Sayfalar

16 Haziran 2017 Cuma

Adalet Yürüyüşü..

Daha önce, bu muhalefet ne yapıyor ki? Daha ne olmasını bekliyor ki? Dökülse ya meydanlara, yollara diye eleştirenler, yine aynı kişiler şimdide bu Adalet yürüyüşünü eleştiriyorlar. 

Şimdiye kadar aklı neredeymiş.. Dokunulmazlıkların kaldırılmasına neden evet oyu vermişler.. Bir çok gazeteci içerdeymiş.. Bir çok milletvekili ve parti başkanları içerdeymiş. Kendilerinden biri hapse atılınca mı aklı başına gelmiş. Haksız referandum sonucu sonrası neden başlatmamış.. gibi gibi., 

Hemde soldan gelen eleştiriler bunlar. Anlamak mümkün değil! Tamam eleştiri olur, ama her şey mi eleştirilir be arkadaş? Önce yapmıyor diye eleştir, sonra yapıyor diye eleştir.. Destek olamıyorsan, köstek olma bari..  

Evet, benimde oldu Kılıçdaroğlu'nu eleştirdiğim yönleri. Ama iyi bir şey yapıncada bunu iyi yaptı diyebiliyorum. 
Evet, referandum sonucunda olsaydı şık olurdu. Ama olmamış işte. Geçmişi hep öne sürersek yol alamayız. Şimdi olmuş. Belki şimdi tam zamanıydı ona göre. Ateş bile birden yanmaz. Bir kıvılcım gerekir. İşte o kıvılcım belki şimdi oluşmuştur. 

Skypyen konuşur gibi dökülün sokağada demedi mesela. Çıktı "Ben yürüyorum" dedi. Adalet için yürüyeceğim, dedi. 15 Haziranda saat 11 de Güvenparkta olacağım, Ankara'dan İstanbul'a yürüyeceğim, dedi. İsteyen katılabilir dedi. Bu tarihi yürüyüşe bende katılmak isterdim gerçekten. Gezi direnişine benzetiyorum biraz. Haklı ve onurlu bir yürüyüş. Umarım zararsız ve verimli bir şekilde sonuçlanır. 

Bugün iş yerinde yine TRT radyo açık. Saat 14 haberleri veriliyor. Bekliyorum bu yürüyüş haberini. İşte dışişleri bakanı Katar'da görüşmeler yapmış, Binali  Yunanistan'da temaslarda bulunmuş, ABD başkanı Trump yolsuzlukla suçlanmış, Putin bilmem ne yapmış, Londra yangını, Endonezya'da bir savaş uçağı radarda kaybolmuş, İsviçreli tenisçi Federer elenmiş, ve haberler bitti.. Kılıçdaroğlu'nun Ankara'dan İstanbul'a başlattığı Adalet yürüyüşünden hiç bahsetmedi. Şaşırdım mı? Evet hala şaşırıyorum ben bazı şeylere.. Bunun haber değeri yok mu gerçekten? Yok sayıyorlar yani.. Devletin yayın organı tabi. Birde Bahçeli dışında bir yorum ve eleştiri yapan olmadı şimdiye kadar hükümet veya Saray tarafından. Şoktalar mı acaba? Ciddiye almıyorlamış gibi yapıyorlar bence. Bahçeli zaten hükümet sözcüsü gibi şey artık. Bir çok şey söylemişte birde şöyle bir atasözü kullanmış bu yürüyüş için "Akılsız başın derdini ayaklar çeker" Twitter'dan. Bahçeli işte.. Naparsın? Sinirlenemiyorum bile. Gülesim geliyor. 

Adalet ve kalkınma partisi koymuşlar adına. Hey yavrum hey!! Ne söyledililerse tersini yaptılar. İsimleride cisimleri gibiymiş. Adalet ve kalkınma partisi hükümetinin uygulamalarına karşı, "Adalet" için yürüyen bir muhalefet parti liderinin Ankara'dan İstanbul'a yürüyüşü! Böyle şeyler artık romanlarda, filmlerde olmuyor, günümüz Türkiye'sinde oluyor. Eğlenceli ülke vesselam!! 

Yani demem o ki? Hem hükümete karşı olup, hemde muhalefeti geç kalınmış bir eylem diye eleştiremezsin. Bi yerden başlamak ve ucundan tutmak lazım. Ben, sen, demeden. Biz diyerek. 

Bak şimdi aklıma geldi, belki bu 28 gün içinde Türkiyede olabilirsem, Bolu'dan katılabilirim bu yürüyüşe. Evet ya.. 

Yolunuz açık olsun Adalet yürüyüşçüleri..


4 Haziran 2017 Pazar

Kolyemin zinciri kopmus..

İçimde havalar gibi sıkkın. Bun bir hava. Sonra şimşekler çakıyor ama gök gürlemiyor, gürleyemiyor.. Aslında çaksa şimşek, gürlese gök, ardından bir yağmur, durulur ortalık. Öyle olmuyor ne gökte, ne içimde. 
Böyle durumlarda bir kolyem vardı benim, elime alır, okurdum üstünde yazılanı, iyi gelirdi. Onu aradım. Zinciri kopmuş. İlk Tr tatilinde onu tamir ettirmeliyim. Sevdiğim ve hikayesi olan bir kolye benim için. Hatta o kolyeme bir post bile yazmıştım çok eskilerde. Sevdiğim yazılarımdan biriydi.. 

Şöyle; Fıkra gibi bir hikaye.. Üstelik yaşanmış.. Annemin kuzeni.. Ayhan abi.. Karikatür gibi adamdır.. Tipik bir karadeniz erkeği.. Kızılımsı kıvırcık saçları vardi benim çocuklugumda... Şimdi tepe açılmış.. Göbekli.. Görkemli bir laz burnu.. Ben buradayim diyo adeta.. Bunsuzmu bunsuz.. Çalışmak mı? O'da ne? Lügatında yok. 

Neyse,  bu Ayhan abi, ailesinin zoru ile bir işe giriyor ama ertesi gün sudan sebeplerle "goyarum a...." deyip bırakıyor işi.. Bir değil, üç değil, beş değil, defalarca oluyor bu. Hiç bir yerde dikiş tutturamıyor.. Fakat bu umrunda bile değil.. Adam bildiğiniz tembellik abidesi Oblomovun çakması..

İşte bu "goyarum a...." sözü, bizim ailede özlü sözler içinde yerini alıyor..  Nietzsche gibi, Freud gibi, Oskar Wilde, vs gibi;)) ne zaman olumsuz bir şey olsa, "amaaaan, goyarum a...." der, olayı basite alır, güler geçeriz.. 

Bir ara yine kızkardeşimle İstanbul'da tatildeyiz.. Kendime bir kolye almak istiyorum.. Ama üzerine yazı yazılabilecek bir kolye olsun istiyorum. O zamanlar birde "in" di bu kolyeler. O ara yine bazı terslikler olmuş. Kolyenin üzerine ne yazdırsak diye hiç düşünmüyoruz.. Aklımıza gelen ilk şey Ayhan abinin o sözü oluyor.. O günün mana ve ehemmiyeti ile bire bir örtüşen o yazıyı yazdırıyoruz kolyeye.. 

Tabi böyle bir kolyeye sahip olmak o kadar kolay değil.. Maddi anlamda söylemiyorum. O yazıyı yazdırmak hiç kolay değil. Kuyumcu nasıl bir anlayışta? Bi kere, tanınmamış bir kuyumcu olacak. Espiriye açık olacak.. Anlayışlı biri olacak. Kafa dengi olan kardeşimin eşini  görevlendiriyoruz bu iş için. Şansımıza kuyumcu ile bizim enişte hemşehirli çıkıyorlar.. Lazlari ve espirilirini anlayan bir Karadenizli yani. Kuyumcunun bile hoşuna gidiyor bu yazı. Belkide o günden sonra bu yazıyla satış patlamasi bile yapmiş olabilir:)) tabi Ayhan abinin bundan haberi bile yoktur..:)) adam telif hakkından belkide zengin olurdu:))Bu Ayhan abi filozof gibi adammış dedik, kardeşimle.. Sözleri kolyelere yazılıyor artık:)) 

Bir kaç yıl önce Mehmet Cengiz diye biri bu "milletin a.... koyacağız" dediysede, benim nazarımda Ayhan abi kadar adam olamadı.  

Ayhan abi mi?? Onu en son 7-8 yıl önce görmüştüm.. Adam emekli olacağı yaşta çalışmaya başlamıştı.. Bulunduğu yere universite açılmış... İşte orada bir işte calışıyormuş.. Görenler anlatmıştı.. O üniversitenin müdürü yada rektörü gibi bir şeymiş:)) yada o kendini öyle sanıyor.. 

Hani bazi anlar olur... Mutsuz olursunuz.. Keyifsiz olursunuz.. Olanca dert sizin üzerinizdeymiş gibi gelir.. Bir çıkış bulamazsınız.. Veya hayatı tiye mi almak istiyorsunuz? İşte öyle anlarda bu kolye birebir. Şöyle baş parmakla, işaret parmağının arasına alıyorsunuz akasını çevirip "amaaaan"diye başlayıp koylenin arkasındaki o iki kelimeyi okuyorsunuz. . Sonrası mı..? İçte bir rahatlık, bir huzur, bir mutluluk, bir banane durumları..