Sayfalar

20 Nisan 2013 Cumartesi

İstanbul beni bekledi...

En son yazıma "bekle beni istanbul" başlığını vermişim.. İtina ile bekledi beni İstanbul.. Oysa kaçmasına ramak kalmıştı.. Geçen çarşamba online uçak bileti aldım, ertesi gün yani Perşembe için.. Artık kesinleşince arkadaşıma geleceğimi müjdeledim.. Ayça hiç yapmadığı bir şey yaparak bileti mail ile göndermemi istedi.. İçten içe, niye istiyorki şimdi bu bileti, inanmıyormu yoksa gibi düşüncelerle, gönderdim.. Aslinda çok emin olmasına rağmen, yine o nazik tavrı ile, "canım, benmi yanlış gördüm, sanki 25 Nisan yazıyor bilette" diye cevaplamış..
Nasıl yani? 11 Nisan'a aldığımdan öyle eminimki; bileti kontrol etme gereği bile duymamıştım.. Onun bu uyarısından sonra bi bakim dedim.. Evet, doğru.. 25 Nisan yazıyor!!! Şok.. Panik.. Dikkatsizliğime kızıyorum.. Online biletlerde kolay erişebilecek bir tel numarası bulamıyorsunuz.. O ücretli hatlar var.. Onlarada ulaşmak kolay olmuyor ama ulaşıyorum.. Derdimi anlatıyorum, beni anlıyorlar ve durumu düzeltiyorlar.. Derin nefes alıyorum.. Bu sefer gülüyorum halime.. Çok uğraşlar vermeden kendiliğinden düzene giren bir hayatım olduğunun farkındayım..
Ayçanın şöyle bir ifadesi var; "Dalgınlıgı kadar becerikliligi ve işlerinin kendiliginden yola girmesi ile meşhurdur kendisi." Evet, bu çoğu zaman geçerli.. Şöyle bir ifadeside vardı; sen hayata öyle çok güveniyorsunki, kendini yaşama bırakmışsın, bir yanlışlık olduğunda kendiliğinden yoluna giriyor.. Kısacası hayat sana yanlış yapmaya korkuyor gibilerinden bir şeyler söylemişti..
Belkide budur beni rahat kılan... Kıçınıda yırtsan iş olacağina varır bir modum vardır hep..

Yine öyle oldu, planladığım şekilde ulaştım o sevdiğim İstanbula.. İstanbul beni hep güzel ağırladı, hep en güzel yüzünü gösterdi.. Neler yaptığımı bir bir anlatmayacağım.. Mükemmel bir 3 gün geçirdim.. Bol konuşmalı, bol gülmeli, bol gezmeli, bol içmeli, bol eğlenmeli..
Abimde istanbuldaydı, ben biliyordumda o bilmiyordu benimde istanbulda olduğumdan. Ayçanın bir organizasyonu ile Nevizade "Keyif'te beni görünce, gözleriyle bi süre tartıştı, yalan söylüyorsunuz dedi onlara.. ama gözlerinin yalan söylemediğini gördü.. Çok mutlu olmuştu, bende öyle.. Restoran Keyif'te keyifli anılarımız oldu.. Rakı ilede flörtümü ilerlettim.. Hep uzaktan gördüğüm kız kulesine dokunanabildim.. Kuru fasulye yemek için Cihangir'den Süleymaniye'ye dere tepe düz gittim.. Mandabatmaz'daki kahve başka yerde varmıdır? Litaranın muhteşem manzarasında bira içerken politika konuşurken birden fıkralara geçmek.. Güzeldi be..
Tüm bunları bana yaşatan Ayça'ya, Bülent'e, Osman'a, abime çok teşekkür ederim. Artık ben susayım, resimlerim konuşsun..

Kurucesme'den Merhaba dedik Istanbul'a

Yildiz parki dolastik..
Yildiz parkindan Bogaz böyle görünüyordu..
Istanbulu seyretmeye doyamiyorum..
Döke saça kahvalti keyfi..
Masa örtüsünün dili olsada konussa.. Ne çekti elimden.. 
Litara'dan 
Kiz kulesine dogru..
Bir Marti havalanir Kizkulesinin balkonundan...
Birbirimize aldigimiz kitaplara göz atarken neye güldük bilmem ki?


4 yorum:

  1. Harika bir üç gün olmuş. Kısa da olsa dolu dolu yaşanmış.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet öyleydi.. Kısa ama güzel...

      Sil
  2. Okundum;) bilgilendim;) yaşananları baklava tadında anlatan,okudukça baklavanın damakta bıraktığı haz...

    YanıtlaSil