Sayfalar

6 Temmuz 2012 Cuma

Çok kötü bir başlangıç..

Tatil için çok berbat bir başlangıç oldu..
Zaten bir haftadır canim çikiverecekmis gibi dolaşıyodum.. Herseyi bugüne bitirmeye çalışıyordum.. İş yerindede saat 2 ye kadar eşek gibi çalıştım.. Sonra çarşıya çıktım bir iki hediyelik eşya alayım dedim..Eli boşda gidilmiyor. Önce h&m Sonrada Loeb e girdim.. Aldım küçük bir iki sey.. Sonra cocuklara kısa pantolon almaya giderken mangoyu gördüm.. Hersey indirimde, düğün için belki bir sey bulurum dedim. Buldumda.. Hem ucuz hem güzeldi.. İki tane vardı.. Şöyle payetli falan.. Denemek için birini aldım, kabinde denedim.. Biraz bol gibi durdu.. Digeri elbiseyi almaya gidicem ama yalinayağım. . Çorabında izlerin belli ayak bileklerimde.. Cesaretimi toplayıp bı koşu gittim aldım, birde ayakkabi.. Kabinde denedim cuk oturdu.. Ayakkabilarla guzel durdu.. Hemen Karar verip Kasaya yöneldim.. Kasanin hemen yaninda birde bileklik gördüm. Birde küpe.. Onlarida kasiyere verdim. Hepsi 168 fr. Tuttu.. Oh ne guzel, hepsinide halettim diye sevinmeye kalmadi, çantamda cüzdanin olmadigini Farkettim.. Inanamadim.. Sonra Tekrar bir el attim.. Çantayi bi aşağı bı yukarı salladım.. Yok, yok yok.. Hemen kabine koştum.. Perdeyi Zart diye actım.. Bir kadın külot, sütyen, şaşkın gözlerle bana bakıyor.. Ben Aglamakli gözlerle ona.. Cüzdanım, cüzdanım diyebildim.. Kadın anladı, hemen sagına soluna bakındi yoktu.. İşte o an icimde bir ses.. Cizzzz.. Ama Nasil yanıyor içim.. Cüzdanımda garsonların yada taksicilerin cüzdanından. İcinde neler yoktuki.. Kimliğim, ehliyetim, saglık sigorta kartlarım, kredi kartlarim, BP karti, Cocuklarin TC kimlikleri, 160 Fr,
belli başlı olanları.. Daha bir sürü ıvır zıvır.. Zor kapanırdi yani..

Kasıyer kabinden ayrildinizmi dedi, evet ama Cok kısa dedim.. Cok oluyor, organize ekip bunlar, asla kabinde bırakmamaliydiz dedi.. Bir saga baktım, bir sola baktım caresizce.. Acaba en son Loeb de unutmuş olabilirmiydim.. Koşa koşa oraya gittim., sordum. Hayır cüzdan falan yoktu..
Polise gittim, aglayarak durumu bildirdim.. Cüzdan kaybolduğunda hemen zabıt tutmuyoruz, çünkü cüzdanların %90 ı bulunuyor ama parasız geri geliyor dedi.. Raziyim, parayı alsın ama cüzdanı ve içindekileri getirsin..

Ama bu aksam tatil için yola çıkıyoruz dedim.. Pasaport varmi dedi.. Evet o evde dedim.. Onunla gidin dedi.. Lütfen ağlamayın, bakın siz yasıyorsunuz, size bir sey olmamış, eve gidin soğuk bir (bir icecek adi söyledi anlamadım, bir schnaps adi galiba) atın, ve tatilin tadını çıkarmaya bakın dedi.. Bizdeki gibi "üstüne bir bardak soguk su iç" demeyemi getirdi bu lafi dedim.. Ordanda çıktım, omuzlarım çökmüş, çaresiz, oturdum merdivenlere, bir sigara tütürdüm.. Öyle boş boş bakıyordum.. İçimin böyle yandığı olmamıştı çoook uzun zamandır..
Aksam saatlerinde eve geldim.. O moralle bavullari hazirladim. Birde bogaz Derdimiz var Tabi.. Buzdolabinda olanlari bitirmeye calistim. Bozulacaklari attim, 3 koca Torba çöp atıldı.. Buzdolabı temizlendi.. Çiçekler sulandı.. Çay yapmıştım keyifle içermedim.. İlk bardak içemeden soğudu.. İkincisi yarısında soğudu.. Üçüncü bayatlamisti.. Ne tadım vardı ne tuzum..
İsteksiz ve gönülsüz çıktık yola.. 3 kez geri döndüm..
Saat 1 de yola çıktık.. Yolda yazıyorum bunları.. Luzerndeyiz.. Trafik yoğun.. Birazdan su ünlü Gotthard tüneline gelicez..

Umarım terslikler bitmiştir.. Yolumuz açık olsun..

5 Temmuz 2012 Perşembe

Tatil hayali...


Eeeeee malum tatil dönemi geldi çattı.. Yarindan sonra karayolu ile uzuuuun yollar katedeceğiz... İki yol varmış.. İtalya veya Avusturya... İtalyadan gitmek istiyorum bu sefer.. Bakalım.. 

Tatil artık bir ihtiyac halini aldı.. Şehirlerdeki dakik yaşamlar, koşuşturmalar, hep bir yerlere yetişmeye çalışmalar, cocukların okul maratonu, bi sürü stres.. 

O yüzden dinlenmek, tatil yapmak hepimizin hakkı.. Bir kaç hafta için bile olsa farklı ortamlara girmek, özledigin insanlarla görüşmek, masmavi denizlerde yüzmek, zamanı unutmak, insana kendi rutin yaşantısını özletebiliyor. 

Acele etmeden, güle oynaya gitmek istiyorum.. Türkiyeye giriş gümrüğü çok heyecanlı olurdu çok eskiden, aynı duyguyu yaşayabilecekmiyim merak ediyorum.. 

Sonrası Türkiye özlemi.. Yollarda giderken mutlaka TRT dinlenecek.. Yol kenarlarında gözlemeci teyzelerde yemek yemek.. O çok yıldızlı otellerden uzak durup, bir iki gün arayla sürekli yer değiştirip farklı yerler görüp, farklı yerlerde denize girmek istiyorum. En güzel mezeleri, en güzel balıkçı restoranında yemek yiyip, cırcır böceklerine kızdığım ortamlarda şarap icmek istiyorum.. Yada buzzz gibi bira.. Güneşin en güzel battığı yerlerdede aynı eylemi yapmak istiyorum.. ( doğduğu yer demiyorum, çünkü büyük olasılık o saatlerde fosur fosur uyuyor olacağım) 
Zaten adi üstünde, akşam sefasıyım ben.. Akşam üreterim, aksam düşünürüm, gece keyfine varırım herşeyin.. 
Öyle çok büyük beklentilerim olmaz benim, aile ziyaretlerinden Sonrada deniz tatilini mutlaka arzu ederim ama. 

Yıllardır aynı şeyi yaparım... Önce büyüklerimi ziyaret eder, sonrasını kendime ayırırım.. Önceleri ananem ve babanemi görmezsem tatilim yarım kalırdı.. Yakınlarıma özel bir bağım var. Ama sonrası mutlaka denizde biten..

Deniz tatili mutlaka olmalı.. Buralarda deniz olmadığındanmıdır nedir denizi çok seviyorum..Ege'yi çok istiyorum ve denizden çıkmak istemiyorum.. Birde bi huyum vardır benim, en son artık o yıl kapatıyorsam deniz sezonunu, denizden çıkarken vedalaşırım, teşekkür ederim denize beni ağırladığı için, öperim denizi, evet...

Nasil olacağını bilemediğim tatilimin güzel geçmesi umudumla.. 

Şu şarkıyı hep tatil hayalleri ile dinledim.. Dinleyin, tatil hayalinizi yaşayın.. (Gözler kapali)

4 Temmuz 2012 Çarşamba

Esti öyle...


Bugün öyle esti.. Cok yakınımızdaki Wohlensee ye gittim.. Kendi başıma.. Yapayanlız.. Üstelik aksam saatlerinde.. Epeydir gitmiyordum.. Bana iyi gelen birsey yapmak istedim.. Gözlerim başka şey görsün, kulaklarım başka ses duysun istedim.. Gözüm köprüler gördü.. Çok severim köprüleri.. Birleştirir iki yakayı.. Bütün yükü o çeker... Ayakları hep su içindede olsa, o hep kurudur.. Herkesi, herseyi taşır.. Asildir.. Tarihidir.. Severim işte.. 


Sonra yürüyüş yolunda yürüdüm.. Kuğularda nehirden yola çıkmışlar.. Merhabalaştik.. "Hayırdır, ne işin var gibilerinden" bir tıssladı biri.. Biliyorum korkup kaçsam peşimden gelecek.. Kararlı bir şekilde, yol ver geceyim dedim.. Tamam, geç hadi, dedi.. 
Sonra bir bankta oturdum.. Seyre daldım.. 
Gözümde, kulağımda mutlu oldu.. 


3 Temmuz 2012 Salı

Kafam karman çorman...

resmi internetten arakladim..

Kafam kazan gibi.. Hatta Kazanın içindeki çorba gibi.. Kepçeyle ne kadar karıştırısan karıştır, kepçeye gelen tane yok.. 

Bilgisayarlardan yana yüzüm hiç gülmedi benim.. Virüs olayından baktığım için mac alayım dedim.. Aldım, gayet iyiydi, birbirimizi pek sevmiştik.. Bir haftadan beri sürekli işaretleyip, kopyalama butonu basar gibiydi.. Calismak, yazmak, cizmek ne mümkün.. Basit bir şey ama ben bilemiyorum galiba diyordum.. Önce bir bilene sordum.. Oda işin içinden çıkamayinca, dün soluğu Apple Servisinde aldım.. Nasil olsa iki dakikada yapar verirler dedim.. Sorunu anlattım, baktı önce. Trackpad mi ne zımbırtızıysa, o bozulmuş.. Şu maus olmadan dokunulan yer.. 3-4 gün sürer dedi.. Hadiiii... Bu aklımın ucundan bile geçmemişti.. Eeee, TR ye gitmeden önce pc de halletmem gereken şeyler vardı.. Ya cumaya bitmezse diye sinirlendim..Bugün akşama doğru bir SMS, bilgisayarınızı alabilirsiniz.. Bir solukta gittim aldım:)) is yerinde başka başka pc lerde çalışmak zor oluyordu.. Hayır birde blogum öksüz kalacaktı.. Ama, bir kez daha anladımkı; insan yoklukta daha araştırmacı, ve yaratıcı oluyor.. Meger telefonumdada blogger uygulaması varmış.. Onu indirdim.. Buna sevindim.. Bu demek oluyorki, tatildede bloğuma yazabileceğim:)) gezdiğim gördüğüm yerleri, sıcak sıcak kayda alacağım.. Wi-fi şart ama:))

Türkiyeye gitmeyi planladığımız gün.. Teoride Cumartesi koyuluyoruz yola, ama  pratikte..???
Yani evdeki hesabın, pazara uymamasi gibi.. Belirsizlikler... Belirsizlikler.. Hiç gidecekmişiz gibide bir his yok içimde..  En ufak hazırlık bile yok.. 

Hep zayıflamak istedim.. Olmadı.. Tembellikten tabi.. Spor yaparken zaman geçmiyor.. Sıkılıyorum.. Esniyorum.. Afakanlar basıyor.. Ama spordan sonra hoşuma gidiyor.. Bedenimi hissediyorum.. Spor yapmak tu kaka, ama sonrası güzel.. 

Şarabımın icine sinek kaçmış... Dayılarımın birinin bir lafı vardı, " hau gördüğün karınca varya; o bile pağa tüşman" derdi. Laz şivesi ile. Seviyorum lazları.. Anne tarafından laz'ım bende.. 
Yani demem oki, şu sıralar sanki herşey bana düşman.. 

Yıkanmış 30 çift çorap var pazar gününden kalma..  Hepside siyah.. Eşlerini bulup iç içe geçirmek lazım.. 

Haziran sonu itibari ile ikinci quartal muhasebeyi hazırlayıp bitirmem gerekiyor..  

Daha bisürü, bisürü şeyler.. 
En iyisi TRT nağme dinlemek, şarap yudumlamak.. Sinekli şarabı döktüm;))

1 Temmuz 2012 Pazar

Uçun kuşlar uçun..


Bir pazar hikayesi...
Uçun kuşlar uçun izmire doğru..

Bu pazarın özelliği tatil öncesi son pazar oluşu.. Yani İzmire doğru yol alacağız haftaya pazar..

Pazar kahvaltısı hangi saatlerde yaptığımız bilinir:) öğle yemeğine yakın saatlerdir.. O yüzden sadece bal, reçel, zeytin, peynirle yapılmaz.. Şöyle bir donatılır o masa.. Gec kalkmak, ancak böyle telafi edilir çünkü..  Herkes mutlu ve pörtlemiş gözlerle, ağızları sulanarak bakar masaya:)

Dün gece NTV de yeşil ekran kuşağında hayvanlar belgeseli vardı.. Yazın yapıyorlar genelde bu programları.. Gecen yıllarda Tuncel Kurtiz'in sesiyle vardı.. Cok severim, kendisini ve o özel sesini.. Oda beni severimi bilmem ama tanısaydı severdi büyük olasılık:)
Neyse, işte öyle bir belgesel izledim.. Çekimler çok kaliteli.. Mükemmel görseller.. Kuşları konu almışlar.. Kartal'a kamera takmışlar, Kartalla birlikte uçup, onun gibi görüyorsun.. Filamengolari işlemişler bu hafta.. Göçlerini, Nasil beslendiklerini, Nasil av olduklarını, hele o aşk ile dans edişleri tam bir estetik, görsel şölen.. Öyle dans ederken herkes eşini seçermiş ve ömür boyu tek eşli yasarlarmiş. 

Bu göçmen kuşları izlerken benimde yine bir anım canlandı gözümde.. 

Yine eskiden göçmen kuşların geçiş dönemlerine tanık olurdum.. İsviçrede hiç denk gelmedim.. Ama Almanyadada  bir kaç kez görmüştüm.. 

Turnalar, kırlangıçlar, leylekler... Belki diğer kuşlarda göç ederken aynı sistemi kullanıyorlar bilemiyorum.. Şekilli uçarlardı.. Böyle 1 gibi, 7 gibi, bazıları çizgileri bozuk olurdu, onuda illa bir sayıya benzetmeye çalışırdık.. Ninem derdiki, "ezeli bize büyüklerimiz bu kuşların uçuş sekillerinin gösterdiği sayılara göre o yılın nasil geçecegine dair yorumlar yaparlardi" yani onlara gelecekten, doğal afetlerden, mahsulün nasil olacağına dair ip uçları verirmiş.. Yani işlerini sadece Allah'a değil, kuşlarada bırakırlarmış anladığım kadarıyla:) 

Ne zaman böyle sıra halinde uçan kuş görsem hemen nineme haber verirdim, "nine bak bakim bu yıl Nasil geçecek" gibisinden.. Ağzının içine bakardım.. Ninem yorum yapmaz, "Allah'ın işine karışılmaz" derdi. Bende, ha bilemedi ya hemen Allah'a bağladı diye düşünürdüm:)


Küçük bir araştırma sonucu onların neden böyle uçtugunu, örenmenin yaşı yoktur deyip öğrendim.. Meger bunlar V seklinde uçarlarmış.. Bizde zaten 1ve7 şeklinden Baska sekillerde göremedik.. Yani 3-5-6-8-9 ralamlarini göremezdik hiç.. Kuş beyinli diye boşuna dememişler, yapsaniza bir 8 göreyim derdim. Bazen çift W gibi olurdu.. Biz bunu illa üçe benzetmeye çalışırdık:)) 

Bu kuşların iste genelde V seklinde uçmalarının sebebi, enerji tasarrufu imiş.. En önde kanat çarpan kuşun çıkardığı hava akımı, arkadan uçan kuşların kanat çırpmadan ve yorulmadan uçuş mesafesini artırmakmış.. Sırayla her kuş öne gecermiş.. Tam bir kollektiv calışma.. 
Hastalanan veya vurulan bir kuş olursa sürüden ayrılan iki kuş o hasta kuşa yardım ederlermiş.. Sonrada başka bir sürüye katılıp yollarına devam ederlermiş.. Hiç kimsede sen kimsin, niye katıldın bizim sürüye diye horgörmezmiş o sonradan katılan kuşlara.. 
Şimdi anlıyorumki,  o V harfinin bir kanadının kısa oluşu, bizim işte yok 1e benziyor, yok 7 ye benzetmelerimiz, hastalık veya vurulma ile yardımcı kuşların eksikliği imiş.. 

Demekki neymiş, kuş beyinli olan bizmişiz... Onlar gayet sistematik ve akillica hareket ediyorlarmiş.. birlikte hareket edecekmişiz..kollektiv olacakmışız..  yardım sever olacakmişiz.. herkes çalışacak bir işin ucundan tutacakmış.. 

Doğadan öğreneceğimiz çok sey var...