Sayfalar

7 Şubat 2013 Perşembe

Server ablamın hayatıma girişi.

Beni bana anlatanlara, sevgili Cansu'nun kaleminden ve yüreğinden akan bir yazıyı onunda izniyle paylaşmak istedim..

Server ablam………..❤❤

Ailenin üyeleri ile tanişmamda 2. sirada yer alır Server ablam. Ayça ablamın en can en has arkadaşlarından. Bir sene önce kardeşi Serpil ablam ile tanışmış, onunla güzel günler geçirmiştik İstanbulda. Ardından başlayan arkadaşlığımız Almanya-Türkiye arasındada devam etti. Facebook sağolsun, birbirimizi görüyor, mesajlar atiyor her Türkiye tatilinde bir araya geliyorduk. Hep gözüme çarpardı orda Server Y… Evet biliyorumki Server, Serpil ablamin ablası ama sadece ismine bakabiliyorum. İletişim kurmuyoruz, birbirimize dokunmuyoruz:)).. Ama Server ablayla daha tanışmadan hikayemizin başladığı yerde öyle güzel şeyler varki.. 2007 yılında Server, Serpil, Ayça ablam ve ufaklıkların Mudurnu dönüşü Ayça ablamın, "ben babamın asker arkadaşının yanına, Hendek'e uğramak istiyorum, onları tekrar görmek istiyorum" demesiyle başladı. Ayça abla, Server abla ve geniş kafile, Mudurnu dönüşü Hendeğe ugruyorlar, ve bizim evi buluyorlar. Onlar bizim eve gelmeden 2-3 saat önce ben çıkıyorum ve Istanbula dönüyorum. Istanbulda eve adım atıyorum ve canım babam beni arıyor, ve kızım bak burda tanışmanı istediğim biri var diyor ve telefonu Ayça ablama veriyor. Hikaye burada başlıyor. Ben onları tanımadan, Server ablam ve Serpil ablam benim doğduğum ve büyüdüğüm evi, annemi babami tanıyorlar. Hendek'le olan özel bağları ise orda büyümeleri ve annelerinin hala orada olması. 2007 yılında bu şekilde yollarımız kesişiyor, fakat biz 3 yıl sonra tanışıyoruz Server ablamla... Ve daha sonraki uzun sohpetlerimizde annelerimizin, aynı mahalleden genc kızlık arkadaşı olduğunu, hatta ve hatta benim teyzemle Server ablamın dayısının evli olduğunu anlıyoruz:) Ve aslında özetle biz KUZEN’İZ :) Konu hakkında bilgisi olmayanlara dip not olsun buda:))

Yıl 2010, aylardan Temmuz, sıcakmı sıcak bir Temmuz günü hemde. Ben bir Ar-Ge firmasında ilk iş olayımı tecrübe edicem. Taze yüksek mühendis edalarındayım. Biliyorumki, Ayça ablamın her yaz olan yoğun Almanya-Türkiye arkadaş kafilesinden Server gelicek İsranbula, her yaz duyarım bu ismi ve dediğim gibi, facebooktada bolca görürüm ama tanışmadım henüz. İş yerime gittim, ilk iş günüm, Ayça ablam arar beni, mümkün değil olayı atlaması, ama öğlen oldu hanfendiden ses yok iyimi:) Sonra ben kendisini aradım.. Ayça ablacım nasılsın, iyiyim sen nasılsın, bende iyiyim. Napiyosun? Ay Cansuu, işi astım, Server ile kahvaltı ediyoruz. Afiyet olsun Ayça ablacım. Sen napıyorsun canım? Ben napiyim Ayça abla, işe geldim işte, ilk günüm.. Telefonun ucunda bir çığlık... Tanrııııım, nasıl unuturum. Işte böyle:) Server diyince akan sular duruyor:) Bende anlayışlı biri olarak, önemli diil Ayça ablacım dedim, ama o Serveri ben görecemmm!!! :)) Sonra akşam üstü Ayça ablam aradı ve "Cansu iş cıkışı gelde, bişiler içelim, biz Taksim'de olucaz" dedi. Bende tamam dedim…Zaten nasıl sevmemiştim o iş yerini, hiç unutmuyorum.. Akşam oldu ben İstiklale gittim. Bizim bayanlar Fransiz sokağında sarap içiyorlarmış. Ben o tarafa yürürken, onlar kalkmış. Fransız sokağının başında karşılaştık. İlk defa Server ablamı orda gördüm. Nasıl biri olduğunu, o küçücük facebook fotosundan biliyordum az cok. Sonra tabi ben Ayça ablamı görmüş olmanın mutluluğuyla, bicir bicir konuşurken, Server ablada kuzeniyle beraber yürüyordu.. Bir yandan ben ona, o bana bakıyor, ikimizde bunu hissediyoruz:) O gece bişiler içtik beraberce, o bana takıldı bolca masada:) ben ona baktim:) o bana takıldı ben ona baktım:) Ve sonra sımsıcak bir sarılmayla ayrıldık, tekrar görüşmek üzere.. Aylardan Temmuz, yıl 2010. Server ablam daha sonra Isvicreye döndü ve bizim internet üzerinden yazışmalarımız başladı.. Ben onun o sakin ve naif, ayni zamanda sevgi ile bakan gözlerini çok sevmiştim o akşam o masada..Daha sonra beni, ilk yolladığı kart ile öyle mutlu etti ve şaşırttıki sevincimi görmeliydiniz..Ve bizim birbirimize her gittiğimiz yerden kart yollama serüvenimiz başladı. Ben zaten cok severim kart atmasını ve bunu almasını seven birinide buldum ya, allahım her gittigim yerden kart atıyorum Server ablama, nefis bişey bu:) çantamda pullarla gezer oldum, o derece.. Sonraları, Server ablanın kış ve yaz Istanbul tatillerinde o nereye gelirse gelsin, onu mutlaka gördüm ve hic kaçırmadım. Hatta Isvicreye onu ziyarete bile gittim, yaşadığı şehir Bern’e Münster'e aşık oldum... Zamanla ilerleyen arkadaşlığımız bir süre sonra abla kardeş ilişkisine döndü. Onun hep sakin ve her şeyi sakin sakin hic bıkmadan dinleyen ve sonra konuşan halleri gözümden hiç gitmez.. Kızacağı zaman hiç esirgemez ama sevdiği zamanda güzel sever. Serpil ablamla başlayan ve Server ablamla devam eden aile üyelerini bir bir tanıma hikayemde hepsi ile güzel arkadaşlıklar kurmuş olmam hepsini inanılmaz benimsemem ve sevmemde, aramizdaki o güzel köprünün, geçmişe dayanan ve bizim sonradan tekrar kurduğumuz dostluğun sağlamlığı yatıyor… Bir sorun, bir mutluluk, bir sıkıntı her ne paylaşacaksam paylaşayım, etrafımda beni canı gönülden dinleyen, abla abla olan ablalarımdan biri Server ablam..

Kısacasııı, o birrr cannn, o bir sıcak yürek, o bir şarap kadını, o bir enerjik insan, o bir ben ablayım naracısı:), o bir Münster gülü, o bir keyif insanı, o bir Ayça'nın Server'i, Cansu'nun Server ablası, Serpilin başının tacı, o bir çok sevilesi pamuk yürek, benim canımm..

Server ablacım,

Seni, sizi tanımamı sağlayan Ayça Ablama ❤

Bu güzel düzeni kuran annelerimize ❤

Bu bağları sağlamlaştıran bize ❤

Teşekkür ediyorum…

Iyiki varız…

Sevgimle hep,

Cansu


2 Şubat 2013 Cumartesi

Bir garip cuma..

Bir acayip gündü bugün.. Hem güzel, hem heyecanlı, hem gerilimli, hem dingin.. Hani dört mevsim bir arada yaşanır ya, aynen öyle oldu.. Geçen yıl Mart ayında bizim bir İtalya Milano gezimiz vardı Serpille birlikte, oraya giderken yaşamıştık bir günde 4 mevsimi.. Şimdi aklıma geldi.. O günün yazısıda kayıtlıdır geçen seneden, bi ara onuda bloğuma ekleyimde blog arşivimde bulunsun:) güzel bir gündü çünkü:))
Neyse gelelim bu güne.. Cumaydı bu gün.. Haftanın son günü.. Pek severim. İş ve evi ayrı tutar, birbirine karıştırmayız hiç.. İş işte kalır, özel yaşam özelde.. Almanların bir atasözü veya bir deyimi vardır; "Arbeit ist arbeit, Schnaps ist Schnaps"
Bugün cuma. Özel yaşama girmiş durumdayız.. Bu gün bir kırtasiyeye uğradım. Amacım, hafta sonu uğraşabileceğim araç gereç temin etmekti.. Sevgili Boş defter bloğunun sahibi bir ayraçlaşma etkınliği başlatması beni bu uğraşa yöneltti. İyide yaptı.. Kitapçılarda ve kırtasiyede özel ayraçlar aradım.. Hiç birini beğenmedim. Dedim ben kendim neden yapmıyorumki? Karton ardım, orada ölçtüm, biçtim, kestim.. Şimdi onları kafama göre işleyip, desenleyeceğim.. Böylece bana özel ve tek olacakları için değerli olacaklar.. Bu bana bir heyecan kattı bugün..

Sonra eve geldim.. Oğlum Deniz, hafta içi bir ara bana dediki, anne kız arkadaşımı cuma getirebilirmiyim? Önce hayır dedim.. Sonra neden dedi? Evet neden hayır diyorum, cevaplayamadım. Hani hep mantıklı cevaplar verecektik? Elbette aklımdan geçenleri ona söyleyemezdim.. Çok erken falan.. Onun dünyasına ineyim dedim, tamam getir..
Akşam saatleri, bir taraftan yemek yapmaya çalışıyorum, diğer taraftan yaptığım alışverişi yerleştiriyorum, bir taraftan Deniz bana yardım ediyor, evi süpürge makinasına tutuyor, odasını temizliyor, bir kız arkadaş nelere kadir, diyorum. Ben söyleyince o oda hiç bu kadar güzel toplanmaz?:)) bir kez daha anlıyorumki, bir kadın erkeği derleyip topluyor.. Güzel tecrübeler ediniyor, ediniyorum..
Tam o evi süpürürken diğer oğlum odasından bir hışımla çıkıyor.. İnternet kesilmiş.. Sonra bakıyoruz, tv de yok, telefon yok, Wi-fi yok, o duvarda olan bütün elektronik aletler kararmış. Ama evde elektrik var.. Ne olduysa Deniz evi süpürge makinasına tuttuğu an oldu. Oğlumun elektriği fazla geldi galiba, prizleri yaktı. Akşam bir film var max ta. "Ay büyürken uyuyamam" Ayça ile sözleşmişiz, senkron izliycez, o Türkiye'de ben burada.. Ve yorumlar yapacağiz.. Ama tv yok.
Taylan arkadaşının doğum gününe gidecek, birşeyler yemek için acele eder, bir taraftan Deniz'in kız arkadaşı gelecek, bi taraftan evdeki elektrik sorunu.. Sakin olmaya çalışıyorum.. Hemen babamızı aradık.. Gelirken uzatmalı kablo getirmesini istedik. O sorun çözüldü.. Taylanda bir şeyler atıştırıp gitti.. Kaldık Denizle başbaşa.. Baktı ben sakinleştim, oda çıktı kız arkadaşını getirmeye.. Bende bir pembe alayım, rahatlayım dedim.. Gitti gelmez.. Ben ikinci pembeyide aldım.. Gayet rahatım:) nihayet kapı zili çaldı.. Açtım ilk giriş kapısını otomatikten.. Bekliyorum.. Normalde bir kat yukarı çıkmak 30 saniyeyi geçmez.. Hadi 1 dakika diyelim.. Bilemedin 2 dakikayi kesinlikle geçmez.. Ee hadi 3 olsun.. Yok gelmiyorlar.. Gelemiyorlar.. Bende kapıyı açıp aşağı inmiyorum.. Ağırdan alıyorum.. Kendi kendilerine hesaplaşıp tecrübe edinsinler istiyorum.. Çok genç ve tecrübesizliğin verdiği utangaçlığını yaşıyorlar.. Bu aslında güzel bir şey.. Masum utangaçlıklar güzeldir..
Neyse aradan tam 10 dakika geçti, nihayet yukarıdaki kapı zili çaldı.. Açtım kapıyı, halloo dedim, baya uzun sürdü yukarı çıkmanız? Baktım kız utanıyor.. Dedim bu durumu bende senin gibi ilk kez yaşıyorum, ikimizde aynıyız.. Kız bir gevşedi.. Girdi, kendini tanıttı.. Salona geçtik.. Toplam 5 dakika görüştük.. Kimdir, nedir nerden gelip, nereye gittiğini, ne yaptığını, öğrendiğim gibi, genel davranışını hemencecik kavradım:)) güzel kız.. Dişleri ve gülüşü güzel.. Sorulan sorulara cevap veren.. İlk izlenimim güzel.. Saygısız ve asosyal bir duruşu yok.. Ama çok gençler.. Yaşayarak tecrübe edinecekler.. Sonu olur yada olmaz.. Yarım saat sonrada gitti zaten.. Hiçte büyüttüğüm kadar olmadı yani.. Yaşayarak ne çok şey öğreniyoruz..

Akşam baba imdadımıza yetişti, bütün elektronik aletlerde oldu.. Filmi izledik.. Bir Şerif Gören filmi.. "Ay büyürken uyuyamam" film genel olarak güzeldi. Ama sonu bana çok basit geldi.

Ben şimdi kitap ayraçlarımı kafama göre dizayn etmeye başlayım.. Ve yakın bir zamanda postaya vereyim..

Boş Defter blog sahibinin başlattığı bu etkinlik eşleşmesine göre ben kura çekilişine göre kendisiyle eşleşmişim. Sevindim.. Ortak noktamız, ikiz annesi oluşumuz, ve blogdaş oluşumuz..
Ama ben bir çok ayraç yapacağım. İsteyen, ve yorum bırakan herkese özel göndereceğim bu ayraçlardan..

Ayrıca siteme üye olan hüznün tadı ve macera kitabım blog sahiplerinede sürpriz:) onların haberi yok ama..

Güzel bir cumaydı..

ayraclasma etkinligi calismalarim..

27 Ocak 2013 Pazar

Şarap ❤ ❤ ❤


Şarapla ilgili bir yazı yazmak sanki boynumun borcuymuş gibi geldi bana..
Severim şarap içmeyi.. Rengi, kadehi, görünüşü, tadı, kokusu, kibarca kadehin ince yerinden kavranan kısmı, herşeyiyle çok estetik bulurum.. Bir çok duyu organıyla yapılan bir şeydir.. Tarihi ve kültürü ilede aynı şekilde.. Çok severim, yaşanmışlığı, kültürü, değerleri olan nesneleri, insanları, uygarlıkları, halkları, halayları, türküleri, şarkıları..

Kelime olarak latinceden "vinum" olarak çok dillerde wein, wine, vino, vin gibi akrabalıkları olsada, türkçede bambaşka olarak "şarap" kelimeside çok hoş gelir bana. "ŞARAP" güzel değilmi?

Günümüzde Fransız, İtalyan, İspanya, Portekiz ve Güney Amerika şarapları öne çıksada tarihçesi Persli yani İran ve Gürcistantana dayandığını öğrendim. Hatta Gürcüce ismi "ghwino" imiş. Ve belirleyici olan sadece Gürcücedeki semantik anlamı, (anlam-bilimi) kaynayan, değişime uğrayan manasını taşırmış.. Tüm bunları tabiki araştırmalarım sonucu öğrendim. Şarap insanı araştırmacı ve öğreticide yapıyor gördüğünüz gibi:))

Sevdiğim şeylerin veya insanların derinine inmeyide çok severim mesela.. Çünkü o derinliklere indiğinde daha fazla tanırsın.. Tanıdıkça ya çok seversin, yada hiç sevmezsin.. Ama bilirsin neden sevdiğini veya sevmedığini.. Bilinçli ve kaliteli yapılmalı, yapılan herşey..

Neyse konudan sapmadan, şarabın nasıl yapıldığını yazmayacağım. Uzmanları bunu yapıyor zaten. Nasıl içileceginide yazmayacağım.. Kuralcı değil, hoşuma nasıl gidiyorsa öyle yapmayı severim. Beyaz etle beyaz şarap, kırmızı etle kırmızı şarap içilir diye bir takıntım yok. Pembe ve kırmızı şarabı severim ben.. Bir öğleden sonrası bir kadeh soğuk bir pembe içmeye bayılırım mesela. Hele bir dostun yada sevdiğin bir insan yanında sana eşlik ediyorsa, hele uzaktan karlı alp dağlarıda selam çakıyorsa o kadeh ikide olur bazen üçte.. İşte o anları yakalayan fotoğraflarım:))
Thuner See, Serpile hosgeldin diyorum:))

Serpil burada yine bir sarap hikayemi anlatirken.. Hatirliyormusun Serpil?
Blausee, Mavigölde pembe..



Akşamları içemem mesela pembe şarabı.. İlla kırmızı olacak.. Soğuk olmayacak ama.. Oda sıcaklığında. Ve sek olacak.. Tatlı ve köpüklü şaraplarıda içemem.

Şarapla birlikte, mumların yanması, radyoda güzel bir şarkıda varsa TSM mesela, birde sohbet edebileceğin biri.. Değmeyin keyfime o zaman.. En mutlu anlardır.. Şarap içmek keyifdir.. Uzun yılların özlemleri giderilir sohbetlerle.. Yaratıcılığımı artırır, daha güzel düşünür, daha güzel konuşur, daha güzel yazarım mesela:) sarhoş olmayı sevmem. Olmamda. Olanlarıda sevmem.. Kararında içilmeli..

Ben şarabı su ile birlikte içerim birde.. Kadehin yanında mutlaka bir bardakta su olur.. Tavsiye ederim.

Glühwein Münsterplatz-Bern
Haa birde noel zamanı içilen sıcak şarap (glühwein) vardır.. Bayılırım.. O soğuklarda içini dışını ısıtır insanın.
Bana özel üretim:)
Bu şarap ise çok özel üretim.. Üzerine çocuklarımızın resmini koydurtmuştu eşim ve yıllar önce doğum günü hediyemdi. Ben onu sakladım, Deniz ve Taylan'ın 18. Doğum gününde içeceğiz:) umarım bozulmamıştır. Her şarap yatırılmıyor biliyorsunuz. Bozulabiliyor..

Birde şarabın faydaları varmış.. Bu bilgiler bana ait değil. İnternetten edindiğim bilgiler.. Ama altına imzamı atarım.. Aynen böyle çünkü.. Özellikle 9. ve 10. noktalar:))

  • Şarap, sindirim bezlerini uyarır; ve mide asidinin işlevini koruduğu, barsak hareketlerini hızlandırdığı ve vitaminlerin, minerallerin emilmesini artırdığı için, vücudun sindirim verimini yükseltir.
  • İştahı artırır ve tat alımını yoğunlaştırır.
  • Böbrekleri uyardığı için su atılımını hızlandırır, idrar miktarını çoğaltır ve metabolizma artıklarının atılımını sağlar.
  • Bakteri ve virüsleri öldürdüğü; ve insanın bağışıklık sistemini harekete geçirdiği için, hastalıklara karşı koruyucu etkisi vardır.
  • Çok korkulan gezgin ishallerinde, zehirleri nötrleştirici etkisinden dolayı faydalıdır.
  • Kemik kireçlenmesini engeller ve özellikle kadınlarda tehlike oluşturan osteoporoza karşı korur.
  • Bioregenerasyon şeklinde de etkilidir, zira artmış aktivite sonucu oluşan mineral kayıplarını karşılar ve vücutta denge ve zindeliği sağlar.
  • Yaşlılığa bağlı, beyin fonksiyonlarındaki azalma, düzenli şarap kullanımı ile yavaşlatılabilir ve ayrıca, beyin kanlanması ve beyin dokusunun oksijenlenmesini artırdığı için, bedensel ve zihinsel aktiviteyi koruyucu etkisi vardır.
  • ❤ Birçok sanatçı ve tarihe geçmiş ünlü kişiliklerden bilindiği üzre, yaratıcılığı ve fantezileri artırır.
  • ❤Rahatlamayi ve stres atılımını kolaylaştırır. 
  • Doğal antioksidanlar içerdiği için, hücre yaşlanmasını yavaşlatır ve kanser ölümlerini azalttığı için,  yaşam süresini uzatır.

Bir Ömer Hayyam dörtlüğünü ile bitireyim bu yazımıda..

Şarap sonsuz hayat kaynağıdir, iç;
Gençlik sevincinin pınarıdır, iç;
Gamı yakar eritir ateş gibi,
Sağlık sularından şifalıdır, iç.