Sayfalar

26 Aralık 2012 Çarşamba

Bir bardağa neler sığarmış??

Eşyalar ruhsuzmudur sahiden? Hepsi değil bence.. Hep derim, yaşanmışlığı olan herşeyin ruhu var..
Cocukluğumda hiç bir şey eskimezdi, kırılmazdı, bir yenisi alınmazdi.. günümüzdeki gibi tüketilmezdi hic bir şey..
Köydeki evimize gittiğimde çoklugumdan kalma izlere rastlamam beni çok mutlu eder.. Ve hala çocukluğumdan kalma eşyalar öylece dururlar... Perdeler, kilimler, peşkirler, yataklar, çarşaflar, yorganlar, sedir örtüleri, kurşaneler, dikiş kutusu, tabaklar, kaşıklar, kolonya şişesi, şekerlik, fincanlar, bardaklar.. Evet, bardaklar.. Hadi diğerlerinin ömrü uzun olabilir.. Ama bardak bu.. Cam bardak.. Nasil olurda kırılmaz? Üzerindeki desen nasil olurda solmaz, silinmez yıllardır??

Telefonumdaki eski resimlere bakarken bu yaz çekmiş olduğum bu fotograftaki bardak ne çok şey hatırlattı bana.. Bir zamanlar vardı, nasılda akıp geçti.. O zamana ait, bir fotoğraf, bir koku, bir eşya, hatta bir bardak bile o zamana yolculuk yaptırıyor.. Meger bardağa sadece içecek degil, neler neler konuyormuş? Cocukluğum, anılarım, yıllar..

11 yaşlarindayım.. Amcam cam fabrikasinda çalışıyor.. Sanıyorum bu bardakları calışanlarına hediye ediyordu o fabrika.. Oda köye getirmişti.. O bardaktan bir şeyler içmeyi çok severdim. Sofra kurulurken o bardagi oturacagim yere önceden koyardım.

1977 den kalma bir bardak.. Mutlu yıllar yazıyor üzerinde.. Mutlu yıllarım olmuş. Anılarım olmuş. Yine bir yıl daha bitiyor.. 2013 e girmek üzereyiz..
Yeni yıl dileklerim; bu bardak gibi sağlam, güzel ve mutlu anların dolduğu, kırılmadan, incinmeden, renkli bir yıl diliyorum hepimize..
Mutlu Yıllar...

20 Aralık 2012 Perşembe

21. Aralık 2012, günlerden Serdar..


21. Aralık 2012, günlerden Serdar.. ! ❤  ❤  ❤

Maya takvimi bile bu tarihi ciddiye almış.. Ama herkes yanlış anlamış.. Yok efendim dünyanın sonuymuş, yok efendim güneş doğmayacakmış, heryer karanlık olacakmış, falan filan..

O gün senin doğum günün, hiç böyle şeyler olabilirmi? Olsa olsa güzellikler olabilir..
Konu, sen olunca bak nasıl bir renk, nasil bir güzellik çıktı ortaya.. Konu sen olunca herkes bende varım dedi.. Mail kutum doldu taştı, kilitlendi.. Gmx mail adresimi kullanamaz hale geldim. Bu bugüne kadar kimseye nasip olmadı böyle bir şey.. Ne kadar çok seviliyorsun, farkındamısın?

(Yazıların sırası mail adresime düşen yazılar zamanlaması ile oluştu)
 ❤  ❤  ❤
Bak kimler ne yazmış sana:

Adını gizli tutan bir kişi: O anlar diye not düşmüş:

Serdarla herkesin yaşayamıyacağı ama sadece ikimize özgü ve aramızda birde Türk biletcisinde kalan bir sır diyelim"Wir waren schon" sır ha !!! ;) hayatımın en eglenceli yolculuğuydu.
İyiki doğdun Serdarovic;)
❤  ❤  ❤
Murat ilk yazanlardan..

Ablacim merhaba. Serdar'in dogum günü icin özel bir yazi yazacakmışsın ve bizlerdende birşeyler yazmamızı istemişsin, o sebepten bir şeyler yazayim dedim. Gerçi ne yazayim bilmemki. Serdar'ı topu topu iki kere gördüm birkac kezde nette yazıştım. Gördüğüm kadarıyla fazlasıyla cana yakın ve eglenceli biri. Duygusal yani cok yogun onuda hissettim. Sevgisini ispat etmek icin bazen haddinden fazla dil döktüğünü düşünmüştüm yazışırken. Ama bu hoşuma gitmisti eniştesi olarak ki, O, bana inatla enişte diyordu hoslanmadığımı bile bile:-) Bende ona Kayınço yerine Kayıp-ço diyorum artık.. Beş ayda bir kere gördüm ama ondanda emin değilim:-) Serpile teyit ettiriyorum ikide bir "Serdar'la buraya ilk geldigimde görüşmüştük dimi" diye. Uzun lafın kısası, Serdar hakkında söyleyecek çok fazla şeyim yok. Temiz yüzlü, espirili, bir arada olunca cana yakın:-) ve akıllı biri. Daha yakından tanımak isterdim accuk gösterse yüzünü:-) Burda kızların arasında kaldım, erkek kokusuna hasretim valla.
Murat
❤  ❤  ❤
Eylem ne demiş??

Mein Onkel du wirst jetzt 32 und ich kenne dich jetzt schon fast 18 Jahre, es war nicht immer leicht aber ich wusste immer ich konnte auf dich zählen auch wenn du es nicht immer zeigst, ich erinnere mich wenn ich zurück denke, denke ich an unsere Zeiten wo wir gelacht haben bzw du mich zum lachen gebracht hast, ich denke an die Nächte die wir verbracht haben und auch wenn mich nicht an meine ganz junge Kindheit erinnere habe ich mit bekommen das wir uns immer so gut verstanden haben und das ist auch nicht wunderlich.. Ich habe vieles von dir gelernt und geerbt.. Das auffälligste ist natürlich mein aussehen. :-) ich sehe dich schon immer als mein bisschen zu alten Bruder und das wird auch immer so bleiben du bist mein Bruder der "amca" heisst und ich will auch das du immer mein Bruder bleibst.

bis auf weitere 32 Jahre und viele mehr.. Mein Onkel. Ich habdich lieb
Happy birthday
Eylem
❤  ❤  ❤
Deniz'de yazmış bir şeyler..
Serdar Dayi,

Ich hab dich immer respektiert als Onkel, versteh mich nicht falsch, aber auch als Freund.

Ich hab so viele Erinnerungen, ich weiss gar nicht wie ich das ganze zu Worte fassen soll.

Nun ja, wenn ich so zurück denke kommt mir vieles in den Sinn. Aber als erstes ganz klar der "Rote Platz", Kleefeld - Bümpliz. Es gibt keinen gegen den wir nicht gewonnen haben. Du hast mir viel beigebracht, wodurch ich heute immernoch profitiere.

Und auch das wir ab und zu Ayran getrunken haben, bevor wir fussball spielen gegangen sind, auf dem, durch die Sonne leicht feuchten Rasen konsumierten wir die salzige Ayran. Mir liegt dieser Geschmack immer noch auf dem Gaumen.

Oder was anderes, auch wenn es nur so Kleinigkeiten sind, z.B. Bist du immer für einen Rat zu haben, du bist nicht wie andere meiner Tanten und Onkel ( Meine anderen Tanten und Onkel hab ich natürlich auch lieb nicht falsch verstehen)

Da du natürlich nicht so alt bist, siehst du natürlich aus der gleichen Perpektive wie wir und kannst halt aus deiner Erfahrung besser helfen bzw. supporten. Deine Räte sind halt meistens mehr von Nutzen.

Auch wenn ich dich nicht so oft wie alle anderen meiner Verwandten gesehn habe, hab ich dich trotzdem sehr lieb, alle gleich.

Ich schliesse besser mal ab, sonst könnt ich ein Buch schreiben.

Dogum Günün kutlu olsun Dayi, nice yillara

Seni seviyorum Dayi
Deniz Yalcin

❤  ❤  ❤
Merve derki;

SEVGİ DOLU KALMAN VE MUTLU OLMAN DİLEĞİYLE, DOGUM GUNUN KUTLU OLSUN. NİCE MUTLU YILLARA SERDAR ABİCİM...
Merve

❤  ❤  ❤
Serpil ne yazmiş acaba??

Serdarım..

Ezelden beri en çok seninle gülebilirim ben. Bu sen ile beni en iyi anlatan ve pekiştiren özelliğimiz belkide..

Çok iyi hatırlarsın tuvalete bile birlikte girer uzun süre çıkmaz ve yeni birşeyler üretmek için uğraşır, başkalarının anlayamayacağı espriler yaratır karınkaslarımız agriyana kadar gülerdik:)
Ve bunlar hala güncelliğini yitirmeyen espriler,bunlara hala güleriz seninle biraraya gelince..
Ama bu ara çok görüşemiyoruz..hatta hic görüşmüyoruz:(
Katıla katıla gülmek istiyorum seninle tekrar..Birlikte vakit geçirmek, herşeyin üstesinden gelmek istiyorum seninle..

Seni çok özlüyorum Serdarım..Sen annemizin bize bıraktığı tek hediyesin.

İyiki varsin iyiki doğmuşsun..
Seni çok seviyorum,
Canım kardeşim benim...
Serpil

❤  ❤  ❤
Şima bende varım diyenlerden..

Dayuuuu..
Hani eskiden benimle “gitar“ oynardin ya.. Beni yatay kucağına alıp, gıdıklardın. Seni düşündüyüm zaman, ilk o aklıma geliyor.. Her halde eskiden en çok sevdiğim oyun oydu. Ve senden başka birisi yaptığında, aynisi olmuyordu. Sadece sende o kadar gülüyordum :))
Iyiki doğdun.. Ya doğmasaydın cocukluğumun en zevkli şeylerden birisini yapamazdim.. O kadar gülemzdim. Senin o eski odan vardı ya hani.. Onu da hiç unutmayacağım.. O CDler tavandan aşaya sarkıyorlardı..bütün videolar.. O odanın resmi hep aklımda kalacak.
Hayatımda beni en cok güldüren insanlardan birisin ve seni çok seviyorum :)
Şima

❤  ❤  ❤
Ayça,  yazıların mimarlarından, ne yazdiki??

Canım Serdar,

Zıpır oglan:))...

Biliyorsun bu sene 2012 cok şaibeli:) Yok kıyamet kopacak, yok dünyanın sonu gelecek, yok meteor çarpacak, yok elektrikler kesilecek…. Dedim yeter bu kadar felaket tellallıgı… Noooluyoruz ?

Serpil olsa burada güzel bir laf patlatırdı hepimizde katıla katıla gülerdik.

Dedim, gecelim bunları. Duymustum senin 21 Aralık’ta dogdugunu. 21 Aralıgın anlamı burada işte. Doğmuş ve hayatımıza renk katmış. Düşünsene ben eksik olsam hayatınızdan… aman tanrım ne büyük boşluk...:)) Düşüncesi bile kötü geldi. Kendi kendime…

Şaka bir tarafa, doğum günleri önemlidir. Sevdiklerimin dogum günleri daha da önemli. Sen de öyle… İyi ki doğmuşsun Serdar. İyiki hayatımdasın. Olmasan gercekten eskik olurdu. Sağlıklı yaşa canım, gönlünce yaşa, dolu dolu, çoşkuyla, mutlu ve sevgiyle yaşa. Ve tabi bizimle yaşa:))

Seninle gülmek güzel, seninle türkü dinlemek-söylemek güzel, senin yemeklerini yemek güzel (mantı diyorum sadece), seninle sohbet etmek güzel, seninle paylaşmak, olgunlugunu yaşamak, senin tüm güzelliklerini yaşamak güzel. Gülmeni izlemek çok çok güzel. Hayatımda, hayatımızda hep ol. Daha içinde ol hatta:))

Bizim güzle bir arkadaslıgımız, dostlugumuz var. Bunun sayesinde bir cok sorunun üstesinden gelebiliriz. İnan hiç bir şey uzaktan bakıldıgı kadar zor degil. Bir dag düşün. Uzaktan bakınca cok heybetli gelir insana. Büyük gelir. O yolda yürümeye baslayınca o dag erir ayaklarının altında.

Eksikliğin, uzaklıgın hepimiz için büyük boşluk. Bunun tarifi yok. Gecen bir zamanı geri getirme imkanımız yok. Bundan sonrasına bakalım ve yaşayalım. Hepimiz için aslolan aslında yaşamaktır… Gel yaşayalım, tadını çıkartalım hayatın.

Seni çooooook seviyorum..
AyçA
(Ay adınıda deşifre etmiş oldum böylece)

❤  ❤  ❤
Taylan geri kalırmı??

Serdar Dayim, Canim Cigerim, hersey den önce dogum günün kutlu olsun.

Seni düşündügümde aklima ilk gelen ne biliyormusun?
Sen İsviçreye gelmistin, ve ben cok asiri sevinmistim. Neredeyse her gün Rotplatza giderdik ve futbol oynardik, kar mar, yagmur umrumuzda bile degildi.
Takim hep belliyidi, Sen, Deniz ve ben. Denizin ve benim yasi o zamanlarda kücük olsa bile, herkesi peş peşe yenerdik. Herkesi, herkes diyorsam, harbiden herkesi.
Ara sira sen hep arkadan gelirdin. ve bir geldiginde bize salam, ekmek, ve cok iyi hatirliyorum, Ayran getirmistin:) o güne kadar sevmemistim, ama o günden beri sık sık iciyorum ve hep sen aklima gelirsin..

Seni özlüyoruz dayi, ver herzaman seninleyiz. Seni acik kollarla bize bekleriz.
Sen hep cok komiksin, seninle gülmek cok güzel:)

Bunuda sona eklemek istedim, nice mutlu yillara dayi, kendine iyi bak
Happy Birthday
Taylan

❤  ❤  ❤
Aaaa, Leyla'da yazmış;)

Serdar'cım merhaba canım nasılsın...
Biliyormusun, zaman zaman seni ilk tanıdıgım anı hatırlarım, kendı içimde senın ailemizden biri olmanın mutlulugunu yaşarım.

Hatırlıyormusun, herzamankı Leyla misafir gelecek güzel şeyler çıkartacak ama o gün umdugu gıbı geçmedi mum ışıgında yemek ne kadar çıkardıki, ben bunları düşünürken seni mum almaya gönderdik ama senin kaybolacagın aklımıza gelmedi, o arada senın gelmenı beklerken sonra senden duydukki kaybolmuşsun tekrar birilerine sorarak evi bulmuşşun, alt katta duran babaannemiz sana kapıyı açmış ve sana "yine gel oglum" demiş bu senın çok hoşuna gitmiş bize geldin beni aşagıdaki teyze çagırdı ben oraya gidecem dedın bizim senın o tavrın cok hosumuza gitti ve sana yine gel meselesini anlatmış ve çok gülmüştük, sonra yemekleri koyduk mum ışıgında yedık...

Senin şu sözünüde hiç unutmam, mum ışıgında yemekler böyleyse normali nasıldır, demiştin. O yaşta yeni delikanlı olmuş bir beyden bunları duymak beni çok mutlu etmiş ve senı tanıdıgım için çok mutlu olmuştum.. iyi ki dogdun iyiki varsın... Yine gel, yine buyur Serdar:))
Leyla

❤  ❤  ❤
Cansu'da bu yazi için can atanlardan;))

Serdar'la tanışmam Serpil ablamın 9 Nisan 2011'de İstanbulda olan düğünü sayesinde oldu.
Ben Serdar'ın varlığından haberdardım. Fakat henüz karşılaşmamıştık. Server ablam, Serpil ablam, İbo abim o kadar kıymetliydiki benim için, Serdar zaten sağlam referanslarla karşımda olucaktı ve onunla tanışıcaktım :) Ne kadar şanslı olduğunun farkında oda , acaba? :) Sonra düğün akşamındaki o nefis eğlenceden dönerken, içinde Serdarında olduğu o 6 kişilik araçta Serdarın 1-2 eğlenceli espirisini duydum ve ondaki o sakin havadan bu espirilerin çıkmasına baya güldüm ve eğlendim. Sonra görüşürüz tekrar diyip ayrıldık. Aynı yıl Kasım ayında İsviçre gezimden sonra Almanya'ya Serpil ablamla döndüm ve İbo abilerde kaldığım gecenin sabahında Serdar gelmişti. Eylem mi bu koltukta uyuyan diye bakarken onun Serdar olduğunu öğrendim. O gün Serdar bizimle kaldı ve biz İbo abim ben Serpil abla ve Serdar Köln' e gittik. Dom kilisesinde gezerken, ben tabi mutlu sürekli ona buna takılırken, Serdar'dan o yine beni çok güldüren espiriler çıkmaya başladı, bizim resimlerimizi face'de domun dibindeyiz diye paylaşmaya başladı ve bende dedimki Serdara ben her gelişimde beni domun dibinde bekle Serdar :) oda tamam dedi.. Domun dibine ne zaman gitsem o gün orda hep beraber geçirdiğimiz o bol kahkahalı ve o nefis Richard Cafenin çilekli pastaları ve kahveleri ile süslü masamızı hatırlarım. Daha sonra yine bir Almanya gezimde , ben Serdar nerde hani domun dibinde buluşucaktıklara başlamıştımki, Serdar yine ortaya çıkıverdi:) Bu sefer domun dibinde değilde gece klubünde beraberdik ve içemedigim içkilerin dibini Serdar sayesinde gördüm:)
Saolsun bana yardım etti. Neymiş efendim ben o koca Long Islandi içicem tek başıma. Bekle içersin Cansu. Serdardaki bünye benim 2 long island ve ayrica diğer içkileride kaldırdı ve kendisi hala o sakin havasını koruyordu:) bu mayıstaydı. Son Almanya gezim. Şimdi sevgili Serdar, ben Ocakta orada olucağım, ya domun dibine gelirsin yada İbo abinin evine. Artık nereye geliceksin bilmem ama geliceksin:))) Biz kuzen sayılırız :) kuzeniz zaten, bizim aile bağından haberin yoksa bir ara o konuyuda anlatırım sana :) Şaşırabilirsin, bilmiyorsan eğer :)
Bunca şeyi niye anlattın dersen, bilki etrafında sana dair anıları olan insanlardan biriyim, az maz ama var işte benimde biriktirdiklerim. Koca Köln Dom demek, Serdar demek mesela :)
Dilerimki yeni yaşın sana huzur ve gönül ferahlığı getirir.
Dilerimki yeni yaşında sende artık buralara, İstanbula gelmeye başlarsın, senin içinde İstanbul gezileri düzenleriz.
Dilerimki, hep beraber buluşmalarımızda sende olursun.
Dilerimde dilerim Serdar :)
Mutlu yıllar da dilerim tekrar..
Unutma bak Ocak dedim:)
Sarıldım
Cansu
Dom'un dibi:))
❤  ❤  ❤
İnci'de seni cok seviyor..

Serdar:)
Seni çok duygusal, çok ince düşünceli, hassas bir çocuk olarak tanıdım koca adam oldun hala öylesin.. Bunları anlıyacak kadar az biraz vakit geçirmişligimiz var. Hatta en son Ayvalıkta, kuzenler buluşmamızda seni taniyamamıştım:)) sonra senin gözlerine baktığımda bu Serdar dedim.. O sevgi dolu gözlerinden, gülüşünden tanımıştım seni..
Teyzem bu dünyadan göç ederken senin gibi güzel bir insan bırakmış. Sen
annenin bu dünyaya sunduğu en son hediyesin, bunun için sen çok özel ve değerlisin bunu hiç unutma. Unutmaki ona göre davran, çekirdek aileni çok sev, çok yakın ol. Bu arada unutmaki bizlerde varız ikinci sırada:)) seni çok seviyorumm, postacı adem:)))) bu deyimi hatırlıyorsun degilmi?;)) Doğum günün kutlu olsun. Gönlünden geçen güzellikler bir an önce gerçekleşsin isterim. Eğer bir gün, 500 lira çooookkk paran olursa, beraber harcayalım olurmu kuzum? Umarım bu espriyide hatırladın:) iyiki doğdun, iyiki varsın Serdar.. Seni çok seviyorum.. Ablan İnci
Yeni yasin güzelliklerine, diyor Inci..
❤  ❤  ❤
Mine'yle özel bir kardeşlik varmış??

SERDARCIM BUGÜN 21 ARALIK, SENİN DÜNYAYA MERHABA DEDİĞİN VE HER YIL BİR YAŞ DAHA BÜYÜDÜĞÜN GÜZEL BİR GÜN! DOĞUM GÜNÜN KUTLU OLSUN DAHA NİCE NİCE SENELERİ GÖRMEN DİLEĞİYLE MUTLU YILLAR DİLERİM KARDEŞİM.BİZLER ÇOK ŞANSLI İNSANLARIZ ÇOK GÜZEL ABLA, ABİ VE KARDEŞLERE SAHİBİZ BU DEĞERLERİMİZE SAHİP ÇIKALIM.HER NEKADAR SIK GÖRÜŞEMESEK DE KALP'LERİMİZ BİR. BİZLER HEPİMİZ KARDEŞİZ AMA SENİNLE BENİM FARKLI BİR KARDEŞLİĞİMİZ VAR, HATIRLA BAKALIM:) SENİ SEVİYORUM KARDEŞİM..

MİNE

❤  ❤  ❤
Nuray oğulları karıştırıyor artık:))

Serdar şaka maka yaklaşık 20 senedir yengenim:) seni tanıdığımda Eylemdende küçüktün, dut ağacına çıkıp bizi izlediğin günlerden beri:)) tuhaftır belki Egeyle birlikte o günlere yeniden döndüm sanki, abini yerine amcanı çağır Ege derken buluyorum kendimi bazen kim amca kim oğul karışıyor bende, okadar bizimlesin yani hala, hesaplamasam yaşında 32'de değil zaten, hala küçük Serdar. Mutlu seneler hep bizimle ol....
Nuray

❤  ❤  ❤
Abim, uzun lafin kisasi demis:)

Sadece özledimm.. Cok özledim.. IBO

❤  ❤  ❤
Elisabeth???

Hallo Serdar

Es ist wie immer Donnerstag! Selva und ich treffen uns immer dann und dann wird geredet, geplappert, Probleme besprochen und gelöst und manchmal auch verworfen. Es ist immer ein spezieller Tag für unsere Freundschaft!! Und so sitzt sie heute (20.12.2012) bei mir und erzählt mir das Du morgen Geburtstag hast.

Ein besonderer Tag - so sehe ich das.
Schnell soll ich ein paar Zeilen schreiben - gerne - aber was?
Egal, sagt Selver was du denkst. So habe ich in meinem Gehirn nachgeschaut!! Das hat mir gesagt " du suchst auf falschen Ort!!!" Ach ja, ein paar etagen tiefer! Da antwortet mein Herz; du kannst aufschreiben was wir schon seit ein paar Jahren gespeichert haben.

Serdar du bist ein ganz besonders lieber Mensch. Deine Augen und dazu noch dein Lächeln erweckt in mir Gefühl der Liebe!! ❤

Schön hab ich dich kennengelernt und alles alles Liebe zum Geburtstag und auf bald - sehr bald!!!
Wusste ich doch, mein Herz hat Dich für immer gespeichert..
Pass schön auf Dich auf..
Deine Elisabeth..

❤  ❤  ❤
Cansu E. Neler dökülmüş yüreğinden?

bazı iyikiler vardır ki keşkeleri anımsatmayan...ve bazı bağlar vardır ki mesafelere yenilmeyen.hele ki bu hem kan,hem gönül bağı oldu mu herşeyi daha da sağlamlaştıran.uzakta olunsa bile adı anıldığında o güveni o sıcaklığı yaşatan.bu duyguları bende yaratan sensin ve iyikilerimizn en başındasın.iyiki varsın,iyiki hayatımızdasın.tertemiz kalbin,huzur dolu kahklahaların gibi bir yaşın olsun,sağlıkla dolsun ve hep bizlerle olsun.. Cansu E.

❤  ❤  ❤
Canan son dakikada yetişti:))

Serdarcim doğumgünün kutlu olsun!! Sen kaç yaşına girersen gir, benim gözümde hep küçük kardeşsin:) O çekingen gülüşün hiç yüzünden eksik olmasın. Maya takvimine göre bugün dünyanın sonu geldi, ve zaten her günü sonuncuymuş gibi yaşamakta fayda var. Öpüyorum seni çok.
Canan

❤  ❤  ❤
Amanin, Ege de yetişti;))
❤  ❤  ❤
Zeytin eksik kalırmı??

Mırrrrrr, mırrrrrrr, mırrrrr...
Bende seninle bir anımı anlatayım.. Hani sen İsvicreye gelmiştin. O zamanlar tabi ben yeni yetme, nasıl vahşi, nasil yaramazım, koltukları tırmaliyorum, mutfak dolaplarina atliyorum, zıplıyorum.. Evin hanımı olacak o kadın yokmu, o kadın.. seninde ablan olur!!! Bana balkonda battaniyeler icinde bir yatak yapıp beni balkona atarak cezalandırmıştı.. Allahtan sen yetiştin.. Herkes yatıp, el ayak çekilince beni gizli gizli odana alırdın.. Ohh, sıcacık odanda ayak ucuna kıvrılır yatardım.. Kollarını falan tırmaladığım olmuştur, ama sen hic kızmazdın, onlar gibi.. Almanyaya dönecegin zaman benide götürmek istedin.. İste o zaman sevincten havalara uçtum. O gün bugündür beraberiz.. Beni kurtardın ya o balkondan daha doğrusu o cehennemden:)) Sana çok dualar ettim. Eski yaramazlığımdan eser kalmadı bu arada.. Çünkü, öyle sevecensinki; birazda yaşlılık çöktü tabi;)
Herkes gibi bende seni hep yanımda istiyorum.. İyiki doğdun, iyiki varsın.. Miyauvvvv.. Miyauvvv.. Mırrrr.
Zeytin..
❤  ❤  ❤
Iyiki dogdun sen.. iyiki varsin sen.. seni çok seviyoruz.. Sen bizim elimizdeki Uçurtma.. Biz seni uçuramamisiz ama sen herkesin yüregine uçmayi basarabilmissin.. hayallerini ve umutlarini yasaman dileklerimle..❤  ❤  ❤
















6 Aralık 2012 Perşembe

Nikolaus./. Samichlaus..



Bu Nikolaus, başka Nikolaus... 

Daha bir kaç yıl öncesine kadar 6 Aralık'ta ikizlerle Elisabethe giderdik.. Güzel bir masa hazırlardı.. Beyaz masa örtüsü, üzerinde mumlar.. Güzel yemekler.. O akşam için saat 18.00 e Nikolaus (Samichlaus) ve Knecht Ruprecht (schmutzli) siparişi verilirdi.. Onlarin gelecegi saat aşağıya iner, çocuklarımız hakkındaki bilgileri bir kagıda yazip verirdik Nikolausa. Birde aldıgımız hediyeleri.. Oda çuvalına koyardı.. Sonra yukarı çıkardık.. Aradan 10 dakika falan geçince kapıyı açarak içeri girerdi Nikolaus ve yardımcısı.. Zile basmadan pat diye gelmeleri cocukları heyecanladırırdı.. Hem sevinirlerdi, birazda tırsarlardı.. Çünkü bu Nikolausun kitabında kendileri hakkında çok şey yazıyordu.. Acaba bu sene yaptıkları yaramazlıklarıda görmüşlermiydi?:)) 

Nikolausa görkemli bir koltuk hazırlardı Elisabeth.. Elindeki altın renginde asa sı ile benim bile inanasım gelirdi.. 
Nikolaus elindeki kalın kıtabı açar, bizim yazdigimiz notlar arasinda, isim zaten notun başında, sırasıyla çocukları çagırırdı.. Önce Elisabethin oglu, sonra kızı, sonrada Deniz ve Taylan.. Elleri hazırol vaziyette, pür dikkat dinlererdi. Sıra Deniz ve Taylana gelince sizin yüksek almanca konustugunuzu duydum hep.. O yüzden sizinle yüksek almanca konusucam derdi..  Digerleri ile berndütsch konuşmuştu.. Allah allah, nerden biliyorduki bu Nikolaus herşeyi? Zaten zile basmadanda girmişlerdi.. Üstelik isimlerinide biliyordu bu Nikolaus.. Arada bir diş fırçalamadıklarınıda görmüşse eğer, yada oyuncaklarını toplamadıklarını? Eyvah, ya bu yüzden hediye getirmediyse Nikolaus, acayip heyecanlanırladı ya. Çok ciddiye alırlardı.. Gözümün önünden gitmez hiç.. 
Önce güzel yaptıkları şeyleri söylerdi Nikolaus, bunlarda kafalarını sallayarak onaylarlardı.. Sonra, arada bir dış fırçalamiyorsunuz, odanızı toplamıyorsunuz, bazende kardesinle kavga ediyorsunuz hepsini görüyorum.. Önlerine bakıp, bunları yapmayacaklarına söz verirlerdi.. Sonra Nikolaus, çuvalından hediyeleri ve çikolataları çıkartıp verdikten sonra daha bir sürü çocuga gitmem lazım deyip, giderlerdi.. 
Sonra güzel bir akşam yemeği.. Ardından cocuklar aldığı oyuncaklarla bir an önce oynama derdinde, bizde kırmızı şarap, sohbet ve cocukları sevindirmenin tadına varırdık... Ne güzeldi.. Bugün Elisabeth yazmış, eski Nikolaus günlerimizi hatırladım bugün diye.. Evet güzeldi.. Zaten iki üç kez yapılıyor bunlar, sonra büyüyorlar ve inanmıyorlar, işin aslını ögreniyorlar.. 


Artık çok büyümüşler.. Bugün Deniz geldi, arkadaşı ile birlikte bir ana okuluna gitmişler.. Gönüllü Nikolaus olmuşlar..  Deniz Nikolaus olmuş, arkadaşı Knecht Ruprecht:) 
Anne, çocuklar ne tatlı şeyler, bazıları aglamaya başladı heyecandan, yada korkudan dedi.. Ama ben onlara hep güzel şeyler söyledim dedi.. :)) 

Çılgın Nikolaus:))

1 Aralık 2012 Cumartesi

Ja, ich will...




17 yıl..  204 ay..  886 hafta.. 6'205 gün.. önce bugündü.. 6 saatlik bir tren yolculuguyla gelmiştim.. Ana, baba, kardeş, eş, dost kimsemiz yoktu.. Sadece ikimizdik.. Heryer bembeyazdı.. Güneş alabildiğine parlak.. Kara yansıyan güneş ışınlarının gözlerimi kamaştırdığı kalmış aklımda.. Hava ayazmı ayaz.. Kibrit kutusu gibi tek kişilik bir oda.. Çatı katı.. Sıcak samimi.. Ahşap merdivenli.. Ahşap pencereli. Pencereden sokak lambalarının altında o sarı kar görüntüsünüde unutmuyorum.. Evin karşısında Coop (süpermarket)vardı.. Kapısının önünde kış çicekleri, çam dalları ve mumlar vardı.. Ve bunlar açıkta duruyordu.. Gece gidip oradan bir mum (ç)alıp gelmiştik:)) hayatımın en anlamlı mumuydu.. Meğer daha sonra ögrendikki; o mumlar mezarliklara götürülen mumlarmış:) şöyle, kırmızı mika yada benzeri erimeyen bir nesne içinde mum, üstü kapalı, herhalde yağmurlu ve karlı havalarda sönmemesi için, üst kenarda altın bir şerit, artı işaretleri ile, hava alsin ve sönmesin diye düşündüğüm şey aslında bir haç işareti olduğunu çok sonra ögrendim:), hala o mumları gördüğümde o günü hatırlarım.. Ve hala en güzel mumlar.. 

Hele gündüz yaşadıklarımız tamamen sıra dışı.. Hep böyle sıradışı bir şekilde evlenmek istemiştim.. O gün saat 15.00 te nikahımız var.. Ama dedim ya, hiç kimsemiz yok.. Şahidimiz bile yok.. Bir Srilankalı rahibmi denir bilmemki, hindu  bir komşu var, bir şahit o var.. İkinciyi artık sokakta bir vatandaşa soracağız.. Kuşluk vakti çıktı dışarıya ikinci şahidi aramaya.. Ama dedim ya hava ayazmı ayaz.. 15 dakika dışarda kalsan buz kesiyorsun.. Resmen yüzdeki mimikler buz tutuyor, dudaklarını oynatamıyorsun, o kadar soğuk.. Her 15 dakikda bir eve gelip, ellerini ağzı ile ısıtırak eve giriyor, kafasını yukarı kaldırarak kimseyi bulamadığını işaret ediyordu. Çünkü konuşamıyordu, ağzı bile buz tutmuştu.. Bu seans 4-5 kez tekrarlaninca sonunda ellerini ovuşturarak ve gülerek girmişti içeri.. Buldum diyordu.. Biraz ısındıktan sonra çenesi açılmıştı:) bir Maraşlı amca buldum.. Saat 15 te nikah dairesinde olacak dedi.. Ama ikna edene kadar akla karayı seçmiş. Adam diyormuşki, bana bir şey olmaz dimi.:)) yok amca, olan bana olacak diyerek ikna etmiş amcayı..  Nikah daireside tam karşı çarprazımızda, coop'un yanında.. Yayan iki dakika.. Evde hazırlıklarımızı yaptık.. Giyindik kuşandık güya.. O zamanlar genciz, güzelizde fazla uğraşmıyoruz.. Bir kutu çikolatamızı alıp gittik nikah dairesine..şahitlerimiz bizden önce oradaydı.. 

Geldik nikah merasimineee.. Nikah memuru almanca konuşan bir isvicreli.. Biz evlenenler Türkiyeli.. Burada bir tercüman olması gerekiyor.. Bunu nikah davetlilerinden biride yapabilir.. Ama biz sadece 5 kişiyiz.. Biri nikah memuru, biz ve iki şahit.. Şahidin biri Srilankali, tercüme yapamaz.. Biride Maraşlı bir amca, ama almanca bilmiyor:)) artık ben hem tercümanım hem gelin.. Böyle bir şey aslında olmuyor ama nikah memuru sevgi dolu, yüzünden nur akıyor sanki, bizdeki sevgiyi gözlerimizde gördügünü söyleyerek bu nikahı kıyacağını söylüyor... Evet demedik, "ja, ich will" deyip 
İmzaları attık... Kendi halimizde resmen karı koca olmuştuk..  Getirdiğimiz çikolataları ikram ettik nikah memuru ve şahitlerimize.. Sonra tokalaşıp evimize gittik.. 
Akşam o günün şerefine Bern in güzel bir restoranina gitmiştik.. Özel olsun diye tanımadıgımız yemekleri ısmarlamıştık;) ve bitirememiştik o yemekleri. Çünkü damak tadımıza uygun değildi. Ama biz doymuştuk.. Eve geldik sonra.. 
Biz o evde değiliz ama, hala evliyiz, 17 yıldır.. Yolun yarısını katettik birlikte.. Umarım diger yarısınıda katederiz.. 

Geçen yıl bugün başka seyler yapmıştım, yazmıştım.. Ama o gün bir bloğum yoktu.. Geçen yıldan bir videoyu paylaşmak isterim..