Parantez açıyorum, ( Çünkü son haftalarda beni inciten, hayal kırıklığına uğratan bazı şeyler yaşamıştım. Üstelik bir kadının başka bir kadına yapmaması gerektiğini düşündüğüm şeylerdi bunlar. Bu kişilerin sosyal medya sayfaları ahlak, dürüstlük, vicdan, kadın hakları üzerine kopyala yapıştır özlü sözlerden geçilmiyor. Altlarında kalpler, beğeniler, alkışlar, başparmaklar havada… Ama gel gör ki, iş gerçek hayata gelince, yine aynı kişiler hiç düşünmeden bunun tam tersini yapabiliyorlar.

Beni asıl inciten de buydu sanırım. Sanki otuz yılı aşkın bir geçmişimiz, bir hukukumuz, birlikte yaşanmış güzel günlerimiz, anılarımız, paylaştığımız sofralarımız hiç olmamış gibi… Bunca yıllık tanışıklığın hatırına bile biraz özen gösterilmeden, neredeyse gözüme sokarcasına yapılan o saygısızlık gerçekten ağır geldi. İnsan hiç değilse geçmişin hatırına birbirinin canını acıtmamaya dikkat eder diye düşünüyordum. Yanılmışım. İnsanlar sosyal medyada bazen kendilerinde ne eksikse en çok onu paylaşırlarmış. Ne kadar doğrudur bilmem ama insanın aklına gelmiyor da değil. Belki de bu yüzden bazı sayfalarda ahlak, dürüstlük ve vicdan hiç eksik olmuyor. Çünkü ahlak üzerine söz paylaşmak kolay, asıl mesele ahlaklı davranabilmek.

Ben olanlardan habersiz değildim. Gördüm, duydum, bir şekilde haberdar oldum. Ama sustum. Susmak görmemek değildi, gördüğüm halde o çirkinliğin bir parçası olmamayı seçtim. Herkes kendine yakışanı yapar. Üstelik bu saygısızlık öyle gizli saklı da yapılmadı, adeta gözüme sokarcasına yapıldı. İki saat sonra akılları başlarına mı geldi, yoksa biri bir şey mi dedi bilinmez, paylaşımlar apar topar silindi. Ama bazı şeyleri sosyal medyadan silmek, insanın gördüğünü ve hissettiğini de silmiyor. Ben de otuz yılı aşkın hayatımda yeri olan bu insanları sessizce çıkardım hayatımdan. İşte misafirlerim geldiğinde, ben böyle bir haftadan çıkmıştım.) Parantezi kapadım. 

Sonra sıra bana geldi. Ben de her birine ayrı ayrı teşekkür ettim. Bu haftanın sadece onlar için değil, benim için de ne kadar güzel ve özel olduğunu söyledim.

Aslında bu hafta bana tahmin ettiğimden çok daha iyi geldi. Işte yaşadığım o kırgınlıklardan sonra, sanki hayat bana küçük bir hatırlatma yaptı. Başka hayatlar da varmış. Her şey kavga, kırgınlık, hayal kırıklığı değilmiş. Hayat aslında biz zorlaştırmadığımız sürece o kadar da zor değilmiş. Bazen güzel bir sofra, içten bir kahkaha, söylenen birkaç güzel söz, hatta birlikte çıkılan bir dağ, birlikte içilen bir çay bile insanın hayata baktığı yeri değiştirebiliyormuş. Ben bu hafta biraz da bunun farkına vardım. Onlara İsviçre’yi gezdirdim belki ama onlar da farkında olmadan bana başka bir pencere açtılar. Bana iyi geldiler. Hem de çok iyi geldiler. Böylece muhteşem bir haftayı, yine muhteşem bir akşamla noktaladık.

Bol bol gezdik, yedik, içtik, güldük, dağlara çıktık, göllere indik, trenlere bindik, teleferiklere doluştuk… İsviçre’nin altını üstüne getirdik... Şimdi müsaadenizle İsviçre’yi bu kadar güzel temsil ettiğim için Turizm Bakanı'ndan madalya almaya gidiyorum:)) 

Ha, bir de haftanın en önemli gelişmesini söylemeden bitirmeyeyim. Arkadaşlar İstanbul’a döndükten sonra gittim bir termos aldım.  Bir hafta boyunca dağda, bayırda, istasyonda, dinlenme tesisinde, sıcak su nereden bulacağız, diye dolandıktan sonra aklım başıma geldi:)









15 yorum:

  1. Sevgili Server ; öncelikle bize şahane dostluğunu esirgemediğin
    İsviçre’nin dağını gölünü taşını trenini şehir ve kasabalarını muhteşem güzelliklerini tanıttığın için be termos aldığın için çok teşekkür ederim.
    Kısaca rüya gibi bir İsviçre hayalimiz gerçekleşti….
    Hayat çok inişli ve çıkışlı bir yolculuk bu yolda inenler ve binenler çok olur senin gibi başarılı güçlü ve naif olmak çok az insanda bulunur .
    Ben senin kendi yolunu en kısa zamanda bulacağına inanıyorum ve unutma senin kocaman bir ailen var seni en kısa zamanda bekliyorum
    Sinem Ersül

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ah Sinem.. Ne güzel yazmışsın. Okurken bir duygulandım, bir güldüm. İnanın sizin burada olmanız benim için de en az sizin kadar güzeldi. Günlerce gezdik, yedik, içtik, güldük, yorulduk… Bazen nereye gittiğimizden çok kiminle gittiğimiz önemli ya, işte tam öyleydi.
      Hem burada hem tel görüşmemizde ki güzel sözlerin için de ayrıca teşekkür ederim.

      İyi ki varsınız. Şimdi sıra bende, en kısa zamanda gelip size musallat olacağım. 😀

      Sil
  2. Sosyal medyadan gördükleri kendilerince güzel olan laf soktuklarını sandıkları şeyleri yayınlayıp sadece kendilerini rahatlatıyorlar. Ama bir şey sorduğunda senle ilgisi yok deyip sıyrılacağını sanıyor bazıları. Ben de sizin gibi hiç belli etmiyorum sessizce siliyorum onlar birşey olmadığını sanıyorlar ama benim içimde çok şey ölüyor. Hülya

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sanırım en sessiz vedalar böyle oluyor. Kimse bir şey olduğunu anlamıyor, biz de anlatmaya uğraşmıyoruz. Sadece içimizden birilerini, bir şeyleri yavaş yavaş siliyoruz. Sonra onlar her şey eskisi gibi sanıyor ama biz artık eskisi gibi değiliz. Sizi çok iyi anladım.

      Sil
  3. Servercim selam. O kadar güzel anlatmışsın ki hemen bir uçak bileti alıp Isvicre'ye gelme isteği depreşti. Seni kocaman öpüyorjm

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İsim çıkmıyor sanırım. Gül Gülsün Yıldız ben

      Sil
    2. Gül, seninle de buralarda gezmeyi cok isterim. Gelsene:))

      Sil
  4. İnsan ilişkileri hep beni de şaşırtır, üzer. İyilik yaparsın nankörlükle karşılık alırsın daha bunun gibi şeyler. Birbirinin kafa dengi dostları olursa o insanlara ne mutlu. Sosyal medyada dostluk, arkadaşlık sahte bir şey. Bugün yüzüne gülerler, ertesi gün küserler. Ben ne Facebook, ne Instagram kullanıyorum. Yapılan paylaşımı silmek kırılan bardağın onarılmaması gibi bir şey olmuş. Ne diyeceğim hiç üzülme. İnsanlar nankördür. O yüzden kedileri severim:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Üzüldüm, gecti gitti... güzel insanlar da var... kedileri ben de cok severim:))

      Sil
  5. Ne güzel yorumlamışsın olanı biteni.

    YanıtlaSil
  6. Sende gelsene buralara, birlikte gezelim, yorumlayalım😊

    YanıtlaSil
  7. Ha ha ilk defa sanırım kendi ismimle yorum yazıyorum... Süperim. Yıllar içinde bak nasıl da İlerleme kayd etmişim :).
    Canımıniçi, bir kez daha teşekkür edeceğim. Çok sevdiğim dostlarımla, çok sevdiğim bir başka dostumun evine rahatça gidebilmek; bu seninle yapılabilecek bir hal idi, seyahat idi her ne dersen, o idi. Sana gelebilirdim bir şeyleri dert etmeden, düşünmeden, az mı oldu, fazla mı oldu demeden. Bence dostluk; biraz da birbirine karşı yanlışının olmayacagını bilmektir.
    ( Elbette hepimiz haddimi biliyoruz ama bahs ettiğim; gönül rahatlığı )
    Herkese verdiğin o huzuru bizimle de paylaştığın için tekrar teşekkür ederim. Herkes o derece mutlu döndü ki, bize yaşattığın keyifli her an için, tüm seyahat için çok teşekkür ederim... Hepimiz hala çok mutluyuz. Ben çifte çifte mutluyum...
    Gerçekten ilk andan itibaren ta ki son gün sabah sabah bize çaylarımızı getirip, bizi yola koyana kadar her şey müthiş bir keyifle geçti. Her ne kadar sıcak su, su sıcak her ne ise derdimiz :)olduysa da, tüm zamanımız bol kahkahalı geçti, en sevdiğim :).
    Bol kahkahaların yanında dertleşmelerimiz de oldu. Dertleşmeleri de aslında biz insanların önünü açan dökülmeler olarak görüyorum. Ne kadar kendini açarsan o derece derin ilişkiler de kuruluyor. Dostluklar gelişiyor. Ben dertlerin üstünün büyük sırlar gibi örtülmesinden yana bir insan değilim. Elbette herkesin vardır daha derin olabildiği insanlar ama sonuçta hepimiz insanız ve dünya üzerinde yaşanılan dertleri gruplandırsak, hepimizin aşağı yukarı aynı şeyleri yaşadığımız görülebilir. İnsanın gönlünü açması, dertleşebilmesi ne güzel bir şey. Bizlerde o an, başka bir bakış açısı verebildiysek sana, biz e de ne mutlu...
    Hayat bugün sana, yarın bana, ona :). Herkes geçiyor bu yoldan. İnsanlar kırdıkları yerden kırılıyorlar, merak etme. Kalbini ferah tut. Her zaman nazik ve insan kaldığın için seni ayrıca tebrik ediyorum. Hayatta her zaman yaşananların bir rövanşı var :). İnerken ve çıkarken, hepimiz iki kez karşılaşıyoruz bu hayatta. Sabır et demek istemiyorum, kendi yaşamına bak diyorum. Senin de bir hayatın var ve çok kıymetli. Kimseyi üz, kır da demem sana, sadece lütfen kendine bak ve daha da iyi davran kendine. Mutlu ol. Ve şunu unutma sevgi acıtmaz. Acıtıyorsa o sevgi değil. Yaşamda her şey değişiyor, değişmeyen tek şey değişim... Dönüşebilmek ve değişebilmek çok güzel bir şey. Yaş aldıkça; daha İNSAN olabilmek daha da müthiş bir şey.
    Güzel yüreğin gibi; çok çok daha iyi olabilmen dileklerimle... Seni çok seviyorum... Çok daha hafif, mutlu ve sağlıkla gelsin yarınlar...
    Ve çok sevdiğin aileni büyüttün, genişlettin. Aha da biz de varız...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canım, seninki yorum değil, baya baya blog yazısı olmuş. :)) Üstelik evet, kendi adınla yazmayı da başarmışsın. Gerçi anonim yorumlarında “canımın içi” diye başlayan yazılar seni hep ele veriyordu zaten. :))
      Güzelim, yazdığın güzel sözlerin her biri merhem gibi geldi. İnsan bazen kendini kendi gözünden değil de, onu seven insanların gözünden görünce “Hee, fena kadın değilmişim aslında” diyor. :)) Bana bunu bir kez daha hatırlattığın için teşekkür ederim.
      Ne güzel güldük… Ne güzel gezdik… Ne güzel yedik içtik… Ne güzel konuştuk… Ne güzel dostluklar geliştirdik. Geride kalan hep anılar oluyor. Hepimiz unutulmayacak güzellikte anılar biriktirdik.
      Kocaman ailemle kendimi çok iyi hissediyorum. Merak etme sen. :))

      Sil
  8. sürekli hayal kırıklığı. neden insanlar çok sevmedikleri halde seviyormuş gibi davranıyor. ben öyle değilim birinden haz almadıysam direkt belli ediyorum. karşı taraf seninle yıldızımız bi türlü barışmadı diyor. ben kapalı tuttum kapıları oysa. kalbimi açtıklarım da incitiyor bazen, şaşırtıcı. insan ilişkilerinde başarısızım sanırım. bu geziyi gölgelemesine izin vermemişsiniz, gülümsemeniz hep sürsün...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Burcu, iyi insanlar var, düşüncesiz insanlar da. Bir de zamanla duyguları biraz yozlaşmış, karşısındakinin hislerini hesaba katmayanlar. Önemli olan, onların neşemizi çalmalarına izin vermemek sanırım. Güzel dileğin için çok teşekkür ederim.

      Sil