Sayfalar

20 Ekim 2016 Perşembe

Görmemişin Mimi olmuş. Tutmuş pi....


Dört yıldır yazıyorum ben bu Akşam Sefası adlı bloğuma. Ilk blog alemine girdiğimde bazı bloglarda mimlenmişim diye yazılar çıkardı. Bu mim olayı nedir ki? Derdim. Orda burda okuyarak anladım. Ama bu güne kadar hiç mimlenmedim. Ilk kez Ayna Hikayesi mimemiş beni. Yazılarımızdan tanıyoruz birbirimizi, ve samimi geliyoruz birbirimize. Belki bir gün karşılarız biryerlerde. 
Başlayım o zaman ben cevaplara. 

1. NASIL BLOG YAZMAYA BAŞLADINIZ?

Yazmayı hep çok sevdim. Okumaktan daha çok sevdim. Bir yerlere hep yazdım. 89'lardan 99'lı yıllara kadar günlüklerime yazdım. Hala dururlar. Sonra bıraktım. Facebook ta notlarım diye uygulama vardı, sonra oraya yazdım. Yazılarımı okuyan arkadaşlar, dostlar, tanıdıklar sen bu kısa öykülerini yazmalısın dediler. Abartmayın, dedim. O zaman blog yaz dediler. Sorumluluğu büyük, ne yazayım oraya?  Ben sanıyordum ki, herkes beni okuyacak, ciddi olmalıyım, güzel şeyler yazmalıyım, edebi olmalı falan diyerek, bu seferde ben abartmıştım. Amaaan;  Sanki Times dergisine makale yazacaksın, ne kastın kendini be! Dedim, kendi kendime.  Sonuçta kişisel bir blog işte. Yaz gitsin.. 2012 den beri yazıyorum bloğumda, kendi kendime. Ara sıra yazdıklarımı okuyanlar çıkıyor. Bir yorum bırakıyor, yazılarından anlıyorsun fikrini. Yakın fikirlere sahipsek bir arkadaşlık bile gelişebiliyor. Sanal'da  olsa ilerleyebiliyor bazı dostluklar. Örneğin, Macera Kitabim blog yazarı ile bir isviçre gezilerinde tanıştık. Sonra ben İstanbul'a gittiğimde görüştük. Sanaldan öteye gitti mesela. 
Sonra Fermina var, yine blogcular arası kartlaşma etkinliği yapılmıştı. Ve ben Fermina ile eşleşmiştim. Hala yazışırız. Geçen sene Ankara'da yaşanan 10 Ekim  patlamasından sonra biraz sekteye uğradı bizim kartlaşmalar. Benim daha sık yazmam lazımdı. Biliyorum. 
Sonra Van daki çocuklar için ilmek ilmek örme projesi vardı yine blog aleminde. Bere, atkı, eldiven örmüştük. Öremeyenler satın almıştı. İçime çok sinen bir etkinlikti.
Sonra, kadınların yazdığı mektuplardan oluşan üçlü bir kitap çıktı. Bunu yine blog yazarlarından gördüm. "İmza Kızın", "İmza Karın" ve sonucusu olan "İmza Ben" Kitapları çıktı. Son kitapta iki mektubum var. Bunlar güzel şeyler. Iyiki açmışım blog. Binlerce takipçim olmasın zaten. Beni anlayan ve okumak isteyen okusun. Sonuçta kişisel blog. Belki ilerde torunlarımın torunları okur, hakkımda bilgi sahibi olurlar falan. 
Evet, uzattım.. Çok pardon.. Görmemişin bir mimi olmuş, tutmuş pipisini koparmış:))


2. BLOGUNDA DAHA ÖNCE YAZMADIĞIN BİR TARZDA YAZACAK OLSAN BU NE OLURDU?

Ahh, sorma. Bazen keşke anonim bir blog açaydım, bildiklerimi dökeydim dediğim olur. Öyle hikâyelerim var ki; şaşarsın. Valla bak. 
Birde, Mudurnu şivesi ile yazmayı çok seviyorum. Mudurnunulu Fatma Ninenin Günlüğü var, internette falan görebilirsiniz. Yazarı ile tanıştım, Mudurnuda. Onun gibi yöresel hikayeler yazmak isterdim. 

3. BLOGLARDA OKUMAYI EN SEVDİĞİN KONULAR NELERDİR?

Konu ne olursa olsun, samimi ve içten olan yazıları çok severim. Okurken yazanı hissedeyim isterim. Rahat yazan ile kendini kasanı hissederim ben. Kendini kasan benide kasar. 

4. HAYATTA EN ÇOK YAPMAK İSTEDİĞİN 3 ŞEY NEDİR?

Bu soruya nasıl cevap versem ki? Hayallerim mi tüken miş, yoksa hayat olduğu gibi mi güzel?  Ben var olanla yetinip mutlu olmayı severim. Bir şey isterim, "du bakalım" derim. Ve o olur. Hemen olmaz ama bi ara olur. Ve ben bunun farkına varır, "anladım seni hayat, çaaaak" derim. Biraz fazla sabırlıyım. 
Ama yapmak istediklerim var, hani şu İsviçre'nin sembolü olan Matterhorn dağı var, işte oraya gidip o dağı fotoğraflamayı çok istiyorum. Ve oraya giden Dünya'nın en yavaş giden hızlı treni olan "Glacier Express" Treninde masalsı bir yolculuk etmeyi çok istiyorum. Dünya'nın en yavaş hızlı treni cezbediyor beni. Hem yavaş, hem hızlı, vay anasını! 
Matterhorn. Foto internetten.
Iste bunu ben cekmek istiyorum..

Glacier Express, Dünyanin en yavas giden hizli treni
Foto internetten.. 

Spontane gezileri seviyorum. Neresi olursa olsun. Fotoğraf çekebileyim. Bu bir tutku bende. Çok seviyorum fotoğraf çekmeyi. Daha güzel bir objektifim olsun çok isterim mesela. Bu arada instagram adresim @seryal1. Herkese açığım. Isteyen göz atabilir.
Ortam güzel olursa, ve bana keyifli gelirse işte en mutlu olduğum andır, nerede olursam olayım. Bu an'larım daha çok olsun isterim. 
Birde bir gün kedi anası olayım istiyorum. Olacağım biliyorum. O günü bekliyorum. Buralarda yokki sokakta başı boş gezen kediler, yada bakıma muhtaç. Hepsi sahipli. Böyle kendiliğinden gelen bir şey olsun, ben seçmeyim istiyorum. 

Başkada öyle ekzotik yapmak istediğim bir şey yok. Sağlığım yerinde olsun, yeter. 

Böyle işte. Ilk mimim bu benim. Ben kimi mimlesem? Aslında bi çok kişi var. Ama cesaret edemiyorum, kim yapmak ister? Mim olayına sıcak bakmayan bir yığın blogger var. Artık onlar doymuş mim'e:)  Oysa birbirini tanımak adına güzel bir şey. İsteyen herkes, ve beni okuyan herkes mimlenmiş hissedebilir. Yapmak isteyen yapar. İstemeyen yapmaz. 

Herkese selam olsun.. 

10 yorum:

  1. "Times'e makale yazacağım sanki..." sabah sabah güldüm sayende. :))Gerçekten yaaa rahat olalım, kendimiz kasmaya gerek yok. O dağlarda o yavaş giden trene ben de imrendim, inşallah gidersin. Hatta inşallah ben de giderim:)))
    Sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Du bakalim :)))) Bendende Sevgiler...

      Sil
  2. Dünyanın en yavaş hızlı trenini duymamıştım. İlginçmiş:)Blog yazmaya devam etmeli. İnsan kendini ifade ediyor bir şekilde. Blogunuzu takibe aldım ben de beklerim. http://turgayaksoy.blogspot.com.tr/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hosgeldiniz:) Bu mim olayi sizin basinizin altindan cikmis dimi:) Ayna Hikayasinde öyle gördüydüm sanki:) Demek ki neymis, mim olayi bolgculari yakinlastiriyormus. Tesekkür ederim. Selamlar..

      Sil
  3. Şu Glacier Treni olayı benim aklımı başımdan aldı şimdi. Şöyle bir trenden inip diğerine bineceğimiz bir hayatımız olsa. Bak seni de dahil ettim hayalime hemen. Trenler ne güzel şeyler. Bana mucize gibi geliyorlar. Hayatımı içlerinde yolculuk yaparken geçirebilirmişim gibi hissediyorum. Bir yandan kahveni yudumlayacak, bir yandan yazacaksın. Sen içinde yol alırken dışarıda hayat akacak. Arada başını okuduğun kitaptan kaldırıp bakacaksın. Cama sıralanmış yağmur tanelerinin ardından belki en güzel fotoğrafı çekemeyeceksin ama yaşam tüm gerçekliğiyle gözlerinin önüne serilmiş olacak. Fotoğraf çekmenin güzelliğini bilsen de o an için vizörün ardından değil de anın ardından baktığını bilmenin güzelliğini hatırlatacaksın kendine. İg'de yayınlayacak bir foton olmasa da hayatın içinde olmanın keyfi saracak seni.

    Ya da İstanbul'da olacaksın, işte! Dolu dolu sıkıntın olsa da kendi kendine gelişen bir İsviçre seyahatinde tanıştığın bir arkadaşının bir yazısında kendini bulacaksın. Offf ulan diyeceksin. Hayat böyle güzelken, neden çalışmak zorunda kalıyorum ben.
    Arkadaşını uzaktan da olsa öpeceksin.
    Sonra da tekrar işe gömüleceksin.
    Hayat bir şekilde geçiyor ve Server. Sen yaz. Ben yazılarındaki seni seviyorum. Bern'de de aynı yazılardaki senle tanıştım ya, yeter bana....
    Sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ahh Özlem ah.. Hayallerine dahil oldum bi an. Ama buraya yaziyom bak, Gezgin Özlem olarak sen benden önce binersin o trene:))
      Hem uzaktan, hem is arasindan ancak bu kadar kucaklar ve öpebilir bir insan. Ne iyi geldi bu yorumun bana. Bugün yine güzel her sey. Birazdan Persembeye giderim. Günesli ama soguk bir sonbahar var. Sevgiler benden:)

      Sil
  4. Ben biliyordum ki böyle güzel bir mim çıkacağını ;)
    Hem o pipiler görmemişliklikten değil, yoğun sevgiden kopuyor.Çocuk görünce(hele de tombişse), dişlerimi sıkarım ben oradan biliyorum.
    Sayende 3leme kitaptan haberim oldu.Çok merak ettim.Almalıyım.
    Vee tren hayalini kendim için düşündüm bir an.Sanırım en güzel yanı, hiçbir şey yapmak zorunda olmadan okuyup yazmaya kalan sadece senin olan zamanlar olurdu.O kadar özlemişim ki doyamıyorum kendime;)
    "Du Bakalım" larının hepsi olsun.Kocaman sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ya sen ne kadar enerjisi hep yükseklerde olan bir kadınsın. Kısa sürede bu kadar kaynaşma hayra alamet mi bilmem, ama seviyorum şimdiki iletişimimizi.
      Bu mim iyi oldu be. Sağol. Sevgiler benden. 💜💜

      Sil