Sayfalar

27 Haziran 2014 Cuma

Hayat işte.. Kâh öyle, kâh böyle.. Ama güzel..


hayat güzelkiii...
Bir uçurum kenarındayım. Yürüyorum.  Emin adımlarla yürümeyi severim aslında.. Ama bazen olmuyor. Ayağımın altından kayıyor toprak.. Yavaş yavaş kayıyor.. Bir kaç dala uzanıyorum..  Tutunarak biraz daha zaman kazanıyorum. Yol giderek inceliyor.. Iyice zorlanıyorum.. Düşmek üzereyim.. Bir dal koptu kopacak.. Aşağıya bakıyorum baya derin.. Öldürmez ama süründürür.. Çevrede ne bulursam elimi atıyorum.. Onlar birer birer koptukça bir diğerine tutunuyorum.. Artık tutacak ne dal kalıyor nede güç.. Parmak uçlarım sıyrıldı sıyrılacak.. Son saniyelerim.. Ve tutunamıyorumda zaten.. Düşüyorum.. Tam düşerken güçlü bir dalın arasında kalıyorum.. Hafif sıyrıklar oluşuyor sadece.. O yukarda güvenle tutunduğum dalların kökleri tutuyor beni.. Sonra zaten kalabalıklaşıyorlar.. Çıkıyorum düzlüğe.. Koşarcasına mutlu oluyorum.. Uçarcasına mutlu oluyorum.. Yaşarcasına mutlu oluyorum.. 

Yaşamın düz bir çizgide olmadığını sadece teoride değil, pratiktede var olduğunu görüyorum.. Ve yaşamın böyle bir şey olduğunu düşünüyorum.. Engelleri aşınca güzel yaşam.. Hele hele bu engelleri aşmanı sağlayan, yoldaki taşları ayıklayan dostların varsa.. Seninle birlikte üzülüp, seninle birlikte seviniyorsa.. 

"Dostlar sokak lambası gibidir, yolu kısaltmazlar ama aydınlatırlar" diye bir cümle okumuştum yıllar önce.. Kime ait bimiyorum ama kulağımda küpe gibi taşırım hep.. 



21 Haziran 2014 Cumartesi

Ikiz kaza.. Şaka gibi..



Kaza zahmet edip "geliyorum" deseydi eğer, bir zahmet 6-7 hafta sonra gel, çok rica ediyorum, derdim.. 

Ama yine habersiz geldi.. Hemde çifter çifter geldi.. Cuma herşeyden habersiz İsviçre-Fransa maçını izliyordum.. 5-2 Fransa galibiyeti ile bitti.. İsviçre takımında iki yada üç İsviçreli var.. Ikisi Türk, diğerleri eski Jugoslav ülke asıllı İsviçre vatandaşı.. Ilk maçı Ekvator'a karşı 2-1 kazanınca baya bir sevindiler.. Ama dün akşam nerdeyse 7-2 bitecek bir maçı 5-2 yenilgiyi kabul edemediler. Radyolarda falan negatif ve ırkçı yorumlar. Kazansalardı hepsi İsviçreli olacaktı, kaybedince yorumlarda değişti tabi.. Tam bir emperyalist sistem.. Kazandırırsan iyisin, yoksa tu kakasın.. Gerçi futboldada nasıl manipülasyonların döndüğünün farkındayızda.. Neyse, bi ara Taylan aradı, sağlık sigorta kartının fotoğrafını çekip göndermemi istedi.. Noooldu? Dedim. Bir şey yok anne, korkulacak hiç bir şey yok. Lütfen gönderir misin dedi. Gönderdim, ama içimde bir kurt.. Kemiriyorda kemiriyor. Ara ara yazıyorum, sadece nerdesiniz, ve ne oldu, bunu yaz bari diyorum.. Anne yazacak bir şey yok, birazdan geleceğiz, ve her şeyi anlatırım. Ama şunu bil, biz iyiyiz.. "Iyi olmasam bunları yazabilir miyim?" Diyor.. Eh, iyi o zaman dedim.. İçimde kurtlar dans etsede, oturtabilirim onları yerine, çok evhamlı bir yapım yoktur.. Baksınlar başlarının çaresine, madem yardım istemiyorlar dedim.. Babamız uyuyordu.. Hiiiiç sesimi çıkarmadım. O benim gibi pek soğuk kanlı değildir.. Gerçi bende bir şey bilmiyordum ki, ona anlatayım.. Sadece beni rahatlattılar yazışmalara. Çok geç olmuştu, gidip yattım. 

Sabah gelen telefon sesine uyandım.. Şu klinikten arıyorum, Herr Y.  ile görşebilirmiyim dedi. Artık 18 yaşını geçtiler ya, bize haber verme gibi durumları yok tabi hastanenin. Dedim hangi Herr Y. ? Evde üç Herr Y. var.. Herr Deniz Y. Dedi. Şaşırdım.. Taylan istemişti sigorta kartını.. Bunlarda bir çoğu gibi ikizleri karıştırdı herhalde, diyerek, Deniz'in odasına girdim, ahizeyi vermek üzere.. Gözlerim fal taşı gibi açıldı, sağ ayakta snowboard ayakkabısı gibi bir şeyle yatıyor,  bir şeyde diyemiyorum, ahizenin diğer ucunda klinikten bir kadın.. Ahizeyi verdiğim gibi, hemen Taylan'ın odasına girdim. Aynı görüntü! Sağ ayakta kaba bir snowboard ayakkabısına benzeyen bir şey.. Nevresimler aynı, ayak aynı, ayakkabı aynı, kişi bile nerdeyse aynı!! Sağ elimde kapı kolu, sol elimle başımı kaşırken, bu bir rüya olmalı dedim ve tekrar gidip yattım.. Gözler açık, idrak etmeye çalışıyorum.. Ama oturmuyor hiç bir taş yerine. Eğer bir şey olduysa Taylan vardı hesapta, Deniz'in adı bile hiç geçmemişti.. Evet bu tatsız bir rüyaydı. Tam tekrar uyumaya çalışırken, Deniz geldi.. "Anne klinikten çağırıyorlar, 1 saat sonra orda olmalıymışım, beni götürebilirmisin" dedi. Ayağındaki o kaba ayakkabısı ile. Gözlerimi ovuşturdum, iyice baktım, evet Deniz bu.. Nooluyo yaaa, dedim. Hemen kalktım, yüzümü soğuk suyla yıkadım.. Tekrar gidip baktım, aynı görüntü.. Ikisinin de sağ ayağında o koca şeyler var.. Önce bir çemkirdim, sonra bir gülme krizine girdim.. Ama öyle böyle değil.. Tutamıyorum kendimi. Sonra onlarda gülmeye başladı..  Gece hastanede doktorlar ve hemşireler özür dileyip, katıla katıla gülmek için izin istemişler.  İlk kez karşılaşmışlar ikizlerin, ikiz kazasıyla:) 

Kendime geldikten sonra, kalktık gittik.. Hastaneye girer girmez başladı yine tebessümler.. Sonrada işin ciddiyeti.. Taylan'ın ayağı sadece incinmiş, Deniz'in ise sağ ayak parmağında kırıklar var. Taylan 2-3 hafta sonra eski sağlığına kavuşacak, ama Deniz 4-6 hafta.. Çarşamba belkide küçük bir operasyon geçirecek.. Yaz tatiline denk gelmesi çok kötü oldu.. Tatil için planları çoktu.. Sporsuz, hareketsiz bir yaz tatili hiç hesapta yoktu. 

Kaza nasıl mı olmuş? Futbol oynarken. Bir topa koşarken, birbirine girmişler.. Dünya kupası maçları için Messi veya Ronaldo bile bu kadar parçalamadı kendilerini, dedim.. 
Dedimde, olan olmuştu zaten. Geçmiş olsun.. 
Ama düşündükçe, ve onları gördükçe gülesim geliyor, çok şirinler.. Face paylaşımımda çok samimi yorumlar aldım.. Geçmiş olsun, dilekleri dışında "Valla çok güldüm", "çok enteresan", "inanılır gibi değil", ikiz olmanın hakkını vermişler", bu nasıl bir dayanışma" gibi gibi.. Iyi dilekler için hepinize tekrar tekrar teşekkür ederiz.. Çaresi olmayan dertler olmasın yeterki. Geçer bunlarda.. Hayata dair herşey..
ikiz dayanismasi.))

canlarim, ikinci kez hastaneye giderken blle benim
 fotograf cekme isteklerime ses cikarmadilar:))

artik bütün maclar evde izlenecek,, evi Robocoplar basmis dedi, Cansu bu fotoya:))