Sayfalar

20 Nisan 2017 Perşembe

Bir Yaş daha aldım.. Ama iyiyim:)

Nisan havası işte, istediği gibi esiyor, açıyor, yağıyor, gürlüyor. Geçiş dönemi zorlukları olmalı. Ne kadar benzeşiyoruz mevsimlerle. Bebeklikten çocukluğa, çocukluktan ergenliğe, ergenlikten yetişkinliğe, yetişkinlikten ihtiyarlığa geçiş döneminin sıkıntıları gibi. İşte Nisan ayıda mevsimlerin ergen hali olmalı.

Mart ayı şaşırtıcı bir şekilde ılık ve bol güneşli geçmişti halbuki. Hatta geçen hafta tohumdan yetişen çiçeklerimi ekmiştim saksılara. Birde kırmızı sardunya fidelerini. Bugün akşam üzeri eve geldiğimde hava birden karardı, balkondan dışarı baktığımda  kar yağıyordu diktiğim sardunlayaların üzerine. "Sizde mi haksızlığa maruz kaldınız?" dedim içimden. Üç sardunya saksısını salona aldım. Sonra, "tamam bir hataydı, özür dilerim, çıkar sardunyaları" der gibi hava birden açtı, meğer güneş batmamış. Nede olsa doğa işte. Ama ben yinede güvenemedim bu havalara. Noolur nolmaz? Bu geceyi salonda geçirecekler. Beyaz duvarda ne kadar güzel görünüyorlar. 
Sadece bakışıyoruz.. 

Öylece bakakalmışım dün. 

Bugün 20 Nisan. 
Eskiden saatli maarif takviminde veya fazilet takviminde peygamberimizin Doğum günü yazardı. Ninemin hoşuna giderdi bu. Aynı gün doğduğum için. Benimde sanki:)
Ay aklıma ne geldi iyiki Erduvan 20 Nisanda doğmamış. Örümcekten kendine pay çıkaran, 20 Nisandan neler çıkarmazdı değil mi? 
Çok sonraları Almanya'ya göç ettiğimde Hitler'in Doğum günününde 20 Nisan olduğunu öğrendim. Ne o, ne bu dedim. 20 Nisan benim günüm. Benim doğum günüm. Nisan ayına benziyoruz işte, kimi esiyor, kimi gürlüyor, kimi yağıyor, kimi güneş olup ısıtıyor. 

Bugün Sabah Saat 9 da Bern garında olmam istendi Perşembe kadınlarından geçen hafta. Sadece fotoğraf makinanı ve kendini al gel, seni kaçıracağım o gün, dedi Antonella. Nereye gideceğimizi söylemedi. Sadece, oraya gitmek istediğini şu tarihte söylemiştin, ve bende not almışım, seni oraya götüreceğim, dedi. İşe gitmeyecektim, sabah garda olacaktım. Ama, olmadı. Ben işe gittim. Çünkü sadece güzel havada gidilecek bir yermiş. Dün kar yağınca kararımızı değiştirdik. Bugün güneşli olsada soğuk bir hava vardı. Her haftaki perşembe buluşmamızı yaptık öğleden sonra. Bu sefer Doğum gününüde içine kattık. Bahçesindeki mor salkımlar balkonunu kucaklamış, üzerimizden sarkıyordu. Masamızda her zamanki nevale. Sohbetimiz her telden. Daha çok referandum sonucundan. Birazda üç hafta sonra yapacağımız Venedik seyahatinden. Zaman çabucak geçiverdi yine. Eve geldim. Aldığım hediyelerden söz etmeyeceğim, ama aldığım mesajlar çok güzel geldi bana. Ne Facebook'ta ne başka yerlerde yüzlerce, binlerce takipçim yok benim. Çok az ama özdür. Kimin hangi duygularla yazdığını bilenim. 
Kimi çiçek toplamış benim için, kimi aktostiş şiir yazmış, kimi video çekip göndermiş, kimi içten duygularını yazmış. Hatırlanmak ne güzel şey. Ya iyiki doğmuşum ben dedirten, ve gelen bütün mesajları içinde barındıran arkadaşımdan gelen şu yazıyı eklemeden edemeyeceğim. Okurken içim bi hoş oldu. Ha, abartmış mı? Bilmem? Belki bazı noktalarda olabilir. 🤔 Emin değilim. Çünkü abartmaz o. Kulağıma hoş geldi. Demekki onun gözünde öyleyim. 

Şuraya ekleyimde, kaybolmasın. İlerde okur okur geçmişe tebessümle bakar, ve gözümden bir damla 💧 yaş süzülürken, "ben neymişim be" derim. 

"Canımıniçi, güzel dostum, ablam, parçam, sırdaşım, yoldaşım, can dostum....
Annen ve baban birlikte geçirdikleri zaman içinde güzel şeyler yapmışlar. Pırıl pırıl çoçuklar armağan etmişler dünyaya... 
Bir insanın bence geride bırakacagı en güzel eser, insandır... O yüzden gerek sizler gerekse cocuklarınız çok kıymetlisiniz dünyamız için....
Canımıniçi, geç de olsa baslayan ilişkimiz her zaman kendini yenileyerek ilerledi. Geldiğimiz noktadan mutluyum... Paylaştıgımız duygulardan, herseyden cok ama cok mutluyum... Seninle gülmekten veya birlikte ağlayabilmekten çok ama çok mutluyum... Ve diliyorum ki ilişkimizi geliştirerek sürdürebiliriz...
İnsanın en büyük zenginliği gercekten dostunun olması. Sen benim için öylesin... Bu dost herseyi barındırıyor içinde. Sevgi, anlayıs, samimiyet, bağlılık, sırdaşlık, yoldaşlık... Teşekkür ederim varlıgın için... Hayatıma kattıgın her güzellik için... Hayatıma kattıgın her değer için. Beni kendime getirip, cesaret verdigin için... Her zaman yanımda oldugun için... +/- ben ne isem onu bana yansıttıgın için... Ve tabiki cevrene de...
Cesur bir kadınsın... Güzel bir kadınsın... Seksi bir kadınsın... Sakin, dingin bir kadınsın... Bakan, gözlemleyen, gören bir kadınsın... Zeki bir kadınsın... Ama bunu kimsenin gözünün içine sokmayan bir kadınsın :)... Mütevazisin... Oldugu kadar hayatın her sekilde tadına varan bir kadınsın... Hep derim yokken yasayamayan, varken de yasayamaz... Neşeli bir kadınsın... Gülmeyi seven ve güldüren bir kadınsın... Seven ve Sevilen bir kadınsın...
Sen çok ama çooook değerli bir kadınsın... Evet kesinlikle, iyi ki kadın olarak doğmuşsun... Her özelliğin ve güzelliğin çok yakısıyor sana... Bir bütünsün... Bir fazlalık, bir eksiklik yok hepsi bi tamam olmus... Olmuş olmuş :)
Bugünün Antonella ile bulusma gününüze denk gelmesi de cok güzel :) . Kesinlikle orada olmak isterdim... Birlikte ağız dolusu gülmek. Sohbet etmek ve keyif sarhoşu olmak isterdim birlikte...
Dolu dolu yaşanan ilişkilerinin insan ömrünü uzattığına inanırım :)... 
Varlıgın benim için çok kıymetli... Her zaman ve her şey için teşekkür ederim canımıniçi...
Güzel gönlüne göre, saglık, huzur, refah içinde ve de sevdiklerinle geçireceğin  ve tabiki ben de varım içinde :) nice günler diliyorum...
İyi ol, iyi yaşa canım..
Seni çok seviyorum... "
Hayatima dokunan herkese tesekkür ederim..




17 Nisan 2017 Pazartesi

Hiç Umut Biter mi?

Madem resmi olmayan sonuçlara göre çıkıp balkonlarda boy gösteriyoruz, o zaman bir balkon konuşmasıda benim yapmam lazım blog balkonundan. 

İsviçre referanduma hayır dedi bu arada. Başım dik, alnım ak. Ha yurt dışında oy kullanılsın mı? Hayır! Herkes yaşadığı ülke için yaşadığı ülkede  kullansın oy'unu. 
Ama madem böyle bir hak var, gidip kullanalım dedik. Kullandık. Ben gavur olduğum için kullanamadım, ama 4 kişilik bir aileden 3 hayır oyu kullandık. 3 doğru bir yanlışı götürdü:) 

Buradan sürekli %53 hayır çıkacak diye bir oran verdim. Bunu neden yaptım? 
Numan Kurtulmuş gibi "son derece hukuki, sonnn derece demokratik bir referandum sürecinden geçtiğimizden değil. Tamamen, tahminlerimde genel anlamda yanılmadığım için. Hem el kararım, hem göz kararım, hem beyin kararım aynı oranda işler, ve bu sonuçlar beni bir yere götürür, ona göre söylerim fikrimi. Ne zaman bir Pazar'a gitsem, iki, üç, beş kilo bir ürün seçip tarttırsam, elin ölçü mü abla gram şaşmadı derler, yada hiç günahın yok mu, tam çıktı ölçü derler, bu benim el kararımı ölçer. 

Evde, yemekleri ölçü ile değil göz kararı ile yaparım. Pilav olsun, sarma, dolma olsun. Hiç bir sarma içi artmaz. Sarma ve yapraklar aynı oranda çıkar. 

Bir olay hakkında yorum yaparım, o öyle çıkar. Kahin olduğumdan falan değil, çok yönlü düşünürüm, ölçerim, biçerim, tartarım ortalamasını sağlarım. Bu her zaman tutmayabilir ama genelde böyledir. Yukarıda verdiğim oran tamamen içimden geçendi. Hileleri bile içine katmıştım. Fakat YSK nın son anda hukuk dışı bir işlem yapacağını düşünemedim. Neyse ne? Sonuç değişir mi? 12 günlük yasal itiraz sürecinden bir şey çıkar mı? Hayır Türkiyede değişmez. "Atı alan Üsküdar'ı geçti" dedi. Ha, Avrupadan işte AGİT gibi, AiHM gibi kuruluşları dikkate alır mı? Almaz! Ne dedi bu akşam AGİT e, "sür eşşeği Niğde'ye, Niğdeli vatandaşlarım icabına bakar, yada cevabını verir diye bir şey söyledi. 

Bu AGİT ne olaki dedim. AiHM i yıllardır biliyorumda, AGİT i hakkaten yeni öğrendim. Avrupa Güvenlik işbirliği Teşkilatı, uluslar arası bir organizasyonmuş. 57 devlet üyesi varmış. Türkiyede içinde. Yani bu teşkilatın statüsünü tanımış ve imza atmışsın. Çıkarlarına ters düştüğü için tanımıyorum, görmüyorum, bilmiyorum, sür eşşeği Niğde'ye diyorsun. Sen tanı veya tanıma. O raporuna yazar, notunu düşer, tarihe geçer. Avrupa diktatör dediğindede kızarsın. 

Yalan yok, dün çok heyecanlıydım. Bütün gün akşam olsada sonuçları öğrensek dedim. Çünkü çok inanmıştım, hayır çıkacağına. Hile konusunda b planlarının olacağını hiç düşünmemiştim. Yüzde 60-70 hayır veya evet çıksaydı saygı duyardım. Ama hile ile bile resmi sonuçlar neredeyse yarı yarıyaysa ki, bu gayri resmi olarak yarıdan fazla, nasıl mutlu edeceksin bu oranı? Mutlu etmek şeyinde değil, onuda biliyorum ama, peki neden kazanmışlığın mutsuzluğu var suratlarınızda? Hayır merak etmiyorum. Biliyorum, çünkü zor günler bekliyor. 

Dün, çok çabuk bir şekilde sayılan oylara şaşırdım. Sonra üzüldüm. Bugün toparladım yine. Düşündüm, tam tersi olsaydı yani yüzde 51.4 hayır çıksaydı değişen bir şey olacak mıydı? Olmayacaktı. Yönetim onların elinde. İstedikleri şekilde OHAL uygulayıp istedikleri şekilde yönetiyorlar zaten. Bunlarla girilen her seçim kaybedilir, bunu anladım. Ve skandaldır. 

Her olaya iyi tarafından bakmaya odaklı olan ben, belkide böylesi iyi oldu diyorum artık. Tarih böyledir, bazen tokat atar gidişata. Kendine getirir insanı. Kaybedilen bir şey yok. Cumhuriyet falanda elden gitmiyor. Nasıl onlar hiç bir şeyi tanımıyorsa bende onları tanımıyorum ve meşru bulmuyorum.
Umutlu gençler var. Ve genç nüfusun yarısına yakın bir oranı hayır demiş. Umut onlarda. Umut diğer yüzde 49 da. 
Can çıkmadan umut bitmez. Bitememez. 




15 Nisan 2017 Cumartesi

Heyecandan Geberecemmm..

Bu karikatürü bir arkadasim gönderdiginde,
 16 Nisanda ben, diye cavap vermistim..
Çok heyecanlıyım çoook. 16 Nisan referandum sonucu beni çok fena heyecanlandırıyor. 
İyiki Paskalya tatilimize denk geldi. Perşembe akşamından beri tatile girdik. Taa Salı'ya kadar. Yani Pazar akşamı geç saatlere kadar referandum sonuçlarını izleyebileceğim. Ve sonuca göre ertesi gün ya mutlaktan uçacağım, ya da mutsuzluktan gebereceğim. O derece yani. 

Bu bir parti seçimi olsaydı eğer,  gerçekten heyecan yapmazdım. Al birini vur ötekine bir hükümet ve muhalefet var. Bu başka bir şey. Abartıyor olabilirim, ama bu bir kurtuluş savaşı gibi bir şey. Cumhuriyete sahip çıkmak bu. Geleceğe sahip çıkmak. Tamam o ülkede yaşamıyor olabilirim, burada keyfim gıcırda olabilir. Ama o ülke beni ilgilendiriyor. Çünkü atalarım o ülkede yaşadı, sevdiklerim orada yaşıyor, ve ben aşığım o ülkeye. Doyduğum yer buras olabilir, ama doğduğum yer orası. Özlediğim yer orası. Çocukluk anılarımın saklı olduğu yer orası. Rüyalarım bile o ülkede geçer benim. 

Bugün beni duygulandıran şey ise, ikameti doğduğu yer olan, ve sadece orada oy kullanabileceği için, şartlarını zorlayıp  700-1000  km uzakta olan öğrenci kızlarımızın sırf oy kullanmak için doğduğu yere gelmeleri oldu. Milli bir seferberlik var sanki. Herkes ülkesine, cumhuriyetine, demokrasisine ve geleceğine sahip çıkmak için bir sınava girecekçesine, Sınava çok sıkı hazırlanmışcasına bir halk var sanki. En azından benim çevremde gözlemlerim bu yönde. O yüzden umutlarım, heyecanım çok yüksek. 

Ha bu arada iki ay önce falandı, işte referandum başlangıcıydı, o zamanlar referandum sonucu için oran vermiştim. %53 hayır çıkar diyordum; ki bu oranın bugün çok daha fazla olması lazım bence. 

Hani çılgın Türkleriz ya biz, ne yapacağımız hiç belli olmaz.. 

Hepimize #hayır lı yarınlar diliyorum. 
Heyecandan nasıl uyuyacağım bu gece bilmiyorum.